Grubu Beşeri Yerli İlaç
Alt Grubu İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
Firma Astrazeneca İlaç San.ve Tic.Ltd.Şti.
Marka BELOC
Etken Madde Kodu SGKFDX-METOPROLOL Ağızdan katı
Ambalaj Miktarı 20
Ambalaj ADET/AMBALAJ
ATC Kodu C07AB02
ATC Açıklaması Metoprolol
NFC Kodu BC
NFC Açıklaması Ağızdan Katı Gecikmeli Film Kaplı Tabletler
Kamu Kodu A01201
Patent 20 YIl
Satış Fiyatı 18,75 TL (2 Mart 2020) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 16,75 TL (18 Şubat 2019)
Kurumun Ödediği 6,51 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu E172B/E172J
Anne Sütü İlaç Anne Sütüne Geçmez.
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu
İlaç Etken Maddeleri
İlaç Eşdeğerleri (Muadilleri)

İlaç Prospektüsü

Böbrek Yetmezliği
Böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekmez.
Karaciğer Yetmezliği
Metoprolol plazma proteinlerine düşük oranda bağlandığından (%5-10), normal olarak karaciğer sirozlu hastalarda doz ayarlaması gerekmez. Ağır karaciğer fonksiyon yetmezliği belirtileri varsa (örneğin şant ameliyatı uygulanan hastalar) dozun azaltılması düşünülmelidir.
Doz Aşımı
Belirtiler: Metoprolol doz aşımına bağlı olarak ağır hipotansiyon, sinüs bradikardisi, atriyoventriküler blok, kalp yetmezliği, kardiyojenik şok, kalp durması, bronkospazm, şuur kaybı (hatta koma), bulantı, kusma ve siyanoz meydana gelebilir.
 
Birlikte alınan alkol, antihipertansif ilaçlar, kinidin ve barbitüratlar belirtileri ağırlaştırabilir.
 
Doz aşımının ilk belirtileri, ilacın alınmasından 20 dakika ile 2 saat kadar sonra ortaya çıkar.
 
Tedavi: Kusturma ya da mide lavajı. Ağır hipotansiyon, bradikardi ve kalp yetmezliği bulguları varsa, istenilen etki sağlanana kadar 2-5 dakikalık aralıklarla ya da sürekli infüzyon şeklinde bir ß1-uyarıcı (ör. prenalterol) arzulanan etki elde edilene kadar uygulanmalıdır. Selektif ß1-uyarıcının bulunamadığı durumlarda dopamin kullanılabilir; ya da, vagus sinirini bloke etmek amacıyla intravenöz yoldan atropin sülfat uygulanabilir.
 
Yeterli bir yanıt alınamadığında, dobutamin gibi diğer sempatomimetik ilaçlar ya da noradrenalin gibi ilaçlar kullanılabilir.
 
1-10 mg dozunda glukagon da kullanılabilir. Pacemaker gerekli olabilir. Bronkospazma karşı intravenöz yoldan ß2-agonistler uygulanabilir.
 
ß-bloker doz aşımı durumunda gereken antidot dozlarının, ß-reseptörleri ß-bloker tarafından işgal edilmiş olduğu için önerilen terapötik dozların çok üstünde olduğuna dikkat edilmelidir.
Endikasyonlar
  • Hipertansiyon: Kan basıncını düşürmek, kardiyovasküler ve koroner mortalite ile morbidite riskini azaltmak.
  •  Angina pectoris.
  •  Supraventriküler taşikardi dahil olmak üzere kalp ritim bozuklukları.
  •  Miyokard enfarktüsünün idame tedavisi.
  •  Palpitasyonlu fonksiyonel kalp hastalıkları.
  •  Migren proflaksisi.
Farmakodinamik Özellikler
Metoprolol, ß1-selektif beta-blokerdir. ß2-reseptörlerini bloke etmek için gerekenlerden çok daha düşük dozlarda ß1-reseptörlerini bloke eder. Metoprololün membran stabilize edici etkisi ihmal edilebilecek kadar düşüktür ve parsiyel agonist etki göstermez.
 
Metoprolol, fiziksel ve mental stres sırasında salgılanan katekolaminlerin kalp üzerindeki agonistik etkilerini azaltır ya da inhibe eder. Katekolaminlerin akut olarak yükselmesi durumunda ortaya çıkan kalp hızı, kalp debisi, kardiyak kontraktilite ve kan basıncı artışı, metoprololün etkisiyle azalır. Metoprolol, yüksek endojen adrenalin düzeylerinin varlığında, selektif olmayan ß-blokerlere göre kan basıncı kontrolünü daha az etkiler.
 
Metoprolol, zorunlu olduğu durumlarda, obstrüktif akciğer hastalığı semptomları bulunan hastalarda bir ß2-agonistle birlikte kullanılabilir. Bir ß2-agonist ile birlikte terapötik dozlarda verilen Metoprolol, ß2-agonistinin sağladığı bronkodilatasyonu, selektif olmayan ß-blokerlerden daha az etkiler.
 
Metoprolol, selektif olmayan ß-blokerlere göre insülin salgılanmasını ve karbonhidrat metabolizmasını daha az etkiler.
 
Metoprolol, selektif olmayan ß-blokerlere göre hipoglisemi karşısında kardiyovasküler yanıtı daha az etkiler.
 
Kısa süreli araştırmalarda, Metoprololün kan trigliserit düzeyinde hafif bir artışa ve serbest yağ asitlerinde düşmeye yol açtığı görülmüştür. Bazı hastalarda, selektif olmayan ß-blokerlerden daha az olmakla birlikte, yüksek dansiteli lipoprotein (HDL) fraksiyonunda hafif bir azalma gözlenmiştir. Bununla birlikte, birkaç yıl süren bir çalışmada metoprolol tedavisinin total serum kolesterol düzeyinde belirgin bir azalma görülmüştür.
 
Metoprolol tedavisi sırasında yaşam kalitesi korunur ya da yükselir.
 
Metoprolol, miyokard enfarktüsü geçirenlerde yaşam kalitesini yükseltir.
 
Oral yoldan alınan metoprolol tamamen emilir. Terapötik doz aralığında, plazma konsantrasyonu doz ile orantılı olarak yükselir. Metoprolol alındıktan 1.5 – 2 saat sonra en yüksek plazma konsantrasyonu sağlanır.
 
Metoprololün Durules formunda verilmesi daha düzeyli açığa çıkmasını sağlar ve böylece en yüksek plazma düzeyleri azalır. Normal tabletlerle karşılaştırıldığında emilim ve etki süresi daha uzundur. Bu faktörler daha uygun doz sağlar ve b1-selektivitesini arttırabilir.
 
İlk geçiş metabolizmasının yüksek olması nedeniyle, oral yoldan tek doz olarak verilen metoprololün sistemik biyoyararlanımı yaklaşık % 50’dir.
 
Dozların tekrarlanmasıyla sistemik yararlanım % 70’e ulaşır. Metoprololün yiyecek ile birlikte alınması oral dozun sistemik yararlanımını % 30-40 gibi arttırabilir. Metoprolol plazma proteinlerine yaklaşık % 5-10 oranında bağlanır.
 
Metoprolol, karaciğerde oksidatif metabolizmaya uğrar. Saptanan üç temel metabolitinin klinik açıdan anlamlı bir beta-bloker etkisi yoktur.
 
Kural olarak, oral yoldan verilen dozun %95’inden fazlası idrarda saptanabilir. Verilen dozun yaklaşık %5’i idrarla değişmemiş olarak atılır. Bu değer çok ender olarak bazı hastalarda %30’a kadar yükselebilir. Plazmadaki metoprololün eliminasyon yarılanma süresi ortalama 3.5 saattir (1-9 saat). Total klirens hızı yaklaşık dakikada 1 litredir.
 
Metoprololün yaşlı hastalardaki farmakokinetik özellikleri gençlerdekine göre anlamlı bir değişiklik göstermez. Böbrek fonksiyonları azalan hastalarda metoprololün sistemik yararlanımı değişmez, ancak metabolitlerinin atılımı gecikir. Glomerül filtrasyon hızı dakikada 5 mL’nin altında olan hastalarda metabolitleri belirgin bir şekilde birikim göstermekle birlikte, bu birikim beta-bloker etkiyi güçlendirmez.
 
Proteinlere bağlanma oranının düşük olması nedeniyle, karaciğer fonksiyonlarının azalması metoprololün farmakokinetik özelliklerini çok az etkiler. Bununla birlikte, ağır karaciğer sirozu olan hastalarda ve porta-kaval şant ameliyatı uygulananlarda metoprololün biyoyararlanımı artabilir ve total klirensi azalabilir. Porta-kaval şantlı hastalarda total klirens yaklaşık 0.3 litre/dakika’dır ve sağlıklı kişilere göre plazma konsantrasyonu-zaman eğrisi (AUC) değeri 6 kata kadar yükselebilir.
Farmakokinetik Özellikler
Metoprolol, ß1-selektif beta-blokerdir. ß2-reseptörlerini bloke etmek için gerekenlerden çok daha düşük dozlarda ß1-reseptörlerini bloke eder. Metoprololün membran stabilize edici etkisi ihmal edilebilecek kadar düşüktür ve parsiyel agonist etki göstermez.
 
Metoprolol, fiziksel ve mental stres sırasında salgılanan katekolaminlerin kalp üzerindeki agonistik etkilerini azaltır ya da inhibe eder. Katekolaminlerin akut olarak yükselmesi durumunda ortaya çıkan kalp hızı, kalp debisi, kardiyak kontraktilite ve kan basıncı artışı, metoprololün etkisiyle azalır. Metoprolol, yüksek endojen adrenalin düzeylerinin varlığında, selektif olmayan ß-blokerlere göre kan basıncı kontrolünü daha az etkiler.
 
Metoprolol, zorunlu olduğu durumlarda, obstrüktif akciğer hastalığı semptomları bulunan hastalarda bir ß2-agonistle birlikte kullanılabilir. Bir ß2-agonist ile birlikte terapötik dozlarda verilen Metoprolol, ß2-agonistinin sağladığı bronkodilatasyonu, selektif olmayan ß-blokerlerden daha az etkiler.
 
Metoprolol, selektif olmayan ß-blokerlere göre insülin salgılanmasını ve karbonhidrat metabolizmasını daha az etkiler.
 
Metoprolol, selektif olmayan ß-blokerlere göre hipoglisemi karşısında kardiyovasküler yanıtı daha az etkiler.
 
Kısa süreli araştırmalarda, Metoprololün kan trigliserit düzeyinde hafif bir artışa ve serbest yağ asitlerinde düşmeye yol açtığı görülmüştür. Bazı hastalarda, selektif olmayan ß-blokerlerden daha az olmakla birlikte, yüksek dansiteli lipoprotein (HDL) fraksiyonunda hafif bir azalma gözlenmiştir. Bununla birlikte, birkaç yıl süren bir çalışmada metoprolol tedavisinin total serum kolesterol düzeyinde belirgin bir azalma görülmüştür.
 
Metoprolol tedavisi sırasında yaşam kalitesi korunur ya da yükselir.
 
Metoprolol, miyokard enfarktüsü geçirenlerde yaşam kalitesini yükseltir.
 
Oral yoldan alınan metoprolol tamamen emilir. Terapötik doz aralığında, plazma konsantrasyonu doz ile orantılı olarak yükselir. Metoprolol alındıktan 1.5 – 2 saat sonra en yüksek plazma konsantrasyonu sağlanır.
 
Metoprololün Durules formunda verilmesi daha düzeyli açığa çıkmasını sağlar ve böylece en yüksek plazma düzeyleri azalır. Normal tabletlerle karşılaştırıldığında emilim ve etki süresi daha uzundur. Bu faktörler daha uygun doz sağlar ve b1-selektivitesini arttırabilir.
 
İlk geçiş metabolizmasının yüksek olması nedeniyle, oral yoldan tek doz olarak verilen metoprololün sistemik biyoyararlanımı yaklaşık % 50’dir.
 
Dozların tekrarlanmasıyla sistemik yararlanım % 70’e ulaşır. Metoprololün yiyecek ile birlikte alınması oral dozun sistemik yararlanımını % 30-40 gibi arttırabilir. Metoprolol plazma proteinlerine yaklaşık % 5-10 oranında bağlanır.
 
Metoprolol, karaciğerde oksidatif metabolizmaya uğrar. Saptanan üç temel metabolitinin klinik açıdan anlamlı bir beta-bloker etkisi yoktur.
 
Kural olarak, oral yoldan verilen dozun %95’inden fazlası idrarda saptanabilir. Verilen dozun yaklaşık %5’i idrarla değişmemiş olarak atılır. Bu değer çok ender olarak bazı hastalarda %30’a kadar yükselebilir. Plazmadaki metoprololün eliminasyon yarılanma süresi ortalama 3.5 saattir (1-9 saat). Total klirens hızı yaklaşık dakikada 1 litredir.
 
Metoprololün yaşlı hastalardaki farmakokinetik özellikleri gençlerdekine göre anlamlı bir değişiklik göstermez. Böbrek fonksiyonları azalan hastalarda metoprololün sistemik yararlanımı değişmez, ancak metabolitlerinin atılımı gecikir. Glomerül filtrasyon hızı dakikada 5 mL’nin altında olan hastalarda metabolitleri belirgin bir şekilde birikim göstermekle birlikte, bu birikim beta-bloker etkiyi güçlendirmez.
 
Proteinlere bağlanma oranının düşük olması nedeniyle, karaciğer fonksiyonlarının azalması metoprololün farmakokinetik özelliklerini çok az etkiler. Bununla birlikte, ağır karaciğer sirozu olan hastalarda ve porta-kaval şant ameliyatı uygulananlarda metoprololün biyoyararlanımı artabilir ve total klirensi azalabilir. Porta-kaval şantlı hastalarda total klirens yaklaşık 0.3 litre/dakika’dır ve sağlıklı kişilere göre plazma konsantrasyonu-zaman eğrisi (AUC) değeri 6 kata kadar yükselebilir.
Farmasötik Şekli
Yavaş Salımlı Film Tablet
Formülü
Her yavaş salımlı film tablette 200 mg metoprolol tartrat bulunur.
 
Boyar madde: Titanyum dioksit.
İlaç Etkileşmeleri
Sempatik gangliyon blokerleri, diğer beta-blokerleri (ör. göz damlaları) ya da MAO inhibitörleri ile birlikte Metoprololtablet kullanan hastalar yakından izlenmelidir.
 
Klonidin ile birlikte sürdürülen tedavinin kesilmesi düşünülüyorsa, beta-bloker tedavisi klonidin tedavisinden birkaç gün önce sonlandırılmalıdır.
 
Verapamil ve diltiazem türü kalsiyum antagonistleri ve/veya antiaritmik ilaçlar ile metoprololün birlikte kullanıldığı durumlarda olası negatif inotropik ve kronotropik etkiler açısından dikkatli olunmalıdır. ß-bloker tedavisi gören hastalara intravenöz yoldan verapamil türü kalsiyum antagonistleri uygulanmamalıdır.
 
Beta-blokerler, antiaritmik ilaçların (kinidin ve amiodaron türü) negatif inotropik ve negatif dromotropik etkilerini arttırabilir.
 
ß-bloker tedavisindeki hastalarda, inhalasyon anestetikleri kardiyodepresan etkiyi güçlendirebilir.
 
Enzim uyarıcı ve inhibe edici ilaçlar, metoprololün plazma düzeyini etkileyebilir. Rifampisin metoprololün plazma düzeyini düşürür, simetidin, alkol ve hidralazin metoprololün plazma konsantrasyonunu yükseltebilir.
 
İndometasin ya da diğer prostaglandin sentetaz inhibitörleri, ß-blokerlerin antihipertansif etkisini azaltabilir.
 
Belirli bazı koşullarda adrenalin ß-bloker tedavisi gören hastalara uygulandığında, kardiyoselektif ß-blokerler, selektif olmayan ß-blokerlere göre kan basıncı kontrolünü daha az etkiler.
 
ß-bloker alan hastalarda oral antidiyabetiklerin dozlarının yeniden ayarlanması gerekebilir.
Kontraendikasyonlar
İkinci ya da üçüncü derece atriyoventriküler blok, kompanse olmayan kalp yetmezliği, klinik olarak belirgin sinüs bradikardisi, hasta sinüs sendromu, kardiyojenik şok, ağır periferik arteriyel dolaşım bozukluğu.
 
Kalp hızı dakikada 45'in altında, P-Q aralığı 0.24 saniyenin üzerinde, sistolik kan basıncı 100 mm Hg'nin altında ve/veya ağır kalp yetmezliği olan akut miyokard enfarktüsü geçirdiğinden kuşkulanılan hastalara metoprolol verilmemelidir.
 
Beloc Durules, bileşimindeki maddelerden herhangi birine ya da diğer ß-blokerlere aşırı duyarlı hastalarda kontrendikedir.
Kullanım Şekli Ve Dozu
Tabletler kahvaltı ile ya da önce bir miktar su ile alınabilir.
 
Tabletler çiğnenmemeli ve ezilmemelidir.
 
Hipertansiyon
 
Günlük doz 100-200 mg’dır (½-1 tablet). 200 mg’lık günlük doz, sabahları tek bir seferde veya iki kısma bölünerek ½ tablet şeklinde bir sabah, bir akşam ya da 200 mg’lık bir Durules tablet kullanılarak sabahları bir defada alınabilir. Eğer günde 200 mg (1 tablet) tatmin edici bir etki sağlamazsa, bu dozun arttırılması veya başka bir hipotansif ilacın birlikte kullanılması gerekebilir.
 
Hipertansiyonlu hastalarda günde 100-200 mg metoprolol ile yürütülen üzun süreli antihipertansif tedavilerin, ani kardiyovasküler ölüm,inme ve koroner olaylar dahil total mortaliteyi azalttığı gösterilmiştir.
 
Angina pectoris
 
Günlük doz 100-200 mg’dır (½-1 tablet). 200 mg’lık günlük doz, sabah ve akşam ½ tablet şeklinde iki kısımda ya da 200 mg’lık bir Durules tablet kullanılarak sabahları bir defada alınabilir. Ağır vakalarda bu doz, istenildiği takdirde daha da arttırılabilir, ya da antianginal ilaçlarla kullanılabilir.
 
Kalp Aritmileri
 
Önerilen doz günde 2 defa (sabah ve akşam) 100-200 mg’dır.                               
 
Gerekiyorsa doz yükseltilebilir ya da tedaviye başka bir antiaritmik ilaçlar eklenebilir.
 
Miyokard enfarktüsünün idame tedavisi
 
Oral yoldan günde bir defa 200 mg’lık bir Durules Tablet ile sürdürülen uzun süreli tedavilerin ölüm riskini azalttığı (ani ölüm dahil) ve enfarktüsün tekrarlama riskini azalttığı (diabetes mellituslu hastalar dahil) gösterilmiştir.
 
Palpitasyonlu fonksiyonel kalp hastalıkları
 
Önerilen doz günde bir defa 100 mg’dır. Gereken durumlarda doz 200 mg’a yükseltilebilir.
  
Migren profilaksisi
 
Önerilen doz günde bir defa 100-200 mg’dır.
 
Bu doz ikiye bölünerek sabah ve akşam ya da 200 mg’lık bir Durules Tablet kullanılarak sabahları bir defada alınabilir.
 
Böbrek yetmezliği olan hastalar
 
Böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekmez.
 
Karaciğer yetmezliği olan hastalar
 
Metoprolol plazma proteinlerine düşük oranda bağlandığından (%5-10), normal olarak karaciğer sirozlu hastalarda doz ayarlaması gerekmez. Ağır karaciğer fonksiyon yetmezliği belirtileri varsa (örneğin şant ameliyatı uygulanan hastalar) dozun azaltılması düşünülmelidir.
 
Yaşlı hastalar
 
Yaşlı hastalarda doz ayarlaması gerekmez.
 
Çocuklar
 
Çocuklarda Metoprolol tedavisi ile ilgili deneyim sınırlıdır.

 

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri
Beloc® 5 mg/5 mL IV Enjeksiyonluk Solüsyon İçeren Ampul: 1 mL’de 1 mg metoprolol tartrat içeren 5 mL’lik ampullerde.
Beloc® ZOK 25 mg Kontrollü Salımlı Film Tablet: Her kontrollü salımlı film tablette 25 mg metoprolol tartrata eşdeğer 23,75 mg metoprolol süksinat içeren 20 tabletlik blister ambalajlarda.
Beloc® ZOK 50 mg Kontrollü Salımlı Film Tablet: Her kontrollü salımlı film tablette 50 mg metoprolol tartrata eşdeğer 47.5 mg metoprolol süksinat içeren 20 ve 90 tabletlik blister ambalajlarda. 
Beloc® ZOK 100 mg Kontrollü Salımlı Film Tablet: Her kontrollü salımlı film tablette 100 mg metoprolol tartrata eşdeğer 95 mg metoprolol süksinat içeren 20 ve 90 tabletlik blister ambalajlarda.
Saklama Koşulları
30°C altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.
 
Çocukların göremeyeceği ve erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız..
Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği
20 tabletlik blister ambalajlarda.
Uyarılar/Önlemler
Beta-bloker tedavisi gören hastalara intravenöz yoldan verapamil türü kalsiyum antagonistleri uygulanmamalıdır.
 
Genel bir kural olarak, astımlı hipertansif hastaların tedavisi sırasında, ek olarak tablet ve/veya aerosol halinde ß2-agonist tedavisi de uygulanmalıdır. Metoprolol tablet tedavisine başlanırken ß2-agonist dozunun ayarlanması (yükseltilmesi) gerekebilir. Metoprolol tedavisi sırasında hipoglisemi belirtilerinin maskelenme ve karbonhidrat metabolizması ile etkileşim riski, alışılmış ß1-selektif ß-bloker tablet formülasyonlarından daha az ve selektif olmayan ß-blokerlerden çok daha azdır.
 
Metoprolol tedavisinden önce ve tedavisi sırasında kalp yetmezliği bulunan hastalar kompanse duruma getirilmelidir.
 
Çok seyrek olarak, önceden varolan orta şiddetteki bir atriyoventriküler ileti bozukluğunun ağırlaşması mümkündür (atriyo-ventriküler bloğa yol açabilir).
 
Hastada artan bir bradikardi oluşursa metoprolol dozu azaltılmalı ya da yavaş yavaş kesilmelidir.
 
Metoprolol, kan basıncını düşürücü etkisine bağlı olarak, periferik arteriyel dolaşım bozukluklarının belirtilerini şiddetlendirebilir.
 
Feokromositoması bulunan bir hastaya Metoprolol tablet tedavisiyle birlikte bir a‑bloker de verilmelidir.
 
Ameliyattan önce anesteziste, hastanın Metoprolol tablet kullandığı bildirilmelidir. Ameliyata girecek hastalarda beta-bloker tedavisinin kesilmesi önerilmez.
 
Metoprolol tedavisinin aniden kesilmesinden sakınmak gereklidir. Mümkün olduğu takdirde, metoprolol dozu giderek azaltılmalı ve tedavi 10-14 günlük bir dönemde sonlandırılmalıdır. ß-bloker tedavisinin kesilme döneminde, özellikle iskemik kalp hastalığı olduğu bilinenler yakından izlenmelidir. Beta-bloker tedavisinin kesilmesi sırasında, ani ölüm dahil koroner olayların riski artabilir.
 
ß-bloker tedavisi gören hastalarda anaflaktik şok daha ağır seyreder.
 
Gebelik ve Emzirme Döneminde Kullanım
 
İlaçların çoğunda olduğu gibi, Metoprolol gebelikte ve emziren annelerde ancak zorunlu olduğu takdirde kullanılmalıdır. Tüm antihipertansifler gibi, beta-blokerler de fetüsde, yenidoğan ve anne sütü alan bebeklerde istenmeyen yan etkilere (örneğin bradikardiye) neden olabilir.
 
Anneye tedavi için verilen dozaj normal tedavi dozuysa, süte geçen metoprolol miktarının beta-bloker etkisi önemsizdir.

Araç ve Makine Kullanmaya Etkisi 

Nadiren halsizlik ve sersemliğe yol açabileceğinden, hastaların Metoprolol tedavisine nasıl yanıt verdikleri bilinmelidir.

Yan Etkileri / Advers Etkiler
Metoprolol iyi tolere edilir ve yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir. Aşağıdaki yan etkilerin çoğu alışılmış metoprolol tabletleri ile yapılan klinik çalışmalar ya da rutin kullanım sırasında bildirilen yan etkilerdir. Bu yan etkilerin çoğunun metoprolol tablet tedavisi ile bağlantısı kanıtlanmamıştır. Yan etkileri sıklığı şu şekilde tanımlanmıştır: Çok sık (>%10), sık (%1-%9.9), seyrek (%0.1-%0.9), ender (%0.01-%0.09), çok ender (<%0.01).
 
Kardiyovasküler sistem
 
Sık: Bradikardi, postüral bozukluklar (çok ender olarak senkopla birlikte), ekstremitelerde soğuma, palpitasyon.
 
Seyrek: Kalp yetmezliği belirtilerinde geçici ağırlaşma, birinci derece atriyoventriküler blok, ödem, perikardiyal ağrı.
 
Ender: Kalp ileti bozuklukları, aritmi.
 
Çok ender: Ağır periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda gangren.
 
Merkezi sinir sistemi
 
Çok sık: Halsizlik.
 
Sık: Sersemlik, başağrısı.
 
Seyrek: Parestezi, kas krampı.
 
Gastrointestinal sistem
 
Sık: Bulantı, karın ağrısı, diyare, konstipasyon.
 
Seyrek: Kusma. Ender: Ağız kuruluğu.
 
Hematolojik
 
Çok ender: Trombositopeni
 
Hepatik
 
Ender: Karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluklar.
 
Metabolizma
 
Seyrek: Kilo alma.
 
Psikiyatrik
 
Seyrek: Depresyon, konsantrasyon güçlüğü, uykusuzluk ya da uyku artışı, kabus.
 
Ender: sinirlilik, anksiyete, empotans/seksüel disfonksiyon.
 
Çok ender: Amnezi/hafıza güçlüğü, konfüzyon, halüsinasyon.
 
Solunum sistemi
 
Sık: Egzersiz sırasında dispne.
 
Seyrek: Bronkospazm.
 
Ender: Rinit.
 
Duyu organları
 
Ender: Görme bozukluğu, gözlerde kuruma ve/veya iritasyon, konjunktivit.
 
Çok ender: Kulak çınlaması, tat duyusu bozuklukları.
 
Deri
 
Seyrek: Deri döküntüsü (psoriasiform ürtiker ve distrofik deri lezyonları tarzında, terleme artışı.
 
Ender: Saç dökülmesi.
 
Çok ender: Fotosensitivite reaksiyonları, psoriasisde ağırlaşma.
 
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.