Grubu Beşeri İthal İlaç
Alt Grubu İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
Firma Servier İlaç ve Araştırma A.Ş.
Marka COVERSYL
Etken Madde Kodu SGKFJH-PERINDOPRIL Ağızdan katı
Ambalaj Miktarı 30
Ambalaj KUTU/AMBALAJ
ATC Kodu C09AA04
ATC Açıklaması Perindopril
NFC Kodu BC
NFC Açıklaması Ağızdan Katı Film Kaplı Tabletler
Kamu Kodu A09332
Patent Orjinal
Satış Fiyatı 16,81 TL (2 Mart 2020) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 15,02 TL (5 Şubat 2020)
Kurumun Ödediği 9,78 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu E475B
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu
İlaç Etken Maddeleri

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Doz aşımı durumunda oluşma olasılığı en yüksek primer toksik etki hipotansiyondur. Ağır hipotansiyon oluştuğunda, hasta başı aşağıda kalacak şekilde yatar pozisyona getirilerek ve gerekli olduğunda IV izotonik serum fizyolojik infüzyonuyla ya da kan hacmini artırıcı diğer yollarla bu durum dengelenmelidir. Özellikle renal yetmezliği olan hastalarda ve NSAI ilaç alanlarda hiperkalemi gelişebilir; semptomatik ve destekleyici tedavi yapılmalıdır. Perindopril’in aktif biçimi olan perindoprilat, ayrıca diyalizle uzaklaştırılır (bkz. Farmakokinetik özellikler).

Endikasyonlar
  •  Hipertansiyon
  •  Konjestif kalp yetmezliği
  • Serebrovasküler hastalık hikayesi olan hastalarda tekrarlayan inmeden korunmada indapamid ile birlikte kombine olarak kullanılır.
  • Stabil koroner arter hastalığı olan hastalarda konvansiyonel tedaviye ilave kullanılan perindopril, kardiyak olayları azaltmada endikedir.
Farmakodinamik Özellikler
Perindoprilatın kan basıncını düşürme mekanizması, anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) aktivitesinin inhibisyonuna dayanmaktadır. Perindopril, anjiyotensin I’I, bir vazokonstriktör olan ve anjiyotensin II’ye dönüştüren enzimin inhibitörüdür. Anjiyotensin II, adrenal korteksten aldosteron salgılamasını uyaran güçlü bir periferal vazokonstriktördür ve renin salgılaması üzerine negatif geribildirim sağlar. ADE inhibisyonu, plazma anjiyotensin II’nin azalmasını sağlar ve bu nedenle, vazokonstriksiyon azalır, plazma renin aktivitesi artar ve aldosteron salgılaması azalır.
Güçlü bir vazodepresör peptid olan bradikinin seviyelerinin yükselmesinin Perindopril tabletlerinin terapötik etkisindeki rolü henüz açıklanmamıştır. ADE, bradikininlerin bozunmasına sebep olan enzim kininaz II ile benzerdir.
Perindoprilin kan basıncını düşürmede ana mekanizmasının renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminden kaynaklanır ve düşük renin hipertansiyonunda dahi etkisi bulunmaktadır.
Perindopril ile ADE inhibisyonu doza ve kan konsantrasyonlarına bağlıdır ve 10 mg’lık doz ile %80-90 inhibisyon 10-12 saat sürmektedir. Bu dozlardan sonra 24 saat ADE inhibisyonu yaklaşık %60’tır.
Perindopril alımından sonra kan basıncında azalmaya, periferal arteryel dirençte azalma ve iyileşen arteryel duvar uyumu eşlik etmektedir. Esansiyel hipertansiyonu olan hastalarda yapılan çalışmalarda, kan basıncındaki azalmaya ek olarak, kalp hızı veya glomerüler filtrasyon hızında değişiklik olmaksızın periferal dirençte azalma gözlenmiştir.
Farmakokinetik Özellikler
Perindopril oral yolla hızla emilir ve doruk konsantrasyona 1 saatte ulaşılır. Emilimden sonra sistemde mevcut perindoprilin %30-50’si aktif metaboliti olan perindoprilat’a hidrolize olur. Perindoprilat doruk plazma konsantrasyonuna perindopril alımından 3-7 saat sonra ulaşılır. Perindoprilin emilim hızı veya miktarı gastrointestinal sistemde bulunan gıdadan etkilenmemekle birlikte, perindoprilatın biyoyararlanımı yaklaşık %35 oranında azalmaktadır.
Perindopril ve perindoprilat Cmax ve AUC değerleri, hem tek oral dozdan sonra ve hem de günde bir kez çoklu doz rejimi sırasında sabit durumda, lineer ve dozla orantılı olarak artar.
Perindoprilin ortalama yarı-ömrü yaklaşık 0,8 – 1,0 saattir. Günde bir kez çoklu doz rejimi ile perindopril birikim yapmamaktadır. Perindoprilin ortalama vücut klerensi 219 – 362 mL/dak, ortalama renal klerensi 23,3 – 28,6 mL/dak’dır.
Aktif metabolit olan perindoprilat, ilacın oral kullanımından sonra çoküslü farmakokinetik sergiler. Perindoprilat, 3 ile 7 saat arasındaki doruk plazma konsantrasyonları ile dereceli olarak oluşur. Plazma konsantrasyonlarında bunu takip eden azalma, eliminasyonun çoğu için belirgin ortalama yarı-ömrün 3-10 saat arasında olduğunu, uzatılmış terminal eliminasyon yarı-ömrünün, plazma/doku ADE bağlanma bölgelerinden perindoprilat ayrılması yavaş olduğundan 30-120 saat arası olduğunu göstermektedir. Tekrarlanan, oral yoldan günde bir kez Perindopril dozu ile perindoprilat yaklaşık 1.5-2.0 kat birikir ve sabit durum plazma seviyelerine 3-6 günde ulaşılır. Perindoprilat ve metabolitlerinin klerensi neredeyse tamamen renal yolladır.
Perindopril oral kullanımdan sonra büyük oranda metabolize olur ve dozun yalnız %4 – 12’si değişmeden idrarda bulunur.
Perindoprilin yaklaşık %60’ı plazma proteinlerine bağlanır, perindoprilatın ise yalnız %10 – 20’si bağlanır. Dolayısıyla proteinlere bağlanma etkisinden kaynaklanacak ilaç etkileşimleri beklenmez.
Konjestif kalp yetersizliği olan hastalarda perindoprilat klerensi azalmaktadır.
Renal fonksiyonlarda azalma, perindoprilat plazma konsantrasyonlarının yükselmesine yol açar. Perindoprilat’ın diyaliz klerensi 37,4 – 91,0 mL/dak’dır (ortalama 67,2 mL/dak).
Yaşlılarda perindopril ve perindoprilat plazma konsantrasyonları 2 kat yüksektir.
Hepatik fonksiyonları bozuk olan hastalarda perindoprilat plazma konsantrasyonları normal karaciğer fonksiyonu olan kişilerden yaklaşık %50 yüksektir.
Farmasötik Şekli

tablet

Formülü

Her tablet 5 mg. perindopril (INN) (arjinin tuzu halinde) ve renklendirici olarak bakır klorofilin ve titanyum dioksit içermektedir.

İlaç Etkileşmeleri
Önerilmeyen kombinasyonlar:
 
Potasyum tutucu diüretikler (amilorid, potasyum kanrenoat, spironolakton, triamteren, tek başına ya da kombinasyon biçiminde...), potasyum tuzları
Hiperkalemi (özellikle böbrek yetersizliği durumunda potasyum artırıcı etkilerinin eklenmesiyle) potansiyel olarak fataldir. Hipokalemi dışında, ek potasyum verilmesine gerek yoktur. ya da potasyum tutucu diüretikleri ADE inhibitörleriyle kombine kullanmamak gerekir.
 
Lityum
Kan lityumunda toksik düzeylere ulaşabilen artış gözlemlenmiştir (lityumun böbrek yoluyla atılımında azalma). Bir ADE inhibitörünün kullanımı gerekiyorsa, kan lityumu yakından izlenmeli ve doz ayarlanmalıdır.
 
Estramustin 
Anjiyonörotik ödem gibi istenmeyen etkilerde artış riski (anjiyoödem) vardır.
 
Kullanım için önlem alınmasını gerektiren kombinasyonlar
 
NSAID’ler ve asetilsalisilik asid (aspirin) > 3 gr/gün 
Akut renal yetersizliği olan hastalarda (yaşlı ve/veya dehidrate hastalar) NSAID’lerin sebebiyet verdiği, vasodilatör prostaglandinlerin inhibisyonu ile, azalan glomerüler filtrasyon riski vardır. Aksi takdirde antihipertansif etkide azalma gözlemlenir.
Hidrate hastalar: tedavinin başlangıcında renal fonksiyonlar gözlemlenir.
 
Antidiyabetik ajanlar (insülinler, sülfonilüreler) 
Kaptopril, enalapril için tanımlanan uyarı ve önlemler dikkate alınmalıdır.
 
ADE inhibitörlerinin kullanımı, insülin ya da sülfonilüre tedavisi alan diyabetiklerde hipoglisemik etkiyi artırabilir. Hipoglisemi, çok ender görülmektedir (insülin gereksiniminin azalmasına yol açan glukoz toleransında düzelme).
 
Perindopril tedavisi alan diyabetik hastalar kan glukozunu kendi kendilerine izlemeye yönlendirilmelidir.
 
Baklofen 
Perindoprilin baklofen ile birlikte kullanımı ile antihipertansif etkide artış görülebilir.
 
Gerekli olduğunda, kan basıncı izlenmeli ve antihipertansif ajanın dozu ayarlanmalıdır.
 
Tiyazid benzeri diüretikler 
Daha önceden su ve sodyum kaybının olduğu durumlarda, bir ADE inhibitörüyle yapılan tedavinin başlangıcında ani hipotansiyon ve/veya akut böbrek yetersizliği riski mevcuttur.
 
Daha önceki diüretik tedavisinin su ve sodyum kaybına yol açmış olabileceği (son zamanlarda diüretiklerle tedavi edilmiş hastalar, az tuzlu diyet uygulayan hastalar, hemodiyaliz hastaları) hipertansif hastalarda aşağıdakiler önerilmektedir:
  • ADE inhibitörü tedavisine başlamadan önce, diüretiğin kesilmesi ve daha sonra gerekli olduğunda potasyum tutucular dışında bir diüretikle tedaviye yeniden başlanması ya da,
  • Tedaviye düşük doz ADE inhibitörü ile başlanması ve dozun giderek artırılması.
Tüm vakalarda, ADE inhibitörü tedavisine başladıktan sonra ilk birkaç hafta boyunca böbrek fonksiyonlarının (kan kreatinini) izlenmesi gerekir.
 
Dikkate alınması gereken kombinasyonlar
 
Amifostin 
Antihipertansif etkide artış gözlenebilir.
 
Trisiklik antidepresanlar, nöroleptikler 
Antihipertansif etki ve ortostatik hipotansiyon riski artar (aditif etki).
 
Kortikosteroidler, tetrakosaktid (oral uygulama, Addison hastlalığında kulllanılan hidrokortizon dışında)  
Antihipertansif etkide azalma (kortikosteroide bağlı su ve sodyum retansiyonu) gözlemlenebilir.
 
Ürolojik kullanılan alfablokörler: alfuzosin, prazosin, terazosin, tamsulosin
Hipotansif etkide ve ortostatik hipotansiyonda artış riski mevcuttur.
Kontraendikasyonlar
  • Formülde yer alan herhangi bir maddeye karşı hassasiyeti olan kişilerde kullanılmamalıdır.
  • Perindopril’e karşı hipersensitivite, ADE-I kullanımına bağlı anjiyo ödem hikayesi (Quincke ödemi)
  • Gebelik ve emzirme
  • Relatif kontrendikasyonlar:
§         Potasyum tutucu diüretikler
§         Potasyum ve lityum tuzları ile kombinasyon
§         Bileteral renal arter stenozu veya fonksiyonel böbrekte renal arter stenozu
§         Hiperkalemi

 

Kullanım Şekli Ve Dozu
Perindopril tablet, aktif metaboliti perindoprilat’ın biyoyararlanımının yemekler ile modifiye olmasından dolayı, yemeklerden önce alınmalıdır.
Perindopril günlük tek doz olarak verilir.
  
Esansiyel hipertansiyonda: 
Normal şartlar altında ve hekim kontrolünde; etkili doz, sabahları alınmak üzere günde 5 mg ’dır. Tedaviye alınan cevaba göre, dozaj tedricen olmak üzere 3-4 hafta içinde günlük tek seferde 10 mg’a çıkartılır.
 
Kardiyak olay riskini azaltmada: 
Stabil koroner arter hastalığı olan hastalarda, konvansiyonel tedaviye ilave kullanılan Coversyl’e ilk iki hafta günde bir kez 5 mg doz ile başlanmalı, daha sonra, renal fonksiyona göre, günde bir kez 10 mg’a yükseltilmelidir.
 
Yaşlı hastalar, bir hafta günde bir kez 2.5 mg, sonraki hafta günde bir kez 5 mg almalıdır; daha sonra, renal fonksiyona bağlı olarak doz günde bir kez 10 mg’a yükseltilebilir (Bakınız, Böbrek yetersizliğinde dozaj ayarlamasına ilişkin tablo)
 
Konjestif kalp yetersizliği tedavisinde:
Kan basıncı kontrol edilerek sabah 2.5 mg tek doz ile tedaviye başlanması önerilir. Gerekirse genel olarak etkili olan 2.5-5 mg’lık günlük doza çıkabilir. Tercih edilen günlük doz sistolik kan basıncını 90 mmHg altına düşürmemelidir.
 
Daha önce diüretiklerle tedavi edilen arteryel hipertansiyonda:
  •  Diüretiğin 3 gün önce kesilmesi ve gerekli olduğunda daha sonra yeniden verilmesi.
  • Ya da tedaviye 2.5 mg ile başlanması ve daha sonra elde edilen kan basıncı yanıtına göre dozun ayarlanması gerekir. Tedaviden önce ve tedavi başladıktan sonra 15 gün içinde plazma kreatinin ve potasyumunun kontrol edilmesi önerilir.
Yaşlı Hastalarda:
(Bkn. önlemler) tedaviye daha düşük bir dozla (sabahları 2.5 mg/gün) başlanmalı ve gerekli olduğunda, bir aylık tedaviden sonra dozu 5 mg’a çıkarılmalıdır.
 
Gerekli olduğunda, daha önce yapılan değerlendirme bunun yaşa göre anormal olduğunu gösterirse (aşağıdaki tabloya bakınız), doz hastanın böbrek fonksiyonuna göre ayarlanacaktır. Örneğin, yaşa, ağırlığa ve cinsiyete göre ayarlanmış kan kreatininden Cockroft* formülü kullanılarak hesaplanan kreatinin klerens değeri (ClCr), yaşlılarda böbrek fonksiyonu için doğru bir göstergedir.
 
* ClCr = (140 - yaş) x ağırlık / 0.814 x kan kreatinini
            yaş, yıl olarak
            ağırlık, kg olarak
            kan kreatinini, mikromol/l olarak ifade edilmektedir.
 
Bu formül, yaşlı erkekler içindir ve sonuç 0.85’le çarpılarak kadınlar için düzeltilmelidir.
 
Renovasküler hipertansiyonda:
önerilen başlangıç dozu, daha sonra hastanın verdiği kan basıncı yanıtına göre ayarlanmak üzere, 2.5 mg / gün’dür. Fonksiyonel böbrek yetmezliğinin olası başlangıcını saptamak için, kan kreatinini ve potasyum kontrol edilmelidir.
 
Böbrek Yetersizliğinde;
perindopril dozu böbrek yetersizliğinin derecesine göre ayarlanmalıdır.
Kreatinin klerensi 60 ml/dak. ya da daha yüksek olduğunda, dozu değiştirmeye gerek yoktur.
 
Kreatinin klerensi 60 ml/dak’dan daha düşük olduğunda aşağıdaki tabloya bakınız:
 
                                     Kreatinin klerensi                      Önerilen doz
 
                                   (ml / dak)
                                   30 < ClCr < 60                  2.5 mg / gün
                                   15 < ClCr < 30              iki günde bir 2.5 mg
 
Bu hastalarda normal tıbbi uygulama, potasyum ve kreatinin düzenli aralıklarla, örneğin terapötik olarak stabilize olan hastalarda iki ayda bir kontrol edilmesinden oluşmaktadır. Bu durumda, kombinasyonda kullanılması gereken diüretikler, loop diüretikleridir.
 
Hemodiyaliz yapılan hipertansif hastalarda:
(ClCr < 15 ml/dak) Diyaliz klerensi, 70 ml/dak.dır. Doz, diyaliz gününde 2.5 mg’dır. Perindopril diyaliz edilebilir.
Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

Coversyl® 10 mg 30 film kaplı tablet

Saklama Koşulları

Ambalajında, 30°C’nin altında, oda sıcaklığında saklayınız.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

30 film kaplı tablet içeren polietilen akış düzenleyicisi ve desikant jel içeren polietilen yeşil opak kapaklı kutularda

Uyarılar/Önlemler
Özel uyarılar:
 
İçeriğinde laktoz bulunmasından dolayı, konjenital galaktozemi, glukoz ve galaktoz malabzorbsiyon sendromu veya laktaz yetersizliğinde kontrendikedir.
                                  
İmmunodepresif hastalarda nötropeni / agranülositoz riski: 
ADE inhibitörleri,
  • Yüksek dozlarda,
  • Birden çok sistemi tutan hastalıklarla (disemine lupus eritematozus ya da skleroderma gibi kollajenozlar) birlikte, immünosüpresan tedavi gören ve/veya lökopeniye yol açma potansiyeli olan tedavi gören böbrek yetersizliği hastalarına verildiğinde, ADE inhibitörlerinin yol açtığı oldukça ender görülen agranülositoz ve/veya kemik iliği depresyonu vakaları bildirilmiştir.
Bu olayları önlemenin en iyi yolu, önerilen dozlara kesin olarak uyulmasıdır.
Ancak bu tip bir hastada bir ADE inhibitörünün kullanılması gerekliyse, risk/yarar oranı dikkatle değerlendirilmelidir.
 
Anjiyoödem (Quincke ödemi):
Perindoprili de içeren bir ADE inhibitörüyle tedavi edilen hastalarda ender olarak yüz, ekstremite, dudak, dil, glotis ve/veya larenks anjiyoödemi vakaları bildirilmiştir. Bu tür vakalarda, perindopril hemen kesilmeli ve ödem ortadan kalkıncaya kadar hasta izlenmelidir. Semptomları ortadan kaldırmak için antihistaminikler kullanılmakla birlikte yalnızca yüz ve dudaklardaki ödem genellikle tedavi gerektirmeden iyileşmektedir.
 
Larenks ödemi ile birlikte görülen anjiyoödem fatal olabilir. Solunum yollarında tıkanıklığa yol açabilen dil, glottis ve/veya larenks ödemi vakalarında, gecikmeden 1/1000’lik bir adrenalin sol. (subkutan olarak 0.3 ml - 0.5 ml) verilmeli ve uygun başka bir tedavi yapılmalıdır.
 
Bu hastalara daha sonra asla bir ADE inhibitörü reçete edilmemelidir. (Bkz. Kontrendikasyonlar).
 
ADE inhibitörü tedavisine bağlı olmayan bir anjiyoödem öyküsü olan hastalarda, ADE inhibitörüne bağlı olan anjiyoödem riski artar.
 
Dializ membranlara tabi tutulan hastalarda anafilaktoid reaksiyonlar:
ADE inhibitörü alan hastalarda yüksek geçirgenliği olan membranların veya dekstran sulfatta adsorbsiyon ile düşük yoğunluklu lipoprotein aferez yönteminin kullanıldığı hemodiyaliz sırasında anafilaksi benzeri reaksiyonlar görülmüştür. Bu tip kombinasyonlardan kaçınmak gerekir. Bu reaksiyonların oluşumu ADE inhibitörü ve LDL aferezi ile tedavi edilen hastalarda tedavinin en az 24 saat süre ile kesilmesi sonrasında önlenebilir.
 
Öksürük: 
ADE inhibitörü olan hastalarda kuru öksürük bildirilmiştir. İnatçılığı ve tedavi kesildiğinde ortadan kalkmasıyla barizdir. Ortaya çıktığında, bu semptomun ilaca bağlı olma olasılığı dikkate alınmalıdır. ADE inhibitörü tedavisi mutlaka gerekiyorsa, tedavi sürdürülebilir.
 
Çocuklar: 
Perindoprilin çocuklardaki etkinliği ve güvenilirliği belirlenmemiştir.
 
Hipotansiyon ve/veya böbrek yetersizliği riski (kalp yetersizliği su ve sodyum kaybı vs.) 
Başlangıçta kan basıncı düşük olan hastalarda, renal arter stenozu, konjestif kalp yetersizliği ve ödem ve asitle birlikte siroz durumunda özellikle su ve sodyum kaybında (sıkı sodyumsuz diyet ya da uzun dönem diüretik tedavisi), renin anjiyotensin aldosteron sisteminin anlamlı olarak uyarıldığı gözlemlenmektedir.
 
Bu nedenle, bu sistemin bir ADE inhibitörüyle bloke edilmesi, özellikle ilk dozda ve tedavinin ilk iki haftası boyunca kan basıncında ani bir düşüşe ve/veya ender ve değişken bir aralık içinde olsa da, plazma kreatininde bazı vakalarda akut olabilen fonksiyonel böbrek yetersizliğini yansıtan bir artışa yol açabilir.
 
Bu nedenle bu durumların tümünde, tedaviye kademeli olarak ve gerekiyorsa düşük doz ile başlanmalıdır.
 
Yaşlı Hastalar: 
Tedaviden önce, böbrek fonksiyonu, kan potasyumu değerlendirilmelidir. Daha sonra, ani kan basıncı düşüşünü engellemek için, özellikle su ve sodyum kaybı durumunda, kan basıncının verdiği yanıta göre başlangıç dozu titre edilir.
 
Böbrek Yetersizliği 
Bu durumda (kreatinin klerensi 60 ml/dak.nın altında) doz azaltılmalıdır (Bkz. Kullanım şekli ve dozu). Bu hastalarda ve glomerüler nefropatisi olan hastalarda, olağan tıbbi uygulama, periyodik olarak potasyum ve kreatininin kontrol edilmesidir.
 
Ateroskleroz tanısı konmuş hastalar: 
Tüm hastalarda hipotansiyon riski olduğu için, iskemik kalp hastalığı ya da serebrovasküler yetersizliği olan hastalara reçete ederken, tedaviye düşük bir dozla başlanarak özel bir dikkat gösterilmelidir.
 
Renovasküler hipertansiyon: 
Renovasküler hipertansiyon tedavisi revaskülarizasyondur. Bununla birlikte, cerrahi müdahaleyi bekleyen ya da cerrahinin mümkün olmadığı renovasküler hipertansiyonlu hastalarda ADE inhibitörleri yararlı olabilir. Tedaviye düşük bir dozla başlamalı ve tedavi kesildiğinde bazen geri dönebilen fonksiyonel böbrek yetersizliği gözlemlendiği için böbrek fonksiyonu ve kan potasyumu izlenmelidir.
 
Risk altındaki diğer popülasyonlar: 
Şiddetli kalp yetersizliği (evre IV) ya da insüline bağımlı diyabeti (hiperkalemi gelişimine spontan eğilim) olan hastalarda, tedaviye, yakın tıbbi gözetim altında düşük bir dozla başlanmalıdır.
Koroner yetersizliği olan hipertansif hastalarda beta blokör tedavisinin kesilmesine gerek yoktur, ADE inhibitörü tedavisi beta blokör tedavisine eklenebilir. Ancak bu durumda hekim kontrolü ve onayı şarttır.
 
Anemi: 
Böbrek transplantı alıcılarında ya da hemodiyaliz hastalarında hemoglobin düzeylerinde azalmayla birlikte anemi gözlemlenmiştir; başlangıç değerleri yüksek olduğunda azalma daha fazladır. Bu etki, doza bağımlı olmaktan çok, ADE inhibitörlerinin etki mekanizmasıyla ilişkili gibi görünmektedir. Bu azalma orta derecededir; tedavinin başlamasından itibaren 1 ila 6 ay içinde oluşur ve daha sonra stabil kalır. Tedavi kesildiğinde geri dönüşümlüdür, ancak hematolojik parametreler düzenli olarak izlendiğinde bu tip hastalarda tedavi sürdürülebilir.
 
Cerrahi: 
Anestezi durumunda ve özellikle anestezi, hipotansif potansiyeli olan ajanlarla yapıldığında, ADE inhibitörleri hipotansiyona neden olmaktadır. Olanaklı olduğunda, cerrahiden 2 gün önce perindopril gibi uzun etkili ADE inhibitörleri kesilmelidir.
 
Desensitizasyon esnasında anafilaktoid reaksiyonlar: 
ADE inhibitörü alan, himenoptera (arılar, yabanarıları) venom desensitizasyonu altındaki hastalarda nadir olarak anafilaksi benzeri reaksiyonlar görülmüştür. Desensitizasyon altındaki alerjik hastalarda ADE inhibitörü ile tedavi dikkatle uygulanmalı ve venom immünoterapi takibindeki hastalarda sakınılmalıdır. Bu reaksiyonların oluşumu ADE inhibitörü ve desensitizasyon ile tedavi edilen hastalarda tedavinin en az 24 saat süre ile kesilmesi sonrasında önlenebilir.
 
GEBELİK VE EMZİRMEDE KULLANIMI:
 
Gebelik kategorisi: X
 
Klinik çalışmalarda:
 
  • Bu konuda herhangi bir epidemiyolojik çalışma yoktur,
  • Gebeliğin ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerdeki kullanım, özellikle doğuma kadar sürdürüldüğünde,
  • oligohidramniyos olasılığıyla birlikte fetusun böbrek fonksiyonunda azalma,
  • hipotansiyon ve hiperkalemi, hatta anüriyle (geri dönüşümlü ya da dönüşümsüz) birlikte yenidoğan böbrek yetersizliğiyle ortaya çıkan  bir böbrek bozukluğu riski oluşturmaktadır
  • ADE inhibitörleri ile gebelikte tedavi esnasında nadir olarak kafatası anomalileri rapor edilmiştir.
Diğer taraftan, ADE inhibitörü ile tedavi esnasında gebe kalınması tedavinin değiştirilmesini gerektirmektedir.
Özellikle gebeliğin 2. ve 3. üç aylık döneminde perindopril kullanımı kontrendikedir.
 
Emzirme 
Yeterli veri olmadığı için, perindopril emzirenlerde kontrendikedir.
 
ARAÇ,MAKİNA GİBİ DİKKAT GEREKTİREN DURUMLARDA KULLANIM 
Nadir baş dönmesi olasılığına karşı uyarılmalıdır.
Yan Etkileri / Advers Etkiler
Baş dönmesi, uyku bozuklukları ve huzursuzluk gibi yan etkiler nadir ve hafif olup genellikle tedavinin başlangıcında görülürler. Ayrıca tad alma bozuklukları, spazm, kabızlık, dispepsi gibi spesifik olmayan sindirim şikayetleri, vertigo ve tinnitus, deri döküntüleri, miyalji, eklem, boyun ve sırt ağrısı, terleme, eritem, konjunktivit, rinit, sinüzit, kusma nadiren anjiyoödem bildirilmiştir. Çok daha nadir olarak da ağız kuruluğu ve seksüel bozukluklar görülmüştür.
 
Tedavinin başlangıcında hemoglobin miktarlarında hafif yükselmeler görülmüştür.
 
Bu belirtiler tedavinin kesilmesiyle kendiliğinden normale dönmektedir.
 
Laboratuvar parametreleri üzerindeki etkiler:
  • Plazma üre ve kreatinininde, tedavi kesildiğinde geri dönüşümlü olan orta derecede artış görülebilir. Bu artış, daha sık olarak renal arter stenozu, diüretikle tedavi edilen hipertansiyon, böbrek yetersizliğiyle birlikte gözlemlenmektedir. Glomerüler nefropatide, bir ADE inhibitörünün kullanımı proteinüriye yol açabilir.
  • Hiperkalemi, genellikle geçici.
  • Özel hasta kategorilerinde (böbrek transplantı alıcıları, hemodiyaliz hastaları) kullanılan ADE inhibitörleriyle birlikte anemi (bkz. Önlemler)bildirilmiştir. 
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.