Grubu Beşeri Yerli İlaç
Alt Grubu İEGM Serum Fiyat Listesi
Firma Koçak Farma İlaç ve Kimya Sanayi A.Ş.
Marka DEKSTROZ ECZACIBASI-BAXTER
Etken Madde Kodu SGKEWB-DEKSTROZ (GLUKOZ)+NACL+KCL+CACL2+NA LAKTAT serum
Ambalaj Miktarı 1
Ambalaj ŞİŞE/AMBALAJ
ATC Kodu B05BB02
ATC Açıklaması Karbonhidratlı Elektrolitler
NFC Kodu QC
NFC Açıklaması Parenteral İnfüzyon Flakonları/Şişeleri
Kamu Kodu A00184
Patent 20 YIl
Satış Fiyatı 9,6 TL (18 Şubat 2019) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 9,6 TL (18 Şubat 2019)
Kurumun Ödediği 3,4 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu E210D
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu

İlaç Eşdeğerleri (Muadilleri)

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Parenteral tedavi sırasında doz aşımı olursa, parenteral uygulamaya son verilmeli ve hasta sıvı veya solüt aşırı yükü açısından yeniden değerlendirilerek uygun tedavi girişimlerinde bulunulmalıdır.

Endikasyonlar

1- Su kayıplarında ve hiponatremi durumlarında • Serum sodyum miktarının azalmasında. • Ekstrasellüler sıvı hacminin düzeltilmesinde. • Organizmadaki sıvı ve kalori gereksinimlerinin karşılanmasında. 2- Metabolik asidozda • Diyabet ketozu • Çocuk diyareleri • Ağır enfeksiyon hastalıkları • Kaşeksi • Ketojenik diyetler ve asitleştirici ilaçlar

Farmakodinamik Özellikler

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ Parenteral solüsyonlarla tedavi ancak pirojen maddelerin varlığı ve bu alandaki rolleri anlaşıldıktan sonra mümkün olmuştur. Normal distilasyon, filtrasyon ve otoklavlandırma, solüsyondaki pirojen maddeleri ortadan kaldıramadığından, böyle solüsyonların intravenöz uygulanımında sık sık titreme ve ateş yükselmesi reaksiyonları görülür. Bir solüsyonun apirojen olabilmesi için, bileşimindeki bütün maddeler apirojen olmalı, hızla üretilmeli, içinde yeni pirojenler gelişmeyecek şekilde kapatılmalı ve hazır solüsyon pirojensizliği laboratuvar hayvanlarında denenmiş olmalıdır. Güvenle kullanılabilecek parenteral solüsyon hazırlama tekniğini ilk defa 1928 yılında Amerika’da Dr. Donald E. Baxter bularak geliştirdi. Çin’de Rockefeller Enstitüsüne bağlı olarak çalışan Dr. Baxter, koleraya yakalanmış Çinlilerin bu tip solüsyonlara olan gereksinimlerini yakından görmüş, bu konu üstünde yıllarca uğraşarak apirojen, saf solüsyon hazırlama tekniğini geliştirmiş ve en sonunda 1931 yılında, diğer çalışma arkadaşları ile birlikte, bu tip solüsyonların bozulmadan saklanabilmelerini sağlayan VACOLITER adlı şişeyi bularak parenteral solüsyon endüstrisini kurmuştur. Vacoliter ismi, “vacuum” içinde “bir litre” solüsyon kelimelerinden alınmıştır. Baxter’in vacoliter sisteminin esası şudur: 1- Solüsyon üzerindeki boşlukta vakum vardır. 2- Şişenin ağzı, en ufak girinti ve çıkıntılara uyan özel bir kauçuk tıpa ile kapatılmıştır. Vacoliter şişesindeki solüsyon, berrak olduğu ve vakumu bozulmadığı sürece, içine hava ve mikrop girmemiş demektir. Bu vakum, solüsyonu otoklavda sterilize edildiği andan, hasta başında kullanılacağı zamana kadar korur. Vacoliter şişesinin ağzını kapatan steril, kauçuk tıpa, sadece sıvının şişeden akmasını önleyen basit bir tıkaç değildir. Özel bir kauçuk formülü ile hazırlanmış olan bu tıpa, şişeye basınçla uygulandığında şişe ağzındaki bütün mikroskopik girinti ve çıkıntıları doldurarak onu adeta mühürler. Bu tıpa, kendisinin oluşturduğu basınç, içerdeki vakumun çekme kuvveti ve dıştaki metal çerçeve sayesinde, yerinden oynamadan durur. Solüsyonla temas eden yüzeyi özel bir madde ile kaplanmış ve böylece solüsyonun kauçukla teması önlenmiştir. Yüzeyinin antiseptik bir solüsyonla silinmesine gerek yoktur. Etiketin üzerindeki, hastaya verilen sıvı miktarını gösteren dereceli bir işaret sistemi vardır. Vacoliter şişelerinin solüsyonla temas eden iç yüzeyi de özel kimyasal bir madde uygulanarak camın solüsyonla reaksiyona girme olasılığı önlenmiştir. Baxter laboratuvarlarında, geliştirilen bütün bu yenilikler sayesinde hastalara büyük miktarda sıvılar intravenöz yoldan korkusuzca verilebilmiş, dünyanın bütün hastanelerinde Baxter Vacoliter sistemi, rahatlık ve emniyetin sembolü olmuştur. % 5 Dekstroz Laktatlı Ringer Solüsyonunda, klorür, laktat ve ekstrasellüler sıvıdaki diğer önemli katyonları içerdiğinden, parenteral sıvı tedavisinde kullanılabilecek en komple solüsyonlardan biridir. Organizmadaki büyük sıvı kayıplarında, ekstrasellüler sıvıların bileşiminde değişiklik yapmadan, hastadaki su ve elektrolit dengesi, bu solüsyonla sağlanabilir. Metabolik asidoz (plazmadaki bikarbonat eksikliği), organizmada keton, klorür ve organik asit iyonlarının birikmesi sonucu oluşur. Özellikle çocuklardaki ağır diyareler, kontrol altında bulunmayan şekerli diyabet, kaşeksi, ağır enfeksiyon hastalıkları veya ketojenik diyetler, vücuttaki glikojen depolarının tükenmesinden sonra yağların metabolize edilmesi sonucu organizmada keton iyonlarının biriikmesine neden olurlar. Aynı şekilde vücudun sodyum klorür solüsyonları ile fazla yüklenmesi veya fazla miktarda amonyum klorür alınması sonucunda ektrasellüler sıvılarda klorür iyonları artar. Böbrek yetmezliğinde ise organik asit iyonları fazlalaşır. Metabolik asidozda, Kussmaul solunumu, halsizlik, şuur kaybı ve komaya doğru giden stupor hali vardır. Böbrekler kompansasyonu sağlamak amacıyla bikarbonat iyonlarını tutarak hidrojen iyonları ile bikarbonattan başka anyonları itrah ederler, idrar asit reaksiyondadır. Laboratuvar tetkiklerinde idrarın pH’ı 6’dan aşağıdadır, plazma pH’ı 7.35’in altına düşmüştür. Plazmadaki bikarbonat düzeyi litrede 25 miliekivalanın altında (çocuklarda litrede 20 ekivalanın altında) bulunur. Pnömani, amfizem, solunum kaslarının felci, poliomiyelitte medülladaki bulber kısmın felci, morfin ve barbütirat zehirlenmeleri, solunum yollarının tıkanıklığı ve karbondioksitten zengin havanın koklanması gibi durumlarda, plazmadaki karbonik asit iyonları yükselerek respiratuar asidoz meydana gelir. Hastalarda solunum güçlüğü, halsizlik, şuur kaybı ve koma görülür. Laboratuvar tetkiklerinde idrarın pH’ı 6’dan düşüktür. Plazma pH’ı 7.35’in altına inmiştir. Plazmadaki bikarbonat düzeyi litrede 29 miliekivalanın üstünde (çocuklarda litrede 25 miliekivalanın üstünde) bulunur. Organizmadaki asit - baz dengesinin asit tarafa kaydığı durumlarda, tedavinin esası ekstrasellüler sıvıdaki bikarbonat düzeyini yükseltmektir. Sodyum bikarbonat solüsyonlarının doğrudan doğruya verilmesi tehlikeli olabileceğinden, bu amaçla daha çok laktatlı solüsyonlar kullanılır. Laktat iyonları karaciğerde metabolize edilerek bikorbonat iyonlarının yerini alırlar ve bu şekilde plazmadaki bikarbonat düzeyini yükseltirler. % 5 Deskroz Laktatlı Ringer Solüsyonunda, metabolik asidozda, hem asidoz durumunu ortadan kaldırır, hem böyle vakalarda her zaman var olan ekstrasellüler sıvı kaybını karşılar, hem de içerdiği dekstroz sayesinde organizmaya enerji sağlar. Respiratuar asidozda, ayrıca solunum yollarındaki sorunun ortadan kaldırılması gerekir.

Farmakokinetik Özellikler

xxxxxx

Farmasötik Şekli

İntravenöz infüzyon için steril ve apirojen çözelti

Formülü

% 5 Dekstroz Laktatlı Ringer Solüsyonunda, intravenöz uygulanıma yönelik steril, stabil ve projensiz bir çözeltidir; Bakteriyostatik madde içermez. Her 100 ml’lik solüsyonda, Sodyum Klorür 0.60 g Potasyum Klorür 0.03 g Kalsiyum Klorür dihidrat 0.02 g Sodyum Laktat 0.31 g Dekstroz Monohidrat 5.00 g Enjeksiyonluk su q.s. 100 ml Elektrolit yoğunlukları (mEq/litre) Sodyum : 130 Klorür : 109 Potayum : 4 Laktat : 28 Kalsiyum : 3

İlaç Etkileşmeleri

xxxxxx

Kontraendikasyonlar

• Karaciğer hastalıkları ve anoksik durumlar gibi laktat metabolizmasının ağır derece bozulduğu durumlar. • Addison hastalığı, (hiç tedavi edilmemiş vakalarda veya kriz esnasında potasyumsuz solüsyonlar yeğlenir.)

Kullanım Şekli Ve Dozu

Hastanın durumuna göre hekim tarafından belirlenir. Normal olarak saatte kilo başına 5-10 ml uygulanır. 24 saatte 1 litre veya daha fazla verilebilir.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

xxxxxx

Saklama Koşulları

25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır. Doktora danışmadan kullanılmamalıdır. Çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

500 ml ve 1000 ml’lik Vacoliter şişelerinde.

Uyarılar/Önlemler

Diyabetli hastalarda bu solüsyon dikkatle kullanılmalıdır.

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Solüsyonun kendi niteliğinden, örneğin kontamine olmasından veya uygulama tekniğinden kaynaklanan ateş, enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon, venöz tromboz veya flebit ve ekstravazasyon görülebilir. Hipervolemi veya solüsyon içindeki iyonlardan birinin veya diğerlerinin fazlalığı veya eksikliğine bağlı belirtiler oluşabilir. Solüsyonun uygulanması sırasında herhangi bir bir yan etki oluşursa infüzyona son verilmelidir. Hasta yeniden değerlendirilip gerekiyorsa uygun terapötik girişimlerde bulunmalıdır. BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.