Grubu Beşeri Yerli İlaç
Alt Grubu İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
Firma Sanofi Aventis İlaçları Ltd. Şti.
Marka DEPAKIN
Etken Madde Kodu SGKFQ4-SODYUM VALPROAT
Ambalaj Miktarı 40
Ambalaj ADET/AMBALAJ
ATC Kodu N03AG01
ATC Açıklaması Valproik asit
NFC Kodu BD
NFC Açıklaması Ağızdan Katı Enterik Kaplı Tabletler
Kamu Kodu A02192
Patent 20 YIl
Satış Fiyatı 16,85 TL (18 Şubat 2019) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 13,68 TL (12 Haziran 2018)
Kurumun Ödediği
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu NULL
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu
İlaç Etken Maddeleri

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı
Akut, ağır doz aşımının belirtileri; müsküler hipotoni, hiporefleksi, miyozis, metabolik asidoz ,solunum fonksiyonlarının bozulmasının eşlik ettiği komadır. Ancak semptomlar değişiklik gösterebilir ve çok yüksek plazma düzeylerinde nöbetler bildirilmiştir. Az sayıda serebral ödeme bağlı intrakranial hipertansiyon vakası bildirilmiştir.
 
Doz aşımının hastanedeki tedavisi: Alımından 10-12 saat sonrasına kadar yararlı olabilecek gastrik lavaj;etkili diürezin idamesi; kalp ve solunum fonksiyonlarının takibi.Ağır nadir vakalarda renal diyaliz yapılabilir.
 
Birkaç izole vakada nalokson başarıyla kullanılmıştır.
 
Ağır doz aşımı fatal olabilir, ancak genellikle müdahaleden başarılı sonuç alınır.
Endikasyonlar
  • Jeneralize veya parsiyel epilepsiler:
  • Primer jenaralize nöbetler: Petit mal, grand mal, miyoklonik epilepsiler,
  • Parsiyel nöbetler : Basit veya kompleks nöbetler,
  • Sekonder jeneralize nöbetler,
  • Mikst nöbet şekilleri.
Sodyum valproat çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar için, hastanın tedaviyi yürüten hekimle birlikte tüm ilgili unsurları çok dikkatli bir biçimde değerlendirmesine dayanarak bilgilendirilmiş bir tercihin yapılması koşuluyla uygun bir seçenek olabilir. (bkz. Uyarılar ve Gebelik).
Farmakodinamik Özellikler
Valproat etkisini esas olarak santral sinir sistemi üzerinde oluşturur.
 
İnsanda birçok değişik nöbet tiplerinde antikonvülzan etki göstermektedir.
 
Valproat üzerinde yapılan deneysel ve klinik çalışmalar iki tip antikonvülsan etkinin olduğunu öne sürmektedir.
 
Birincisi, valproatın plazma ve beyindeki konsantrasyonlarına bağlı direkt farmakolojik etkidir.
 
İkincisi ise, muhtemelen beyinde bulunan valproatın metabolitlerine, nörotransmiterlerin değişimlerine veya doğrudan membran etkilerine bağlı olduğu gözüken dolaylı etkidir. Bu hipotez genellikle valproat kullanımından sonra artan konsantrasyonlardaki gama - aminobütirik asit (GABA) nedeniyle ortaya atılmıştır.
 
Yavaş dalga uykusunun artması sonucunda uyku ara fazının sürekliliği valproat ile azalır.
Farmakokinetik Özellikler
  • Sodyum valproatın oral uygulama sonrasındaki biyoyararlılığı %100'e yakındır.
  • Oral uygulama sonrasında hızla absorbe olur ve sabit plazma yoğunluğuna 3-4 günde ulaşılır.
  • Dağılım hacmi esas olarak kanla ve hızlı geçişli hücre dışı sıvılarla sınırlıdır. Valproat BOS’a ve beyine geçer.
  • Valproat plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanır; Bu bağlanma doza bağlı ve doyurulabilir özelliktedir.
  • Terapötik etki için gerekli olan minimum serum konsantrasyonu 40-50 mg/l olup, aralık 40 mg/l - 100 mg/l arasındadır. 200 mg/l’nin üstünde seyreden düzeylerde doz azaltılması gereklidir.
Valproatın sitokrom P450 enzimlerini indüklemesi, diğer antiepileptiklerin aksine, kendinin ve diğer ilaçların (örneğin östroprogestojen ve vitamin K antagonistleri) metabolizmasını artırmaz.
  • Sodyum valproat, glukuronidasyon ve beta-oksidasyon yoluyla metabolize olduktan sonra esas olarak idrarla (% 3’ü değişmeden)atılır.
  • Yarılanma ömrü yaklaşık 15-17 saattir.
  • Valproat molekülü diyaliz edilebilir fakat hemodiyaliz sadece valproatın kandaki serbest formunu etkiler (yaklaşık % 10).
Farmasötik Şekli
Enterik Kaplı Tablet
Formülü
Bir tablette :
Sodyum valproat     200 mg
Yardımcı madde : Boyar madde olarak titan dioksit
İlaç Etkileşmeleri
Konvülziyon oluşturma potansiyeli bulunan veya epilepsi eşiğini düşüren ilaçlarla kombine kullanımda dikkat edilmeli ve hatta söz konusu riskin ciddiyetine göre, bu tür ilaçların birlikte kullanılmaması önerilmeli veya bu kombinasyonlar kontrendike olmalıdır. Bu ilaçlar, antidepresanların çoğunu (imipramin antidepresanlar, selektif serotonin geri-alım inhibitörleri), nöroleptikleri (fenotiyazinler ve butirofenonlar), meflokin (aşağıya bkz.), bupropion ve tramadolu kapsamaktadır.
 
Kontrendike olan kombinasyonlar:
  • Meflokin: Epilepsi hastalarındavalproik asit metabolizmasını artırır ve konvülzan etkisi vardır; bu nedenle kombine tedavide epileptik nöbetler görülebilir.
Önerilmeyen kombinasyonlar:
  •  Lamotrijin: Valproik asit ile lamotrijinin birlikte uygulanması şiddetli cilt reaksiyonlarının (Lyell sendromu) görülme riskini arttırır. Lamotrijin valproata eklendiğinde döküntü riski artabilir.
Valproat lamotrijinin metabolizmasını azaltır ve ortalama yarı ömrünü artırır; gerektiğinde dozlar (lamotrijin dozu azaltılarak) yeniden düzenlenmelidir.
 
Eğer bu kombinasyonun kullanılması gerekli görülürse, yakın klinik takip yapılması gerekir.
 
Kullanımda önlem alınmasını gerektiren kombinasyonlar:
  • Nöroleptikler, MAO inhibitörleri, antidepresanlar ve benzodiazepinler:
Depakin,nöroleptiklerin, MAO inhibitörleri, antidepresanlar ve benzodiazepinler gibi diğer psikotropların etkisini potansiyalize edebilir. Bu nedenle klinik takip ve gerekiyorsa dozun ayarlanması önerilir.
  • Karbamazepin: Doz aşımı belirtileriyle birlikte karbamazepinin aktif metabolitinin plazma konsantrasyonları yükselir. Ayrıca, valproik asidin karaciğerde metabolize olma oranı karbamazepin tarafından artırıldığı için, plazma konsantrasyonları düşer.
Valproat karbamazepinin toksik etkisini potansiyalize edebileceğinden, valproatla karbamazepinin kombine kullanımında klinik toksisite olabileceği bildirilmiştir.
 
Kombine tedavinin özellikle başlangıç döneminde, gerekli görüldüğü taktirde,doz ayarlaması ile birlikte klinik takip önerilir.
  • Karbapenemler, monobaktamlar:Meropenem, panipenem, aztreonam, imipenem
Epilepsi hastalarında panipenem veya meropenem ile birlikte kullanıldığında, bazen konvülziyon ile birlikte Valproik asit kan düzeyinde azalış gözlenir. Eğer bu antibiyotikler kullanılırsa valproik asit kan düzeyinin yakın olarak izlenmesi tavsiye edilir.
  • Felbamat: Serum valproik asit konsantrasyonlarını yükseltir ve doz aşımı riski ortaya çıkar.
Felbamat ile kombine tedavi sırasında ve kombine tedavi kesildikten sonra, klinik takip, laboratuvar kontrolü ve valproik asit dozunun ayarlanması gerekebilir.
  • Fenobarbital, primidon: Hepatik metabolizmanın inhibisyonu ile doz aşımı belirtileriyle birlikte, genellikle çocuklarda, fenobarbitalin ya da primidonun plazma konsantrasyonları yükselir. Ayrıca, valproik asidin karaciğerde metabolize olma oranı fenobarbital veya primidon tarafından artırıldığı için, plazma konsantrasyonları düşer.
Kombine tedavinin ilk 15 günü boyunca klinik takip yapılmalı ve sedasyon belirtileri görülmeye başlayınca fenobarbital ya da primidon dozları hemen azaltılmalıdır; özellikle iki antikonvülzif ilacın plazma konsantrasyonları kontrol edilmelidir.
  • Fenitoin: Fenitoinin plazma konsantrasyonları değişir.Depakin fenitoinin total plazma konsantrasyonunu artırır. Bundan başka serbest fenitoin yoğunluğu artabilir, bu durumda doz aşımı belirtileri ortaya çıkabilir (valproik asit plazma proteinlerine bağlanma noktalarında fenitoinin yerini alır ve karaciğerde parçalanmasını yavaşlatır). Fenitoin plazma düzeyleri saptanırken serbest formu dikkate alınmalıdır.
Ayrıca, valproik asidin karaciğerde metabolize olma oranı fenitoin tarafından artırıldığı için, plazma konsantrasyonlarının düşme riski artar. Klinik takip yapılmalı, her iki antiepileptik ilacın plazma dozajları ve pozolojileri ayarlanmalıdır.
  • Topiramat: Valproik asit topiramat ile kombine kullanıldığında, genellikle valproik asidin neden olduğu düşünülen hiperamoniyemi ya da ansefalopatiningörülme riski artar. Klinik ve biyolojik takip (tedavinin başlangıcında ve bu semptomları düşündürecek durumlarda) yapılmalıdır.
  • Zidovudin: Valproat zidovudin plazma konsantrasyonunu artırarak, zidovudinin toksisitesini artırabilir.
 
Diğer ilaçların valproat üzerindeki etkisi:
  • Enzim indükleyici etkisi olan antiepileptikler (fenitoin, fenobarbital, karbamazepin) valproatın serum yoğunluklarını azaltır. Kombine tedavide dozlar klinik cevaba ve kan düzeylerine göre ayarlanmalıdır. Öte yandan, felbamat ile valproatın kombine kullanımı, valproat serum konsantrasyonunu artırabilir. Valproat dozu izlenmelidir.
  • Valproatla birlikte proteinlere yüksek oranda bağlanan ajanlar (asetilsalisilik asit) kullanıldığında, serumdaki serbest valproat düzeyi artabilir.
  • Vitamin K‘ya bağlı antikoagülan faktörle birlikte kullanılması halinde protrombin düzeyi yakın takip edilmelidir.
  • Valproatın serum düzeyleri, aynı zamanda simetidin veya eritromisin kullanılırsa artabilir (karaciğer metabolizması azaldığı için).
Diğer etkileşmeler:
 
Valproatın genelde enzim indükleyici etkisi yoktur; bu nedenle, hormonal kontraseptif kullanan kadınlarda östroprogestojenlerin etkisini azaltmaz. Antasitler, haloperidol, simetidin ve ranitidin gibi ilaçlarla klinik olarak önemli etkileşme gözlenmemiştir.
 
 
Dikkate alınması gereken kombinasyonlar:
  • Nimodipin (oral yoldan ve enjeksiyon yoluyla): nimodipinin plazma konsantrasyonlarının yükselmesiyle (metabolize olma oranı valproik asit tarafından azaltılır), hipotansif etkisi artar.
Kontraendikasyonlar
  • Valproat, divalproat, valpromid veya ilaç içindeki yardımcı maddelere karşı aşırı duyarlılık hikayesi olanlarda,
  • Akut hepatit
  • Kronik hepatit
  • Kişide veya ailede özellikle ilaca bağlı ağır hepatit hikayesi (Child Pugh C)
  • Hepatik porfiri
  • Üre siklus enzim eksikliği olanlarda,
  • Meflokin ile birlikte kullanım önerilmez
Genellikle ilacın lamotrijin ile birlikte kullanımı önerilmez.
Kullanım Şekli Ve Dozu
Günlük doz hastanın yaşı ve vücut ağırlığı dikkate alınarak düzenlenmelidir ve kişiden kişiye değişen cevap göz önünde bulundurulmalıdır. Günlük doz, serum konsantrasyonu ve terapötik etki arasında net bir ilişki kurulamadığından, optimum doz klinik cevaba göre saptanmalıdır. Eğer nöbetlerin kontrolü yeterli düzeyde değilse veya advers etkilerden şüphe ediliyorsa klinik takibe ek olarak valproik asidin plazma düzeyinin saptanması düşünülebilir. Bildirilen etkili miktar genelde 40-100 mg/litre (300-700 mmol/litre)’dir.
Kompleks parsiyel nöbetlerde 10 yaş ve yukarısı için kullanılmalıdır.
 
Sodyum valproat tedavisine başlama (oral uygulama):
  • Başka bir antiepileptik uygulanmayan hastalarda doz 2-3 gün aralarla artırılarak bir hafta içinde optimum doza ulaşılır.
  • Bir başka antiepileptik ile tedaviden Sodyum valproattedavisine geçerken, iki hafta içinde yavaş yavaş Sodyum valproatdozunu artırarak optimum doz ayarlanmalı ve diğer preparatlarla tedavi azaltılarak kesilmelidir.
  • Eğer gerekiyorsa başka bir antiepileptik ilavesi yavaş yavaş doz artırılarak yapılmalıdır (bakınız “İlaç Etkileşmeleri” ).
Dozaj:
 
Başlangıç dozu genellikle günde 10-15 mg/kg olup, daha sonra optimum dozaja kadar çıkılır (bakınız “Sodyum valproattedavisine başlama” ).
24 saatlik ortalama doz:
  • Süt çocukları ve çocuklarda 30 mg/kg (oral solüsyon formu tercih edilmelidir) ;
  • Ergenlik çağındaki çocuklar ve erişkinlerde 20-30 mg/kg (enterik kaplı tablet, veya Chrono formu tercih edilmelidir).
Yaşlılarda sodyum valproat’ın farmakokinetiği değişiyorsa da klinik önemi sınırlıdır ve dozaj nöbetlerin kontrolüne göre düzenlenmelidir.
 
Uygulama:
 
Günlük doz 2-3 defada, tercihen yemeklerle verilmelidir.
 
Günlük dozlardan birinin yanlışlıkla atlanması halinde, bir sonraki doz, doktorun tavsiye ettiği şekilde, normal olarak alınmalıdır. Atlanan dozu telafi etmek için, dozun iki katı alınmamalıdır.
 
Birden fazla dozun atlanması halinde ise, hemen doktora başvurulmalıdır. 
 
Tedavi düzenli olarak sürdürülmeli, doktora danışılmadan herhangi bir değişiklik yapılmamalı veya kesilmemelidir. Tedavinin kademeli olarak kesilmesi gerekir. Tedavinin birdenbire bırakılması (veya dozun büyük oranda azaltılması), nöbetlerin yeniden ortaya çıkmasına neden olabilir.
Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri
Depakin 500 mg Enterik Kaplı Tablet
Depakin Chrono BT 500 mg Bölünebilir Tablet
Depakin % 20 Oral Solüsyon
Saklama Koşulları
Oda sıcaklığında (25°C’nin altında) ve kuru yerde saklayınız.
 
ÇOCUKLARIN GÖREMEYECEĞİ, ERİŞEMEYECEĞİ YERLERDE VE AMBALAJINDA SAKLAYINIZ.
Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği
40 enterik kaplı tablet içeren cam şişelerde.
Uyarılar/Önlemler
Tabletler kırılarak kullanılmamalıdır.
 
Antiepileptik bir ilaç ile tedaviye başladıktan sonra, bazı epileptik hastalıklarda gözlemlenen spontan dalgalanmalardan bağımsız olarak hastada kriz sıklığının arttığı ya da yeni bir kriz tipinin ortaya çıktığı nadir olarak görülebilir.
 
Valproat ile yapılan tedavide bu durumlar esas olarak, birlikte kullanılan diğer bir antiepileptik ilaçtan ya da farmakokinetik bir etkileşmeden (bkz. “İlaç Etkileşmeleri”), bir toksisite durumundan(hepatopati veya ansefalopati: bkz. “Uyarılar” ve bkz. “Yan Etkiler/Advers Etkiler”) ya da doz aşımından ileri gelir.
 
 
Bu tıbbi ürün vücutta valproik aside dönüştürüldüğünden, olası bir valproik asit doz aşımını önlemek için, aynı şekilde dönüşüme uğrayan diğer tıbbi ürünlerle (örneğin divalproat, valpromid) birlikte kullanılmamalıdır.
 
Karaciğer Yetmezliği (Hepatopati):
 
Fatalite ile de sonuçlanabilen, ciddi karaciğer bozukluğu vakaları çok nadir olarak bildirilmiştir. Epilepsi alanındaki klinik deneyimler göstermiştir ki; beyin hasarı, zeka geriliği ve/veya konjenital metabolik veya dejeneratif hastalığı ve ciddi epilepsi nöbetleri olan 3 yaşın altındaki çocuklar, özellikle kombine antikonvülzan tedavi görüyorlarsa en fazla risk altında olan hastalardır. 3 yaşından sonra görülme sıklığı anlamlı olarak azalmakta ve risk yaş ilerledikçe giderek düşmektedir.
 
Vakaların büyük bölümünde karaciğer hasarı tedavinin ilk 6 ayında, daha çok 2. ve 12. haftalar arasında ve genellikle antiepileptiklerle çoklu tedavi sırasında görülmektedir
 
Belirtiler:
 
Erken teşhis için klinik bulgular önemlidir. Sarılık öncesi görülebilecek aşağıdaki belirtiler, özellikle risk altındaki hastalarda (bkz. “Karaciğer Yetmezliği”) dikkate alınmalıdır.
 
  • Spesifik olmayan ve genellikle ani ortaya çıkan ve bazen sürekli kusma ve karın ağrısının eşlik ettiği asteni, anoreksi, yorgunluk hali ve baş dönmesi
  • Uygun tedaviye rağmen epilepsi nöbetlerinin tekrarlaması
 
Bu tip klinik belirtilerin görülmesi halinde hastanın derhal doktora başvurması gerektiği bilinmelidir. Hasta çocuksa aynı uyarı ailesine yapılmalıdır. Klinik muayene ve karaciğer fonksiyonunun biyolojik değerlendirilmesini içeren incelemeler derhal gerçekleştirilmelidir.
 
Takip:
 
Önce karaciğer fonksiyon testi yapılmalı ve daha sonra tedavinin ilk 6 ayında karaciğer fonksiyonu periyodik olarak kontrol edilmelidir.
Bilinen incelemeler içinde protein sentezini, özellikle protrombin düzeyini gösteren testler önemlidir. Eğer anormal derecede düşük protrombin düzeyi saptanırsa ve özellikle diğer laboratuvar bulguları da mevcutsa (fibrinojen ve pıhtılaşma faktörlerinde önemli azalma, bilirubin düzeyinde yükselme ve transaminazlarda yükselme - kullanım için bkz. “Önlemler”), Sodyum valproat tedavisi durdurulmalıdır ve bir tedbir olarak aynı metabolik yolu kullandıkları için, Sodyum valproat ile birlikte veriliyorsa salisilat kullanımı da kesilmelidir.
 
Pankreatit
 
Fatal sonuçlanan ağır pankreatit vakaları çok nadir olarak bildirilmiştir. Bu komplikasyon tüm yaş gruplarında tüm tedavi süresince görülebilir. Özellikle küçük çocuklarda bu risk daha da artmaktadır. Ciddi epilepsi nöbetleri veya beyin lezyonları veya çoklu antikonvülzan tedavi risk faktörleri olabilir. Pankreatite eşlik eden karaciğer yetmezliği fatalite riskini arttırır.
 
 
Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda, ancak çok dikkatli bir değerlendirme yapıldıktan sonra ve kullanımının sağladığı yararların doğmamış çocuk için konjenital anomali riskinden daha ağır basması halinde sodyum valproat kullanma kararı alınmalıdır. Bu karar, sodyum valpraot ilk kez reçete edilmeden önce ve aynı zamanda halen VPA ile tedavi edilmekte olan bir kadın gebeliği planlamadan önce alınmalıdır.
 
Önlemler:
 
Karaciğer fonksiyon testleri özellikle riskli hastalarda (bkz. “Uyarılar”) tedaviden önce (bkz. “Kontrendikasyonlar") ve tedavinin ilk 6 ayında periyodik olarak yapılmalıdır.
 
Pek çok antiepileptikle olduğu gibi, özellikle tedavinin başlangıcında, karaciğer transaminazlarının klinik belirti olmadan, geçici hafif bir yükselişi görülebilir.
 
Bu hastalarda daha geniş biyolojik araştırma (protrombin düzeyi dahil) önerilir, gerekiyorsa doz ayarlanmalı ve testler tekrarlanmalıdır.
3 yaşın altındaki çocuklarda Sodyum valproat uygulanacaksa monoterapi önerilir, ancak tedaviye başlamadan önce  Sodyum valproatın potansiyel yararına karşılık karaciğer harabiyeti veya pankreatit riski bu gruptaki hastalarda iyi değerlendirilmelidir (bkz. “Uyarılar”)
 
Tedaviye başlamadan veya cerrahi girişim öncesi, spontan kanama veya hematom (bkz. “Yan etkiler/Advers etkiler ") durumunda kan kontrolleri ( trombosit sayımı dahil kan sayımı, kanama zamanı ve koagülasyon testleri) yapılmalıdır.
 
Çocuklarda aynı zamanda salisilat kullanımı, karaciğer toksisitesi (bkz. “Uyarılar”) ve kanama riski nedeniyle önerilmemelidir.
 
Böbrek yetersizliği olanlardaplazma konsantrasyonlarının takibi yanıltıcı olabileceğinden, dozaj klinik gözleme göre ayarlanmalıdır (bkz. “Farmakokinetik özellikler”).Valproik asidin bağlanmamış serum konsantrasyonlarının artabileceği göz önünde bulundurulmalı ve doz azaltılmalıdır .
 
Çok ender olarak pankreatit bildirilmesine rağmen akut karın ağrısı olan hastalardahemen medikal değerlendirme yapılmalıdır. Pankreatit gelişmesi durumunda ise valproat kesilmelidir. Akut karın ağrısı olan veya bulantı, kusma veanoreksi gibi gastrointestinal şikayeti olan hastalarda pankreatit düşünülmelidir. Eğer pankreatik enzim düzeyleri artıyorsa tedavi kesilmeli ve uygun olan alternatif tedavi verilmelidir.
 
Üre siklusunda enzim defekti bulunan hastalarda, sodyum valproat kullanımı tavsiye edilmez ve bu hastalarda tedaviye başlamadan önce metabolik tetkikler yapılmalıdır.  Bazı hastalarda stupor veya koma ile birlikte birkaç hiperamonyemi vakası görülmüştür.
 
Sebebi açıklanamayan hepatogastrointestinal semptomlar (anoreksi, kusma, sitoliz krizi), letarji epizodları veya koma, mental gerilik öyküsü olan ya da ailesinde yenidoğan ya da çocuk ölümleri görülen çocuklarda, her türlü sodyum valproat tedavisinden önce, metabolik tetkikler ve özellikle aç karnına ve yemekten sonra kandaki amonyak düzeylerine bakılmalıdır.
 
Her ne kadar sodyum valproat kullanımı sırasında immün bozukluklar çok ender görülmüşse de, sistemik lupus eritematozisli hastalarda kullanımı için potansiyel yararı ile riskiiyi değerlendirilmelidir.
 
Hastalar tedaviye başlarken kilo artışı riski konusunda uyarılmalı ve bu riski azaltmak için, çoğunlukla diyetle ilgili olmak üzere, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
 
Doğurganlık çağındaki kadınlar: (bkz.Gebelik)
 
Doğurganlık çağında bulunan bütün epilepsili kadınlara, gebelikle ilişkili riskler hakkında yeterli bilgi verilmelidir.
 
Gebelik ve Laktasyonda Kullanımı:
 
 
Doğurganlık çağındaki kadınlar
Hangi tipte olursa olsun epilepsisi bulunan ve gebe kalma olasılığı olan kadınlara valproat reçete edilmeden önce, bir uzmanın tavsiyesine başvurulması gereklidir. Fötus üzerindeki potansiyel risk nedeniyle, risk/yarar oranının değerlendirilmesi gereklidir. Valproat tedavisi gerekli görüldüğü takdirde, potansiyel teratojenik riski en aza indirgemek için gerekli önlemler alınmalıdır (bkz:”Yukarıdaki veriler ışığında”).
 
Gebelikte:
 
Gebelik kategorisi D’dir.
 
Tedavi edilmiş epilepsili annelerden elde edilen deneyimler sonucunda, gebelik süresince valproat kullanımına ilişkin riskler şu şekilde tanımlanmıştır:
 
Nöbetler ile ilgili risk:
 
Gebelik esnasında, annedeki tonik klonik nöbetler ve hipoksi ile seyreden status epileptikus, anne ve doğmamış çocuk için özel bir risk taşımaktadır.
 
 
Teratojenik etkiler gözlenmiştir.
 
Mevcut veriler, bazı diğer antiepileptik ilaçlar için belirlenen insidansla karşılaştırıldığında epilepsisi olan ve valproatla tedavi edilen annelerden doğan çocuklarda, nöral tüp defekti, kraniyofasiyel defektler, ekstremite malformasyonları, kardiyovasküler malformasyonlar ve çeşitli vücut sistemlerini ilgilendiren çoklu anomaliler de dahil olmak üzere, major ve minör malformasyonların insidansında bir artış olduğunu düşündürmektedir.
Veriler, sodyum valproat içeren antiepileptik politerapisinin, teratojenik riskte tek başına valproat ile uygulanan monoterapiye kıyasla bir artış oluşturduğunu düşündürmektedir.
 
Veriler, hamilelik sırasında valproat kullanımına bağlı olarak, verbal IQ gelişiminde kısmi gecikme riskinde artışı düşündürmektedir. Bu durum malformasyonlar ve dismorfik bozukluklar ile genelde birliktedir. Bu durumu muhtemel ek faktörler olan, annede düşük IQ, genetik, sosyal ve gelişimsel faktörler ve gebelik sırasında zayıf nöbet kontrolü ile nedensel ilişkilendirmek zordur.
 
Yukarıdaki veriler ışığında:
 
Hekimlerin gebe kalma ile ilgili konuları sodyum valproat ilk kez reçete edilmeden önce veya sodyum valproat ile tedavi edilmekte olan bir kadın gebeliği planlamadan önce, hastalarıyla tartışmaları kuvvetle tavsiye edilmektedir.
 
Eğer hasta gebe kalmak istiyorsa bu, antiepileptik tedaviyi gerektiren endikasyonun gözden geçirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.
 
Herhangi bir endikasyonda, riskler ve yararların dikkatle değerlendirildikten sonra gebelik esnasında sodyum valproat tedavisinin sürdürülmesi durumunda etkili minimum günlük doz ve uygulanacak dozun gün içine yayılması tercih edilmelidir. Uzun etkili bir formülasyonun kullanılması başka herhangi bir tedavi formuna tercih edilmelidir.
 
Eğer uygun bulunursa, nöral tüp defekti riskini azaltmak amacı ile folat ( günlük 5 mg) takviyesine hamilelikten önce başlanmalıdır
 
Hamilelik esnasında, valproat ile tedavinin kesilmesi yarar/risk değerlendirmesi tekrar yapılmadan tavsiye edilmez.
 
Hasta antenatal dönemde özel kontrol altında tutularak nöral tüp defekti veya diğer bir malformasyon oluşursa vaktinde saptanmalıdır.
 
Yenidoğandaki riskler:
 
Bu tıbbi ürün yenidoğanlarda hemorajik sendroma neden olabilir. Sodyum valproat kullanımında ortaya çıkan hemorajik sendromun, büyük olasılıkla K vitamini eksikliğine bağlı olmadığı düşünülmektedir.Bu hemorajik sendrom hipofibrinojenemi ile ilişkilidir; fatal olabilen afibrinojenemi de bildirilmiştir. Bu hipofibrinojenemi muhtemelen koagülasyon faktörlerinin azalmasıyla ilgilidir. Doğum öncesinde annede, özellikle trombosit sayımı, fibrinojen ve koagülasyon zamanı ölçümü (aPTT : Aktive Parsiyel Tromboplastin Zamanı) de dahil olmak üzere, bir koagülasyon değerlendirmesi yapılmalıdır. Anneden elde edilen normal sonuçlar yenidoğanda hemostasis anormalliklerini ekarte etmez.


Bundan dolayı yenidoğanda, trombosit sayımı, fibrinojen plazma düzeyi, koagülasyon testleri ve koagülasyon faktörleri tetkik edilmelidir.
Travmatik doğum kanama riskini artırır.
 
 
Laktasyonda:
Anne sütündeki valproat miktarı düşük olup annenin serum düzeyinin % 1 ile % 10'u arasındadır. İlaç alan anne emzirmemelidir veya dikkatli olunmalıdır.
 
Literatür ve klinik deneyime göre emzirme, sodyum valproat’ın güvenilirlik profili, özellikle de hematolojik bozukluklar dikkate alınarak göze alınabilir. (Yan Etkiler/ Advers Etkiler)
 
Araç ve Makina Kullanmaya Etkisi:
 
Hastalar özellikle antikonvülzan politerapi veya benzodiazepinlerle birlikte kullanım halinde uyku riskine karşı uyarılmalıdır (bkz. “İlaç Etkileşimleri“)
Yan Etkileri / Advers Etkiler
Konjenital ve ailesel/genetik bozukluklar: Bkz. “Gebelik"
 
Karaciğer ve safra kesesi ile ilgili bozukluklar: Nadiren karaciğer disfonksiyonu vakaları. (Bkz. "Uyarılar").
 
Gastrointestinal bozukluklar:Bazı hastalarda tedavinin ilk günlerinde sıklıkla sindirim sistemine ait yan etkiler (bulantı, mide ağrısı, diyare)görülebilir, bunlar çoğunlukla tedaviyi durdurmaya gerek kalmadan bir kaç gün içinde kendiliğinden ortadan kalkar.
 
Bazen letal olabilen, tedavinin erken kesilmesine ihtiyaç duyulabilecek çok seyrek pankreatit vakaları bildirilmiştir. (Bkz. “Uyarılar/Önlemler”)
Metabolik bozukluklar: Çok nadir hiponatremi vakaları bildirilmiştir.
 
Santral Sinir Sistemi ile ilgili bozukluklar: Konfüzyon; tedavi sırasında ender olarak stupor veya bazen geçici komaya (ensefalopati) kadar gidebilen letarji, tek başına veya konvülziyonlarda paradoksal artışla birlikte görülmüştür ve tedavi durdurulduğunda veya doz azaltıldığında, azalmıştır. Bu etkiler genellikle birden fazla ilaçla tedavi sırasında (özellikle fenobarbital) ve valproat dozu birden artırıldığında ortaya çıkar.
Geri dönüşümlü beyin atrofisi ile birlikte geri dönüşümlü demans çok nadir olarak bildirilmiştir.
 
Sinsi ve yavaş başlangıçlı tedavinin kesilmesini takiben birkaç hafta ya da birkaç ay içinde geriye dönebilen kognitif bozukluklar (demansın tüm klinik özelliklerini gösterebilen) çok nadir olarak bildirilmiştir.
 
İzole geri dönüşümlü parkinsonizm nadir olarak bildirilmiştir.
 
Nadiren ataksi vakaları bildirilmiştir.
 
Geçici ve (veya) doz ile ilgili postural tremor/ dinlenme halinde ince tremor, uyku hali ve uyuşukluk sıklıkla bildirilmiştir.
 
Başağrısı da bildirilmiştir.
 
Sıklıkla karaciğer fonksiyon testlerinde değişikliğe neden olmayan özellikle birden fazla ilaç ile tedavi esnasında izole ve orta derecede hiperamonyemi ortaya çıkabilmektedir. Bu durum tedavinin kesilmesini gerektirmez. Nörolojik semptomların eşlik ettiği hiperamonyemi (komaya kadar giden) de bildirilmiştir. Bu vakalarda daha ileri tetkiklere başvurulmalıdır (bkz. "Önlemler").
 
Kan ve lenf sistem bozuklukları: Genelde sistematik olarak farkedilen ve klinik belirti vermeyen, doza bağlı trombositopeni vakaları bildirilmiştir. Trombositopeninin asemptomatik olması durumunda, eğer trombosit miktarı uygun ve epileptik hastalığın kontrolü mümkünse, yalnızca sodyum valproat pozolojisinin azaltılmasıyla, genellikle bu trombositopeninin düzelmesi sağlanabilir.
 
Özellikle yüksek dozlarda ve genellikle ilgili klinik belirtilerin görülmediği; fibrinojende izole azalma veya kanama zamanında uzama (sodyum valproatın trombosit agregasyonunun ikinci fazı üzerinde inhibitör etkisi vardır) bildirilmiştir. (bkz. “Gebelik"). Daha nadir olarak anemi, makrositemi ve lökopeni vakalarına, nadir olarak da pansitopeni vakalarına rastlandığı bildirilmiştir.
 
Deri ve subkütan doku bozuklukları: Valproat tedavisi sırasında ciltte ekzantematöz kızarıklık gibi reaksiyonlar oluşabilir. Nadir durumlarda, Lyell’s sendromu, Stevens-Johnson sendromu ve eritema multiforme de bildirilmiştir.
 
Geçici ve/ veya doza bağlı olarak saç dökülmesi sıklıkla bildirilmiştir.
 
Üreme ile ilgili bozukluklar:Amenore ve menstrüel düzensizlik bildirilmiştir.
 
Vasküler bozukluklar:Vaskülit görüldüğü bildirilmiştir.
 
İşitme bozuklukları:Geri dönüşümlü veya geri dönüşümsüz olabilen işitme kaybı nadiren bildirilmiştir; bununla beraber kesin bir neden sonuç ilişkisi henüz belirlenememiştir.
 
Böbrek ve idrar yolu bozuklukları:Valproat tedavisine bağlı geri dönüşümlü Fanconi sendromu birkaç vakada bildirilmiş; fakat etki mekanizması henüz belirlenememiştir. Böbreklerin etkilendiği vakalar nadir olarak bildirilmiştir. Çok nadir enürezis vakaları bildirilmiştir.
 
İmmün sistem bozuklukları:Alerjik reaksiyonlar bildirilmiştir.
 
Genel bozukluklar ve kullanım yerindeki koşullar:Şiddetli olmayan periferal ödem çok nadir olarak gözlenmiştir.
Kilo artışı görülebilir. Polikistik over sendromu için kilo artışı bir risk faktörü olarak dikkatlice izlenmelidir (bkz “Uyarılar/Önlemler”).
Teratojenik risk (bkz. “Uyarılar/Önlemler”, “Gebelik”).
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.