Grubu Beşeri Yerli İlaç
Alt Grubu İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
Firma Sanofi Aventis İlaçları Ltd. Şti.
Marka DEPAKIN
Etken Madde Kodu SGKFUX-VALPROIK ASIT+SODYUM VALPROAT Ağızdan katı
Ambalaj Miktarı 30
Ambalaj ADET/AMBALAJ
ATC Kodu N03AG01
ATC Açıklaması Valproik asit
NFC Kodu BC
NFC Açıklaması Ağızdan Katı Gecikmeli Film Kaplı Tabletler
Kamu Kodu A02195
Patent 20 YIl
Satış Fiyatı 37,73 TL (5 Nisan 2020) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 29,06 TL (2 Mart 2020)
Kurumun Ödediği 12,59 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu E535A
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu
İlaç Etken Maddeleri

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Akut, ağır doz aşımının belirtileri; müsküler hipotoni, hiporefleksi, miyozis, metabolik asidoz, solunum fonksiyonlarının bozulmasının eşlik ettiği komadır. Ağır doz aşımı fatal olabilir, ancak genellikle müdahaleden başarılı sonuç alınır.

 

Ancak semptomlar değişiklik gösterebilir ve çok yüksek plazma düzeylerinde nöbetler bildirilmiştir. Az sayıda serebral ödeme bağlı intrakranial hipertansiyon vakası bildirilmiştir.

 

Doz aşımının hastanedeki tedavisi: Alımından 10-12 saat sonrasına kadar yararlı olabilecek gastrik lavaj, etkili diürezin idamesi; kalp ve solunum fonksiyonlarının takibi. Ağır nadir vakalarda renal diyaliz yapılabilir.

 

Bir kaç izole vakada nalokson başarıyla kullanılmıştır. Ağır doz aşımında, hemodiyaliz ve hemoperfüzyon ile başarılı sonuçlar alınmıştır.

Endikasyonlar
  • Jeneralize veya parsiyel epilepsiler:
  • Primer jeneralize nöbetler: Petit mal, grand mal, miyoklonik epilepsiler,
  • Parsiyel nöbetler: Basit veya kompleks nöbetler,
  • Sekonder jeneralize nöbetler,
  • Mikst nöbet şekilleri.

Bipolar bozukluklara bağlı maninin önlenmesi ve tedavisinde
Sodyum valproat çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar için, hastanın tedaviyi yürüten hekimle birlikte tüm ilgili unsurları çok dikkatli bir biçimde değerlendirmesine dayanarak bilgilendirilmiş bir tercihin yapılması koşuluyla uygun bir seçenek olabilir. (bkz. Uyarılar ve Gebelik).

Farmakodinamik Özellikler
Valproat etkisini esas olarak santralsinir sistemi üzerinde oluşturur.
 
İnsanda birçok değişik nöbet tiplerinde antikonvülzan etki göstermektedir.
 
Valproat üzerinde yapılan deneysel ve klinik çalışmalar iki tip antikonvülzan etkinin olduğunu öne sürmektedir.
 
Birincisi, valproatın plazma ve beyindeki konsantrasyonlarına bağlı direkt farmakolojik etkidir.
 
İkincisi ise, muhtemelen beyinde bulunan valproatın metabolitlerine nörotransmiterlerin değişimlerine veya doğrudan membran etkilerine bağlı olduğu gözüken dolaylı etkidir.Bu hipotez genellikle valproat kullanımından sonra artan konsantrasyonlardaki gama - aminobütirik asit (GABA) nedeniyle ortaya atılmıştır.
 
Yavaş dalga uykusunun artması sonucunda uyku ara fazının sürekliliği valproat ile azalır.
 
Sodyum valproatın epilepsisi olan hastalarda elektroensefalogramı (EEG) etkilediği bulunmuştur. Örneğin, jeneralize absans nöbetlerinden muzdarip hastalardaki dikey (spayk) dalga potansiyellerini azalttığı gösterilmiştir. Sodyum valproatın önemli bir hipnotik etkisi bulunmamaktadır. Solunum, kan basıncı, böbrek fonksiyonu veya vücut ısısı üstünde dikkate değer herhangi bir etkisi yoktur.
 
Ayrıca, sodyum valproatın bazı in vitro çalışmalarda HIV virüsünün replikasyonunu stimüle ettiği gösterilmiştir; bununla birlikte bu etki hafif olup, dozla ilişkili değildir ve insanlarda gösterilmemiştir.
Farmakokinetik Özellikler
  • Sodyum valproatın oral uygulama sonrasındaki biyoyararlılığı %100e yakındır.
  • Oral uygulama sonrasında hızla absorbe olur ve sabit plazma yoğunluğuna 3-4 günde ulaşılır. Doruk serum konsantrasyonuna ulaşması için geçen süre farmasötik formuna bağlıdır. Bir adet Depakin Chrono 500 mg uzun etkili film tablet alındıktan sonra doruk serum konsantrasyonuna 6.3 ± 0.95 saat içinde ulaşılır. Total ve serbest doruk plazma konsantrasyonları (Cmax) enterik kaplı tablet formuna göre daha düşüktür (verilişten sonraki 4. ile 14. saatler arasında Cmax % 25 azalır, ancak relatif olarak stabil bir plato izler). Bu düzleşmiş piklerin bir sonucu olarak valproik asit konsantrasyonları daha düzenlidir ve gece gündüz boyunca daha homojen bir dağılım gösterir. Dozun günde 2 defa verilmesini takiben plazma düzeyindeki değişmeler yarıya düşer. Dozlar ile (total ve serbest) plazma konsantrasyonları arasında daha lineer bir ilişki vardır.
  • Dağılım hacmi esas olarak kanla ve hızlı geçişlihücre dışı sıvılarla sınırlıdır. Valproat BOSa ve beyine geçer.
  • Valproat başta albümin olmak üzere plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanır; Bu bağlanma doza bağlı ve doyurulabilir özelliktedir. Yüksek dozlarda proteinlere bağlanma azalır. Yaşlı hastalarda ve böbrek veya karaciğer fonksiyonları bozuk olan hastalarda plazma proteinlerine bağlanması daha düşüktür.
  • Terapötik etki için gerekli olan minimum serum konsantrasyonu 40-50 mg/l olup aralık 40 mg/l - 100 mg/l arasındadır. 200 mg/l’nin üstünde seyreden düzeylerde doz azaltılması gereklidir.
  • Valproatın sitokrom P450 enzimlerini indüklemesi etkisi bulunmamaktadır,diğer antiepileptiklerin aksine, kendisinin ve diğer ilaçların (örneğin östroprogestojen ve oral antikoagülan) metabolizmasını artırmaz.
  • Sodyum valproat, glukuronidasyon ve beta, omega ve omega-1oksidasyonu yoluyla metabolize olduktan sonra esas olarak idrarla (% 3’ü değişmeden) atılır.
  • Yarılanma ömrü yaklaşık 15-17 saattir.
  • Valproat molekülü diyaliz edilebilir fakat hemodiyaliz sadece valproatın kandaki serbest formunu etkiler (yaklaşık %10).
Farmasötik Şekli
Uzun Etkili Film Tablet
Formülü

Bir bölünebilir tablette:
500 mg sodyum valproat aktivitesine eşdeğer:

Sodyum valproat 333 mg
Valproik asit       145 mg

Yardımcı maddeler: Titan dioksit ve sodyum sakkarin

İlaç Etkileşmeleri
Kontrendike olan kombinasyonlar
 
Meflokin: Valproik asit metabolizmasını artırır ve konvülzan etkisi vardır; bu nedenle kombine tedavide epileptik nöbetler görülebilir.
 
Önerilmeyen kombinasyonlar:
 
Lamotrijin: Valproik asit ile lamotrijinin birlikte uygulanması şiddetli cilt reaksiyonlarının (Lyell sendromu) görülme riskini artırır. Lamotrijin valproata eklendiğinde, döküntü riski artabilir.
 
Valproat lamotrijinin metabolizmasını azaltır ve ortalama yarı ömrünü artırır; gerektiğinde dozlar (lamotrijin dozu azaltılarak) yeniden düzenlenmelidir.
 
Eğer bu kombinasyonun kullanılması gerekli görülürse, yakın klinik takip yapılması gerekir.
 
Kullanımda önlem alınmasını gerektiren kombinasyonlar:
 
Nöroleptikler, MAO inhibitörleri, antidepresanlar ve benzodiazepinler: Depakin, nöroleptiklerin, MAO inhibitörleri, antidepresanlar ve benzodiazepinler gibi diğer psikotropların etkisini potansiyalize edebilir. Bu nedenle klinik takip ve gerekiyorsa dozun ayarlanması önerilir.
 
İmipramin antidepresan ilaçlar: Jeneralize konvülziyon krizlerinin ortaya çıkma riski artar (antidepresan ilaç, epilepsi eşiğini düşürür). Klinik takip yapılması ve antidepresan tedavisinin ayarlanması gerekir.
 
Karbamazepin: Doz aşımı belirtileriyle birlikte karbamazepinin aktif metabolitinin plazma konsantrasyonları yükselir. Ayrıca, valproik asidin karaciğerde metabolize olma oranı karbamazepin tarafından artırıldığı için, plazma konsantrasyonları düşer .
Valproat karbamazepinin toksik etkisini potansiyalize edebileceğinden, valproatla karbamazepinin kombine kullanımında klinik toksisite olabileceği bildirilmiştir.
Kombine tedavinin özellikle başlangıç döneminde, gerekli görüldüğü taktirde, doz ayarlaması ile birlikte klinik takip önerilir.
 
Karbapenemler, monobaktamlar: Meropenem, panipenem,aztreonam, imipenem.
Panipenem veya meropenem ile birlikte kullanıldığında bazen konvülziyon ile birlikte valproik asit kan düzeyinde azalış gözlenir. Eğer bu antibiyotikler kullanılırsa valproik asit kan düzeyinin yakın olarak izlenmesi tavsiye edilir.
 
Fenobarbital, primidon: Hepatik metabolizmanın inhibisyonu ile doz aşımı belirtileriyle birlikte, genellikle çocuklarda, fenobarbitalin ya da primidonun plazma konsantrasyonları yükselir. Ayrıca, valproik asidin karaciğerde metabolize olma oranı fenobarbital veya primidon tarafından artırıldığı için, plazma konsantrasyonları düşer.
 
Kombine tedavinin ilk 15 günü boyunca klinik takip yapılmalı ve sedasyon belirtileri görülmeye başlayınca fenobarbital ya da primidon dozları hemen azaltılmalıdır; özellikle iki antikonvülzif ilacın plazma konsantrasyonları kontrol edilmelidir.
 
Fenitoin: Fenitoinin plazma konsantrasyonları değişir. Depakin fenitoinin total plazma konsantrasyonunu artırır. Bundan başka serbest fenitoin yoğunluğu artabilir, bu durumda doz aşımı belirtileri ortaya çıkabilir (valproik asit plazma proteinlerine bağlanma noktalarında fenitoinin yerini alır ve karaciğerde parçalanmasını yavaşlatır). Fenitoin plazma düzeyleri saptanırken serbest formu dikkate alınmalıdır.
 
Ayrıca, valproik asidin karaciğerde metabolize olma oranı fenitoin tarafından artırıldığı için, plazma konsantrasyonlarının düşme riski artar. Klinik takip yapılmalı, her iki antiepileptik ilacın plazma dozajları ve pozolojileri ayarlanmalıdır.
 
Topiramat: Valproik asit topiramat ile kombine kullanıldığında, genellikle valproik asidin neden olduğu düşünülen hiperamoniyemi ya da ensefalopatinin görülme riski artar. Klinik ve biyolojik takip (tedavinin başlangıcında ve bu semptomları düşündürecek durumlarda) yapılmalıdır.
 
Zidovudin: Valproat zidovudin plazma konsantrasyonunu artırarak, zidovudinin toksisitesini artırabilir.
 
Diğer ilaçların valproat üzerindeki etkisi:
  • Enzim indükleyici etkisi olan antiepileptikler (fenitoin, fenobarbital, karbamazepin) valproatın serum yoğunluklarını azaltır. Kombine tedavide dozlar klinik cevaba ve kan düzeylerine göre ayarlanmalıdır. Öte yandan, felbamat ile valproatın kombine kullanımı, valproat serum konsantrasyonunu artırabilir. Valproat dozu izlenmelidir.
  •  Valproatla birlikte proteinlere yüksek oranda bağlanan ajanlar (asetilsalisilik asit) kullanıldığında, serumdaki serbest valproat düzeyi artabilir.
  •  Vitamin K’ya bağlı antikoagülan faktörle birlikte kullanılması halinde protrombin düzeyi yakın takip edilmelidir.
  • Valproatın serum düzeyleri, aynı zamanda simetidin veya eritromisin kullanılırsa artabilir (karaciğer metabolizması azaldığı için).
  • Rifampisin valproatın serum düzeyleri düşererek terapötik etkisini azaltabilir. Rifampisin ile birlikte kullanılması durumunda valproat dozunun ayarlanması gerekebilir.
Diğer etkileşmeler:
Valproatın genelde enzim indükleyici etkisi yoktur; bu nedenle, hormonal kontraseptif kullanan kadınlarda östroprogestojen etkisini azaltmaz. Antasitler, haloperidol, simetidin ve ranitidin gibi ilaçlarla klinik olarak önemli etkileşme gözlenmemiştir.
 
Dikkate alınması gereken kombinasyonlar:
 
Nimodipin (oral yoldan ve enjeksiyon yoluyla): nimodipinin plazma konsantrasyonlarının yükselmesiyle (metabolize olma oranı valproik asit tarafından azaltılır), hipotansif etkisi artar.
Kontraendikasyonlar
  • Sodyum valproat veya ilaç içindeki yardımcı maddelere karşı aşırı duyarlılık öyküsü olanlarda
  • Akut hepatit
  • Kronik hepatit
  • Kişide veya ailede özellikle ilaca bağlı ağır hepatit hikayesi (Child Pugh C)
  • Hepatik porfiri
  • Üre siklus enzim eksikliği
  • Meflokin ile birlikte kullanım önerilmez
  • Pankreas hastalıklarında
Genellikle ilacın lamotrijin ile birlikte kullanımı önerilmez.
Kullanım Şekli Ve Dozu
Günlük doz hastanın yaşı ve vücut ağırlığı dikkate alınarak düzenlenmelidir ve kişiden kişiye değişen cevap göz önünde bulundurulmalıdır.
 
Günlük doz, serum konsantrasyonu ve terapötik etki arasında net bir ilişki kurulamadığından, optimum doz klinik cevaba göre saptanmalıdır.
 
Eğer nöbetlerin kontrolü yeterli düzeyde değilse veya advers etkilerden şüphe ediliyorsa, klinik takibe ek olarak valproik asidin plazma düzeyinin saptanması düşünülebilir. Bildirilen etkili miktar genelde 40-100 mg/litre (300-700 µmol/litre) dir.
 
Kompleks parsiyel nöbetlerde 10 yaş ve yukarısı için kullanılmalıdır.
 
Sodyum valproat Chrono BT tedavisine başlama (oral uygulama):
 
  • Bugünkü bilgilerimize göre Sodyum valproat’ın enterik kaplı formlarından uzun etkili formuna (Depakin Chrono BT 500 mg) geçerken aynı günlük dozun sürdürülmesi önerilir.
  • Başka bir antiepileptik uygulanmayan hastalarda doz 2-3 gün aralarla artırılarak bir hafta içinde optimum doza ulaşılır.
  • Bir başka antiepileptik ile tedaviden Sodyum valproattedavisine geçerken iki hafta içinde yavaş yavaş Sodyum valproat Chrono BT dozunu artırarak optimum doz ayarlanmalı ve diğer preparatlarla tedavi azaltılarak kesilmelidir.
  • Eğer gerekiyorsa başka bir antiepileptik ilavesi yavaş yavaş doz artırılarak yapılmalıdır (Bkz. “İlaç Etkileşmeleri”).
Dozaj:
 
Epilepsi:
  • Başlangıç dozu genellikle günde 10-15 mg/kg olup, daha sonra optimum dozaja kadar çıkılır. (Bkz. "Sodyum valproat BT tedavisine başlama”)Ortalama günlük doz 20-30 mg/kgdır.
  • Çocuklarda dozaj 30 mg/kg/gün civarındadır,
  • Erişkinlerde dozaj 20-30 mg/kg/gün civarındadır.
  • Yaşlılarda sodyum valproatın farmakokinetiği değişiyorsa da klinik önemi sınırlıdır ve dozaj nöbetlerin kontrolüne göre düzenlenmelidir.
Bipolar bozukluklara bağlı maninin önlenmesi ve tedavisinde:
Tavsiye edilen başlangıç dozu günde 1000 mg’dır. İstenilen klinik etkinliği sağlayacak minimum terapötik doza ulaşmak için doz mümkün olduğunca çabuk artırılmalıdır.
 
Bipolar bozuklukların idame tedavisi için tavsiye edilen doz günde 1000 mg ila 2000 mg arasındadır. İstisnai durumlarda, doz günde 3000 mg’dan fazla olmayacak şekilde artırılabilir. Dozlar bireysel klinik cevaba göre ayarlanmalıdır.
 
Profilaktik tedavi en düşük etkin doz ile kişiye özel olarak uygulanmalıdır.
 
Uygulama:
Uzun etkili formun (Depakin Chrono BT 500 mg) kullanılması ilacın günde bir kez verilmesine imkan tanır; günde tek doz uygulaması tam olarak nöbet kontrolünün sağlandığı epilepsi vakalarında mümkündür.
 
Sodyum valproat Chrono BT 500 mg, erişkinlerin ve 17 kgın üzerindeki çocukların kullanımı içindir; 10 yaşın altındaki çocuklarda kullanıma uygun değildir.
 
Sodyum valproat Chrono BTnin bölünebilir olması ince bir doz ayarlamasına olanak sağlar. Bölünmüş tabletin kapaktaki özel bölmede saklanması tavsiye edilir. Tabletler ezilmemelidir, çiğnenmeden yutulmalıdır ve tercihen yemeklerle birlikte alınmalıdır.
 
Günlük dozlardan birinin yanlışlıkla atlanması halinde, bir sonraki doz, doktorun tavsiye ettiği şekilde, normal olarak alınmalıdır. Atlanan dozu telafi etmek için, dozun iki katı alınmamalıdır.
 
Birden fazla dozun atlanması halinde ise, hemen doktora başvurulmalıdır.
Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

Depakin 200 mg Enterik Kaplı Tablet
Depakin 500 mg Enterik Kaplı Tablet
Depakin %20 Oral Solüsyon
Depakin 400 mg/4 ml İV Enjeksiyonluk Çözelti Hazırlamak İçin Liyofilize Toz İçeren Flakon

Saklama Koşulları

Oda sıcaklığında (25°Cnin altında) ve nemden koruyarak saklayınız.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

30 uzun etkili bölünebilir film tablet içeren polipropilen tüplerde.

Uyarılar/Önlemler

Uyarılar:
Antiepileptik bir ilaç ile tedaviye başladıktan sonra, bazı epileptik hastalıklarda gözlemlenen spontan dalgalanmalardan bağımsız olarak hastada kriz sıklığının arttığı ya da yeni bir kriz tipinin ortaya çıktığı nadir olarak görülebilir.
Valproat ile yapılan tedavide bu durumlar esas olarak, birlikte kullanılan diğer bir antiepileptik ilaçtan ya da farmakokinetik bir etkileşmeden (bkz. “İlaç Etkileşmeleri”), bir toksisite durumundan (hepatopati veya ensefalopati (bkz. “Uyarılar” ve “Yan Etkiler/Advers Etkiler”) ya da doz aşımından ileri gelir.

Karaciğer Yetmezliği (Hepatopati):
Fatalite ile sonuçlanabilen, ciddi, karaciğer bozukluğu vakaları çok nadir olarak bildirilmiştir. Epilepsi alanındaki klinik deneyimler göstermiştir ki; beyin hasarı, zeka geriliği ve/veya konjenital metabolik veya dejeneratif hastalığı ve ciddi epilepsi nöbetleri olan 3 yaşın altındaki çocuklar, özellikle kombine antikonvülzan tedavi görüyorlarsa en fazla risk altında olan hastalardır. 3 yaşından sonra görülme sıklığı anlamlı olarak azalmakta ve yaş ilerledikçe giderek düşmektedir.

Vakaların büyük bölümünde karaciğer hasarı tedavinin ilk 6 ayında daha çok 2. ve 12. haftalar arasında ve genellikle antiepileptiklerle çoklu tedavi sırasında görülmektedir.

Belirtiler:
Erken teşhis için klinik bulgular önemlidir. Sarılık öncesi görülebilecek aşağıdaki belirtiler, özellikle risk altındaki hastalarda (bkz. “Karaciğer Yetmezliği”) dikkate alınmalıdır.

Spesifik olmayan ve genellikle ani ortaya çıkan ve bazen sürekli kusma ve karın ağrısının eşlik ettiği asteni, anoreksi, yorgunluk hali ve baş dönmesi
Uygun tedaviye rağmen epilepsi nöbetlerinin tekrarlaması

Bu tip klinik belirtilerin görülmesi halinde hastanın derhal doktora başvurması gerektiği bilinmelidir. Hasta çocuksa aynı uyarı ailesine yapılmalıdır. Klinik muayene ve karaciğer fonksiyonunun biyolojik değerlendirilmesini içeren incelemeler derhal gerçekleştirilmelidir.

Takip:
Önce karaciğer fonksiyon testi yapılmalı ve daha sonra tedavinin ilk 6 ayında karaciğer fonksiyonu periyodik olarak kontrol edilmelidir.

Bilinen incelemeler içinde protein sentezini, özellikle protrombin düzeyini gösteren testler önemlidir. Eğer anormal derecede düşük protrombin düzeyi saptanırsa ve özellikle diğer laboratuvar bulguları da mevcutsa (fibrinojen ve pıhtılaşma faktörlerinde önemli azalma, bilirubin düzeyinde yükselme ve transaminazlarda yükselme - kullanım için bkz. “Önlemler”), Sodyum valproat tedavisi durdurulmalıdır ve bir tedbir olarak aynı metabolik yolu kullandıkları için, Sodyum valproat ile birlikte veriliyorsa salisilat kullanımı da kesilmelidir.

Pankreatit:
Fatal sonuçlanan ağır pankreatit vakaları çok nadir olarak bildirilmiştir. Bu komplikasyon tüm yaş gruplarında tüm tedavi süresince görülebilir. Özellikle küçük çocuklarda bu risk daha da artmaktadır. Ciddi epilepsi nöbetleri veya beyin lezyonları veya çoklu antikonvülzan tedavi risk faktörleri olabilir. Pankreatite eşlik eden karaciğer yetmezliği fatalite riskini artırır.

Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda, ancak çok dikkatli bir değerlendirme yapıldıktan sonra ve kullanımının sağladığı yararların doğmamış çocuk için konjenital anomali riskinden daha ağır basması halinde sodyum valproat kullanma kararı alınmalıdır. Bu karar, sodyum valproat ilk kez reçete edilmeden önce ve aynı zamanda halen VPA ile tedavi edilmekte olan bir kadın gebeliği planlamadan önce alınmalıdır.
 
İntihar düşüncesi ve intihar davranışı:
Bu ilaçla tedavi edilen hastalarda intihar düsüncesi ve davranisi bildirilmistir. Bu nedenle hastalar intihar düsüncesi ve davranisi açisindan yakindan izlenmelidir. Intihar düsüncesi ve davranisi ortaya çiktiginda, hasta ve hasta yakininin tibbi destek almasi önerilmelidir.

Önlemler:
Karaciğer fonksiyon testleri özellikle riskli hastalarda (bkz. “Uyarılar”) tedaviden önce (bkz. “Kontrendikasyonlar”) ve tedavinin ilk 6 ayında periyodik olarak yapılmalıdır.

Pek çok antiepileptikle olduğu gibi, özellikle tedavinin başlangıcında, karaciğer transaminazlarının klinik belirti olmadan, geçici hafif bir yükselişi görülebilir.

Bu hastalarda daha geniş biyolojik araştırma (protrombin düzeyi dahil) önerilir, gerekiyorsa doz ayarlanmalı ve testler tekrarlanmalıdır.
 
3 yaşın altındaki çocuklarda Sodyum valproat uygulanacaksa monoterapi önerilir, ancak tedaviye başlamadan önce Sodyum valproat’ın potansiyel yararına karşılık karaciğer harabiyeti veya pankreatit riski iyi bu gruptaki hastalarda değerlendirilmelidir (bkz. "Uyarılar").

Tedaviye başlamadan veya cerrahi girişim öncesi ve spontan kanama veya hematom (bkz. "Yan etkiler/Advers etkiler") durumunda kan kontrolleri (trombosit sayımı dahil kan sayımı, kanama zamanı ve koagülasyon testleri) yapılmalıdır.

Çocuklarda aynı zamanda salisilat kullanımı, karaciğer toksisitesi (bkz. “Uyarılar”) ve kanama riski nedeniyle önerilmemelidir.

Böbrek yetersizliği olanlarda plazma konsantrasyonlarının takibi yanıltıcı olabileceğinden, dozaj klinik gözleme göre ayarlanmalıdır (bkz. “Farmakokinetik özellikleri”). Valproik asidin bağlanmamış serum konsantrasyonlarının artabileceği göz önünde bulundurulmalı ve doz azaltılmalıdır.
 
Akut karın ağrısı olan hastalarda hemen medikal değerlendirme yapılmalıdır. Pankreatit gelişmesi durumunda ise valproat kesilmelidir. Akut karın ağrısı olan veya bulantı, kusma ve anoreksi gibi gastrointestinal şikayeti olan hastalarda pankreatit düşünülmelidir. Eğer pankreatik enzim düzeyleri artıyorsa tedavi kesilmeli ve uygun olan alternatif tedavi verilmelidir.

Üre siklusunda enzim defekti bulunan hastalarda, sodyum valproat tavsiye edilmez. Bazı hastalarda stupor veya koma ile birlikte birkaç hiperamonyemi vakası görülmüştür.

Sebebi açıklanamayan hepatogastrointestinal semptomlar (anoreksi, kusma, sitoliz krizi), letarji epizodları veya koma, mental gerilik öyküsü olan ya da ailesinde yeni doğan ya da çocuk ölümleri görülen çocuklarda, her türlü sodyum valproat tedavisinden önce, metabolik tetkikler ve özellikle aç karnına ve yemekten sonra kandaki amonyak düzeylerine bakılmalıdır.

Her ne kadar Sodyum valproat kullanımı sırasında immün bozukluklar çok ender görülmüşse de sistemik lupus eritematozuslu hastalarda Depakin’in kullanımı için potansiyel yararı ile riski iyi değerlendirilmelidir.

Hastalar tedaviye başlarken kilo artışı riski konusunda uyarılmalı ve bu riski azaltmak için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Doğurganlık çağındaki kadınlar: (bkz.Gebelik)
Doğurganlık çağında bulunan bütün epilepsili kadınlara, gebelikle ilişkili riskler hakkında yeterli bilgi verilmelidir.

Gebelik ve Laktasyonda Kullanımı:

Doğurganlık çağındaki kadınlar
Hangi tipte olursa olsun epilepsisi bulunan ve gebe kalma olasılığı olan kadınlara valproat reçete edilmeden önce, bir uzmanın tavsiyesine başvurulması gereklidir.  Fetüs üzerindeki potansiyel risk nedeniyle, risk/yarar oranının değerlendirilmesi gereklidir. Valproat tedavisi gerekli görüldüğü takdirde, potansiyel teratojenik riski en aza indirgemek için gerekli önlemler alınmalıdır (bkz. “Yukarıdaki veriler ışığında”).

Bipolar bozukluklarda,gebelik planlanıyorsa,valproat profilaksisinin kesilmesi düşünülmelidir

Gebelikte:
Gebelik Kategorisi D’dir.

Tedavi edilmiş epilepsili annelerden elde edilen deneyimler sonucunda gebelik süresince valproat kullanımına ilişkin riskler şu şekilde tanımlanmıştır.
Bipolar hastalıklarda valproat profilaksisinin kesilmesi göz önüne alınmalıdır.

Nöbetler ile ilgili risk:
Gebelik esnasında, annenin geçireceği tonik klonik nöbetler veya hipoksi ile seyreden status epileptikus, anne ve doğmamış çocuk için ölümle sonuçlanabilir.

Sodyum valproat ile ilgili risk:
Teratojenik etkiler gözlenmiştir.

Mevcut veriler, bazı diğer antiepileptik ilaçlar için belirlenen insidansla karşılaştırıldığında, epilepsisi olan ve valproatla tedavi edilen annelerden doğan çocuklarda, nöral tüp defekti, kraniyofasiyel defektler, ekstremite malformasyonları, kardiyovasküler malformasyonlar ve çeşitli vücut sistemlerini ilgilendiren çoklu anomaliler de dahil olmak üzere, major ve minör malformasyonların insidansında bir artış olduğunu düşündürmektedir.
Veriler göstermektedir ki, valproat ile kombine antiepileptik tedavi sırasında, teratojenite riski valproat monoterapisine göre daha yüksektir.
Veriler, hamilelik sırasında valproat kullanımına bağlı olarak, verbal IQ gelişiminde kısmi gecikme riskinde artışı düşündürmektedir. Bu durum malformasyonlar ve dismorfik bozukluklar ile genelde birliktedir. Bu durumu muhtemel ek faktörler olan, annede düşük IQ, genetik, sosyal ve gelişimsel faktörler ve gebelik sırasında zayıf nöbet kontrolü ile nedensel ilişkilendirmek zordur.
 
Hamilelik sırasında valproata maruz kalan çocuklarda otizm spektrum bozuklukları rapor edilmiştir.

Yukarıdaki veriler ışığında:
Hekimlerin gebe kalma ile ilgili konuları sodyum valproat ilk kez reçete edilmeden önce veya sodyum valproat ile tedavi edilmekte olan bir kadın gebeliği planlamadan önce, hastalarıyla tartışmaları kuvvetle tavsiye edilmektedir.

Eğer hasta gebe kalmak istiyorsa bu, antiepileptik tedaviyi gerektiren endikasyonun gözden geçirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Bipolar bozukluk endikasyonunda, sodyum valproat profilaksisinin kesilmesi düşünülmelidir. Herhangi bir endikasyonda, riskler ve yararların dikkatle değerlendirildikten sonra gebelik esnasında sodyum valproat tedavisinin sürdürülmesi durumunda etkili minimum günlük doz ve uygulanacak dozun gün içine yayılması tercih edilmelidir. Uzun etkili bir formülasyonun kullanılması başka herhangi bir tedavi formuna tercih edilmelidir.

Eğer uygun bulunursa, nöral tüp defekti riskini azaltmak amacı ile folat (günlük 5 mg)  takviyesine hamilelikten önce başlanmalıdır

Hamilelik esnasında, valproat ile tedavinin kesilmesi yarar/risk değerlendirmesi tekrar yapılmadan tavsiye edilmez.

Hasta antenatal dönemde özel kontrol altında tutularak nöral tüp defekti veya diğer bir malformasyon oluşursa vaktinde saptanmalıdır.

Yeni doğandaki riskler:
Antiepileptik ilaçlar yeni doğanlarda hemorajik sendroma neden olabilir. Bu hemorajik sendrom hipofibrinojenemi ile ilişkilidir; fatal olabilen afibrinojenemi de bildirilmiştir. Bu hipofibrinojenemi muhtemelen koagülasyon faktörlerinin azalmasıyla ilgilidir.
Bununla birlikte, bu sendrom fenobarbital ve enzim indüksiyonu yapan diğer ajanlarla tetiklenen vitamin K faktörlerinin azalmasından ayırt edilmelidir. Depakin verilmeden önce annede, doğum öncesi trombosit sayımı, fibrinojen ve koagülasyon zamanı ölçümü (aPTT: Aktive Parsiyel Tromboplastin Zamanı) yapılmalıdır. Anneden elde edilen normal sonuçlar yeni doğanda hemostasis anormalliklerini ekarte etmez.
Travmatik doğum kanama riskini artırır.
Bundan dolayı yeni doğanda, trombosit sayımı, fibrinojen plazma düzeyi, koagülasyon testleri ve koagülasyon faktörleri tetkik edilmelidir.

Laktasyonda:
Anne sütündeki valproat miktarı düşük olup annenin serum düzeyinin % 1 ile % 10u arasındadır. İlaç alan anne emzirmemelidir veya dikkatli olunmalıdır.
Literatür ve klinik deneyime göre emzirme, sodyum valproat’ın güvenilirlik profili, özellikle de hematolojik bozukluklar dikkate alınarak göze alınabilir. (bkz. Yan Etkiler)

Araç ve Makina Kullanmaya Etkisi
Hastalar özellikle antikonvülzan politerapi veya benzodiazepinlerle birlikte kullanım halinde uyku riskine karşı uyarılmalıdır (bkz. İlaç Etkileşimleri)

Yan Etkileri / Advers Etkiler
Konjenital ve ailesel ve genetik bozukluklar: Bkz. Gebelik
 
Karaciğer ve safra kesesi ile ilgili bozukluklar: Nadiren karaciğer hasarı (bkz. “Uyarılar”).
 
Gastrointestinal bozukluklar: Bazı hastalarda tedavinin ilk günlerinde sıklıkla sindirim sistemine ait yan etkiler (bulantı, üst karın ağrısı, diyare) görülebilir, bunlar çoğunlukla tedaviyi durdurmaya gerek kalmadan bir kaç gün içinde kendiliğinden ortadan kalkar.
 
Bazen letal olabilen, tedavinin kesilmesine ihtiyaç duyulabilecek çok seyrek pankreatit vakaları bildirilmiştir (bkz. “Uyarılar/Önlemler”).
 
Metabolik bozukluklar: Çok nadir hiponatremi ve uygunsuz ADH salınımı sendromu (SIADH) vakaları bildirilmiştir.
 
Santral Sinir Sistemi ile ilgili bozukluklar:Ender olarak stupor ve bazen geçici komaya (ensefalopati) kadar gidebilen letarji, tek başına veya konvülziyonlarda paradoksal artışla birlikte görülmüştür ve tedavi durdurulduğunda veya doz azaltıldığında, azalmıştır. Bu etkiler genellikle birden fazla ilaçla tedavi sırasında (özellikle fenobarbital veya topiramat) ve valproat dozu birden artırıldığında ortaya çıkar.
 
Geri dönüşümlü beyin atrofisi ile birlikte geri dönüşümlü demans çok nadir olarak bildirilmiştir. Sinsi ve yavaş başlangıçlı tedavinin kesilmesini takiben birkaç hafta ya da birkaç ay içinde geriye dönebilen kognitif bozukluklar (demansın tüm klinik özelliklerini gösterebilen) çok nadir olarak bildirilmiştir.
İzole geri dönüşümlü parkinsonizm nadir olarak bildirilmiştir.
 
Nadiren ataksi vakaları bildirilmiştir.
 
Geçici ve (veya) doz ile ilgili postural tremor/dinlenme halinde ince tremor, uyku hali ve uyuşukluk sıklıkla bildirilmiştir.
 
Sıklıkla karaciğer fonksiyon testlerinde değişikliğe neden olmayan özellikle birden fazla ilaç ile tedavi esnasında izole ve orta derecede hiperamonyemi ortaya çıkabilmektedir. Bu durum tedavinin kesilmesini gerektirmez. Nörolojik semptomların eşlik ettiği hiperamonyemi (komaya kadar giden) de bildirilmiştir. Bu vakalarda daha ileri tetkiklere başvurulmalıdır (bkz. “Önlemler”).
 
Psikiyatrik bozukluklar: Konfüzyon
 
Kan ve lenf sistemi bozuklukları: Genelde sistematik olarak farkedilen ve klinik belirti vermeyen, doza bağlı trombositopeni (bkz. “Önlemler”) vakaları bildirilmiştir. Trombositopeninin asemptomatik olması durumunda, eğer trombosit miktarı uygun ve epileptik hastalığın kontrolü mümkünse, yalnızca sodyum valproat pozolojisinin azaltılmasıyla, genellikle bu trombositopeninin düzelmesi sağlanabilir.
 
Özellikle yüksek dozlarda ve genellikle ilgili klinik belirtilerin görülmediği; kan fibrinojeninde azalma ve protrombin zamanında uzama (sodyum valproatın trombosit agregasyonunun ikinci fazı üzerinde inhibitör etkisi vardır) bildirilmiştir (bkz. “Gebelik”). Daha nadir olarak anemi, makrositemi ve lökopeni vakalarına, nadir olarak da pansitopeni vakalarına rastlandığı bildirilmiştir. Saf kırmızı kan hücresi aplazisini de içeren kemik iliği yetmezliği ve agranülositoz bildirilmiştir.
 
Deri ve subkütan doku bozuklukları: Ciltte kızarıklık oluşabilir. Nadir durumlarda, Lyell’s sendromu, Stevens-Johnson sendromu ve eritema multiforme bildirilmiştir.
 
Geçici ve/veya doza bağlı olarak alopesi sıklıkla bildirilmiştir.
 
Üreme ile ilgili bozukluklar: Amenore vedismenore bildirilmiştir.
 
Vasküler bozukluklar: Vaskülit görüldüğü bildirilmiştir.
 
İşitme bozuklukları: Geri dönüşümlü veya geri dönüşümsüz olabilen sağırlık nadiren bildirilmiştir.
 
Böbrek ve idrar yolu bozuklukları: Geri dönüşümlü Fanconi sendromu birkaç vakada bildirilmiş; fakat etki mekanizması henüz belirlenememiştir. Böbreklerin etkilendiği vakalar nadir olarak bildirilmiştir. Çok nadir enürezis vakaları bildirilmiştir.
 
İmmün sistem bozuklukları: Aniyoödem, eozinofili ve sistemik semptomlarla seyreden ilaç döküntüsü sendromu (DRESS) ve allerjik reaksiyonlar bildirilmiştir.
 
Genel bozukluklar ve kullanım yerindeki koşullar: Şiddetli olmayan periferal ödem çok nadir olarak gözlenmiştir.
Kilo artışı görülebilir. Polikistik over sendromu için bir risk faktörü olduğundan dikkatlice izlenmelidir.
Teratojenik risk (bkz. “Uyarılar/Önlemler”; “Gebelik”).
 
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.