Grubu Beşeri İthal İlaç
Alt Grubu İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
Firma Eczacıbaşı-Baxter Hastane Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Marka ENDOXAN
Etken Madde Kodu SGKFOR-SIKLOFOSFAMID Ağızdan katı
Ambalaj Miktarı 50
Ambalaj ADET/AMBALAJ
ATC Kodu L01AA01
ATC Açıklaması Siklofosfamid
NFC Kodu BA
NFC Açıklaması Ağızdan Katı Kaplı Tabletler
Kamu Kodu A02695
Patent 20 YIl
Satış Fiyatı 75,1 TL (17 Haziran 2020) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 67,02 TL (2 Mart 2020)
Kurumun Ödediği
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu NULL
Anne Sütü İlaç Anne Sütüne Geçer !
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu
İlaç Etken Maddeleri

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Siklofosfamidin herhangi bir spesifik antidotu bilinmediğinden, her kullanılışında büyük dikkat gösterilmelidir. Siklofosfamid diyaliz edilebilir. Bu nedenle, herhangi bir intihar amaçlı ya da kaza ile doz aşımı ya da intoksikasyon durumunda hemen hemodiyaliz uygulanması tavsiye edilir. Diyalizatta metabolize olmamış siklofosfamidin konsantrasyonundan 78 ml/dak.’lık bir diyaliz klirensi hesaplanmıştır (normal renal klirens 5-11 ml/dak. civarındadır). Bir diğer çalışma grubu 194 ml/dak.’lık bir değer bildirmiştir. 6 saat diyalizden sonra, uygulanan siklofosfamid dozunun %72’si diyalizatta bulunmuştur. Doz aşımı durumunda, diğer reaksiyonlara oranla, kemik iliği baskılanması ve daha çok lökopeni beklenir.

Kemik iliği baskılanmasının şiddeti ve süresi doz aşımının derecesine bağlıdır. Kan sayımı kontrollerinin sık olarak yapılması ve hastanın izlenmesi gerekir. Eğer nötropeni gelişirse, enfeksiyon profilaksisi yapılmalı ve enfeksiyon gelişmişse antibiyotiklerle yeterli şekilde tedavi edilmelidir. Eğer trombositopeni gelişirse, ihtiyaca göre trombosit replasmanı sağlanmalıdır. Herhangi bir ürotoksik etkiden kaçınmak için, mesna ile sistit profilaksisi yapılması esastır.

Endikasyonlar

ENDOXAN®, aşağıdaki durumlarda, kombine bir kemoterapi protokolü içinde ya da monoterapi olarak kullanılır.

Lösemiler:
Akut ya da kronik lenfositik ya da miyelositik lösemiler

Habis lenfomalar:
Hodgkin hastalığı, Hodgkin dışı lenfomalar, plasmasitoma

Metastaz yapmış ya da yapmamış habis solid tümörler:
Over kanseri, testiküler kanser, meme kanseri, küçük hücreli akciğer kanseri, nöroblastoma, Ewing sarkoma.

Progresif “otoimmün hastalıklar”: örn. Romatoid artrit, psoriatik artropati, sistemik lupus eritematoz, skleroderma, sistemik vaskülit (örn. nefrotik sendrom ile), glomerülonefrit (örn. nefrotik sendrom ile), myasthenia gravis, otoimmün hemolitik anemi, soğuk aglutinin hastalıkları.

Organ nakillerinde immunosupresif tedavi

 

Farmakodinamik Özellikler

Siklofosfamid oksazafosforinler grubundan bir sitostatiktir ve kimyasal olarak azotlu hardal bileşiklerine benzemektedir. Siklofosfamid in vitro olarak inaktiftir ve mikrozomal enzimlerle karaciğerde, tautomeri olan aldofosfamid ile denge halinde olacak şekilde, 4-hidroksisiklofosfamide ve onun asiklik tautomeri olan aldofosfamide dönüşerek aktive olur. Daha sonra her ikisi de, daha ileri aşamalara metabolize olur. Aldofosfamid, enzimatik olmayan bir dönüşümle aktif fosforamid hardala dönüşebilir. Bu süreçte, akrolein de oluşmaktadır ve mesane toksisitesinden sorumlu olabilir.

Siklofosfamidin sitotoksik etkisi, alkillenmiş metabolitleri ile DNA arasındaki etkileşmeye dayanır. Bu alkilasyon DNA zincirinde ve DNA-protein çapraz bağlarında kırılma ve bağlanmalarla sonuçlanır. Hücre siklusunda, G2 fazından geçiş gecikir. Sitotoksik etki hücre siklus fazı için spesifik değil, ancak hücre siklusu için spesifiktir.

Diğer alkilleyici preparatlarla ve özellikle ifosfamid gibi yapısal olarak benzer sitostatikler ile çapraz-resistans olasılığı gözardı edilemez.

Farmakokinetik Özellikler

Siklofosfamid gastrointestinal kanaldan hemen hemen tam olarak absorbe edilir (%75’in üzerinde). İdrarda ve plazmada, çok sayıda sitotoksik ya da sitotoksik olmayan metaboliti saptanmıştır.İnsanda, radyoaktif işaretli siklofosfamidin tek intravenöz enjeksiyonunu takiben, siklofosfamidin ve metabolitlerinin plazma konsantrasyonları 2 – 3 saat içerisinde en yüksek düzeylerine ulaşır ve 72 saate kadar izlenebilir seviyelerde kalırlarsa da, 24 saat içinde önemli bir düşme göstermektedirler. İn vitro olarak inaktiftir ve in vivo koşullarda aktif forma dönüşür. Siklofosfamidin plazma proteinlerine bağlanma oranı düşüktür ancak bazı metabolitleri %60 oranında plazma proteinlerine bağlanır.

Siklofosfamidin ortalama serum yarı ömrü yetişkinlerde 7 saat ve çocuklarda 4 saattir. Siklofosfamid ve metabolitlerinin başlıca atılım yolu böbreklerdir. Büyük oranda metabolitlerine dönüşerek atılsa da, %5 – 25 oranında değişime uğramadan atılır. Böbrek yetmezliği olan hastalarda metabolitleri çok yüksek düzeylere çıksa da, klinik toksisitede artış gösterilememiştir.

Siklofosfamid, plasentayı geçebilir ve anne sütünde varlığı gösterilmiştir.

IV ve oral dozlardan sonra kan seviyeleri biyoeşdeğerdir.

Farmasötik Şekli

IV injeksiyon için toz dolum oral kullanım için draje

Formülü

Beher draje 50 mg siklofosfamide eşdeğer 53.5 mg siklofosfamid monohidrat ve boyar madde olarak titanyum dioksit içerir.

İlaç Etkileşmeleri

Allopurinol ya da hidroklorotiazid ile birlikte uygulandığında, sülfonil ürelerin miyelosupresif etkileri ve kan glukozunu düşürücü etkileri artabilir. Fenobarbital, fenitoin, benzodiazepinler ya da kloralhidratın yakın zamanda kullanılmış olması ya da birlikte kullanımları halinde, mikrozomal karaciğer enzim indüksiyonu olasılığına neden olabilir.

Siklofosfamid bağışıklık sistemini baskılayıcı bir etkiye sahip olduğu için, hastada aşılara karşı daha zayıf cevap alınmasına yol açabilir. Preparatın canlı aşılarla birlikte uygulanması, aşıya bağlı enfeksiyon gelişmesine neden olabilir.

Depolarizan kas gevşeticileri (örn. süksinilkolinin halojenli tuzları) ile birlikte uygulanması durumunda, psödokolinesteraz konsantrasyonundaki azalma nedeniyle, uzun süreli apne gelişebilir. Kloramfenikol ile birarada kullanılması siklofosfamidin yarı ömrünün uzamasına ve metabolizasyonunda gecikmeye neden olabilir.

Antrasiklinler ve pentostatin, siklofosfamidin potansiyel kardiyotoksisitesini artırabilir. Kardiyotoksik etkide benzer bir artışın, kalp bölgesine uygulanan radyoterapiden sonra siklofosfamid kullanılması durumunda da görülebilme olasılığı vardır.

Tek bir olguda akut su intoksikasyonu bildirilmiş olduğundan, indometazin ile birlikte kullanımında dikkatli olunmalıdır.

Kinolon grubu antibiyotiklerle birlikte kullanıldığında, antimikrobiyal etkisinin azalmasına neden olabilir. Digoksinin serum düzeylerinde azalmaya yol açabilir.

Tiazid diüretikleri, siklofosfamid uygulamasına bağlı olarak gelişen lökopeniyi uzatabilir.Siklofosfamid uygulaması, vücuttaki antikoagülan etkiyi artırabilir. Greyfurtun içerisinde siklofosfamidin aktivasyonunu ve dolayısıyla etkinliğini bozan bir madde bulunduğu için, hasta tedavi sırasında greyfurt yememeli ya da greyfurt suyu içmemelidir.

Kontraendikasyonlar

ENDOXAN® aşağıdaki durumlarda kullanılmamalıdır:

  • Siklofosfamide karşı aşırı duyarlılığı bilinen kişilerde.
  • Ciddi kemik iliği fonksiyon yetmezliği olanlarda (özellikle daha önceden sitotoksik preparat ve/veya radyoterapi uygulanmış olan hastalarda).
  • Mesane enflamasyonunda (sistit).
  • İdrar akışı engellendiğinde.
  • Aktif enfeksiyon varlığında.
  • Hamilelik ve laktasyon dönemlerinde.
Kullanım Şekli Ve Dozu

Daha çok diğer ajanlarla kombinasyon halinde uygulanır.Başlangıç tedavisi genellikle intravenöz yoldan yapılır. Belirgin bir remisyona ulaşıldıktan sonra, idame tedavisinin oral yolla yapılması önerilir. İdame tedavisi için günde 50 - 200 mg siklofosfamid (1 - 4 draje) oral yolla verilebilir. Gerekirse daha fazla tablet alınabilir. ENDOXAN sabahları uygulanmalıdır. Uygulama esnasında ve hemen sonrasında hastaya bol sıvı verilmelidir.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri
ENDOXAN® 500 mg I.V. Flakon
ENDOXAN® 1g I.V. Flakon
Saklama Koşulları
25 °C'nin altında oda sıcaklığında saklayınız. Doktor gözetiminde kullanılır.
Çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız
Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

50 drajelik blister (Alu-Alu) ambalajlarda.

Uyarılar/Önlemler

Tedaviye başlamadan önce idrar yollarında herhangi bir tıkanıklığın, sistit, enfeksiyon ve elektrolit denge bozukluğunun olmadığından emin olunmalı, bu durumlar varsa tedavi edilmelidir.

Diğer sitostatikler gibi, genelde ENDOXAN® zayıf düşmüş ya da yaşlı hastalarda ve daha önceden radyoterapi almış hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Diabetes mellitus, kronik hepatit ya da böbrek yetmezliği olanlar gibi, immün sistemi zayıf olan hastalarda da yakın takip gereklidir.

ENDOXAN® ile tedavi sırasında, sistit ile birlikte mikro ya da makrohematüri görülürse durum normale dönünceye kadar ENDOXAN® tedavisi kesilmelidir.

Tedavi sırasında düzenli kan sayımları yapılmalıdır:
Tedaviye başlarken her 5-7 günde bir ve lökosit sayısı 3.000/mm3’ün altına düşerse, her iki günde bir kan sayımı yapılmalıdır. Kan sayımının bazı durumlarda her gün yapılması gerekebilir. Uzun süreli tedavilerde, iki haftada bir yapılan kan sayımları genellikle yeterlidir. Eğer kemik iliği baskılanmasına bağlı bulgular ağırlık kazanırsa, eritrosit ve trombosit sayımları yapılması önerilir. Eritrosit varlığı açısından idrar sedimenti düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Tümörlü hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, etanolle (alkol) birlikte oral düşük doz siklofosfamid tedavisi verilen deneklerde, preparatın antitümör aktivitesinde azalma gözlenmiştir. Alkolün kendisi siklofosfamide bağlı bulantı ve kusmayı artırabilir; bu nedenle siklofosfamidle tedavi edilen hastaların alkol kullanımı tekrar değerlendirilmelidir.

Tromboembolizm, DIK (yaygın damar içi pıhtılaşma) ya da hemolitik üremik sendrom gibi altta yatan hastalıktan kaynaklanan ancak hasta ENDOXAN®’ın da içinde bulunduğu kemoterapi ilaçları alırken daha yüksek oranda görülebilen bazı hastalıklar vardır.

Anti-emetiklerin zamanında uygulanmasına ve ağız hijyenine titizlikle dikkat edilmelidir.

Eğer siklofosfamid çözeltisi istemeyerek ven dışına enjekte edilir ise, genellikle sitostatik doku hasarı tehlikesi yoktur çünkü siklofosfamidin karaciğerde biyolojik olarak aktive edilmeden önce, böyle bir hasar yapması beklenmez. Çözeltinin damar dışına kaçması halinde hemen infüzyon durdurulmalı ve yerleştirilen kanül ile damar dışına çıkan solüsyon aspire edilmeli, bölge serum fizyolojik ile yıkanmalı ve ekstremite hareketsiz hale getirilmelidir.

Gebelik ve laktasyonda kullanımı

Gebelik kategorisi: D
Siklofosfamid tedavisi kadınlarda ve erkeklerde genotip anomalilere neden olabilir.
Gebeliğin ilk üç ayında siklofosfamid kullanımını gerektiren hayati bir endikasyon olması durumunda abortus için medikal konsültasyon gereklidir.

Gebeliğin ilk üç ayından sonra, eğer tedavi ertelenemiyor ise ve hasta gebeliğini sürdürmek istiyorsa, hastaya teratojenik etki riskinin küçük olmakla birlikte mevcut olduğunu bildirmek koşuluyla kemoterapi uygulanabilir.

Kadınlar ENDOXAN® kullanımı sırasında gebe kalmamalıdır. Bu uyarıya rağmen tedavi sırasında gebe kalınmış ise, genetik konsültasyon yapılmalıdır.

Siklofosfamid anne sütüne geçtiği için, tedavi sırasında anneler bebeklerini emzirmemelidirler.

ENDOXAN® tedavisi uygulanacak olan erkekler, tedaviden önce, sperm preservasyonu yapmaları için bilgilendirilmelidirler.

Kemoterapi sona erdikten sonra, kadında ve erkekte gebelik açısından korunma süresi, primer hastalığın prognozuna ve kişilerin çocuk sahibi olma isteklerine bağlıdır.

Araç ve makine kullanmaya etkisi
Siklofosfamid uygulandığında; bulantı, kusma gibi dolaşımda yetersizliklerle sonuçlanabilecek yan etkilerin olasılığı nedeniyle; hekim, hastanın trafiğe girme ya da makine kullanma yeterliliği konusunda özel karar vermelidir.

Yan Etkileri / Advers Etkiler
ENDOXAN® alan hastalarda, birçok durumda geri dönüşümlü olan ve doza bağlı, aşağıdaki yan etkiler görülebilir:
 
Kan ve kemik iliği:
Uygulanan doza bağlı olarak, lökopeni, trombositopeni ve anemiyi de içerecek şekilde, değişik derecelerde kemik iliği baskılanması meydana gelebilir. Ateşin eşlik ettiği ya da etmediği lökopeni ve buna bağlı olarak (bazen yaşamı tehdit eden) sekonder enfeksiyonların gelişmesi beklenebilir. Trombositopeniye bağlı olarak kanama riski artar. Lökosit ve trombosit nadirleri normal olarak tedavinin başlamasından 1-2 hafta sonra görülür ve 3-4 hafta içinde normale döner. Aneminin ortaya çıkması için genellikle birkaç tedavi kürü gerekmektedir. Daha önceden kemoterapi ve/veya radyoterapi ile tedavi edilmiş hastalarda ve böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, daha ciddi bir kemik iliği baskılanması beklenmelidir. Diğer miyelosupresif preparatlar ile bir kombinasyon tedavisi doz ayarlamasını gerektirebilir. Tedavi periyodunun başlangıcında, kan sayımlarına göre sitotoksik ilaçların dozunun ayarlanması ve sitotoksik ilaçların en düşük ayarlanmış dozajı ile ilgili tablolara bakılması önerilir.
 
Gastrointestinal yan etkiler:
Bulantı ve kusma gibi gastrointestinal yan etkiler, doza bağlı advers etkilerdir. Hastaların %50’sinde, orta ve şiddetli düzeyde yan etkiler görülebilir. Nadiren, anoreksi, ishal, kabızlık ve stomatitten ülserasyona kadar değişen mukoza enflamasyonu bulguları (mukozit) görülebilir. İzole hemorajik kolit vakaları bildirilmiştir.
 
Böbrekler ve üriner sistem:
Siklofosfamid metabolitleri, idrar yoluyla uzaklaştırıldıktan sonra, üriner sistemde özellikle de mesanede değişikliklere yol açar. Hemorajik sistit, mikrohematüri ve makrohematüri, ENDOXAN® tedavisine bağlı olarak en sık görülen doza bağlı komplikasyonlardır ve tedavinin kesilmesini gerektirir. Başlangıçta sistit sterildir fakat sekonder mikrobiyal kolonizasyon görülebilir. Nadir olgularda, ölümle sonuçlanan ağır hemorajik sistit bildirilmiştir. Mesane duvarında ödem, subüretral kanama, fibroz ile birlikte interstisiyel enflamasyon ve giderek mesane duvarında sertleşme gibi değişiklikler gözlenmiştir.
 
Renal lezyonlar (özellikle geçmişinde renal fonksiyon yetmezliği olması durumunda), yüksek dozlardan sonra ender görülen bir yan etkidir.
 
Mesna kullanımı ya da yeterli hidrasyon, bu ürotoksik yan etkilerin sıklığını ve şiddetini önemli ölçüde azaltabilir.
 
Genital sistem:
Alkilasyon yoluyla etki göstermesi nedeniyle, siklofosfamidin spermatogenez üzerinde, azospermi ya da kalıcı oligospermi ile sonuçlanabilen, kısmen geri dönüşümsüz bozulmalara neden olabileceği düşünülebilir. Her iki cinste de kısırlığa yol açabilir. Kısırlığın ortaya çıkması, doza, tedavinin süresine ve tedavi sırasında gonadların durumuna bağlıdır.
 
Siklofosfamidle tedavi edilen kadınların önemli bir kısmında, gonadotropin salınımının artmasına ve östrojen salınımının azalmasına bağlı olarak amenore görülebilir. Tedavinin kesilmesinden sonraki birkaç ay içerisinde, menstrüel siklus normale döner. Puberte öncesinde tedavi edilen genç kızlarda genellikle sekonder seks karakterleri gelişir ve menstrüel siklus düzenlidir. Puberte öncesi dönemde uzun süreli siklofosfamid tedavisine bağlı olarak, germ hücrelerinin tamamen yok olmasıyla birlikte over fibrozu görülebilir.
 
Erkeklerde, siklofosfamid tedavisi sonrası oligospermi ya da azospermi ile birlikte gonadotropin salınımı artar. Testosteron salınımı normaldir. Bu hastalarda cinsel potens ve libido etkilenmez. Puberte öncesi tedavi edilen erkek çocuklarda, sekonder seks karakterleri gelişir. Oligospermi, azospermi ve gonadotropin salınımında artış görülür. Testiküler atrofi gelişebilir.
 
Karaciğer:
Nadiren, ilgili laboratuar parametrelerinde (ALT, AST, gamma-GT, alkalen fosfataz, bilirubin) yükselme ile belirlenen, karaciğer fonksiyonlarında bozulma bildirilmiştir.
 
Allojenik kemik iliği transplantasyonu sırasında busulfan ya da tüm vücut radyoterapisi ile kombine olarak yüksek doz siklofosfamid uygulanan hastaların yaklaşık %15-50’sinde veno-oklüziv hastalık gözlenmiştir. Buna karşılık, veno-oklüziv hastalık tek başına yüksek doz siklofosfamid alan aplastik anemili hastalarda nadiren görülmüştür. Sendrom, tipik olarak transplantasyondan 1-3 hafta sonra gelişmekte ve ani kilo artışı, hepatomegali, assit ve hiperbilirubinemi ile karakterize olmaktadır.
 
Hastalarda, veno-oklüziv hastalık gelişmesi açısından bilinen risk faktörleri, daha önceden var olan karaciğer fonksiyon bozuklukları ve özellikle bir alkilasyon preparatı olan busulfanın içinde bulunduğu yüksek doz kemoterapiye bağlı, hepatotoksik ilaç tedavisidir.
 
Kardiyovasküler etkiler:
Özellikle yüksek doz siklofosfamid (120-140 mg/kg) kullanımından sonra, sitotoksik ilaçların neden olduğu aritmi, EKG değişiklikleri ya da LVEF (örn. miyokard enfarktüsü) gibi bulgularla karakterize olan sekonder kardiyomiyopati bildirilmiştir. Ayrıca, kalp bölgesine uygulanan radyoterapiden sonra ve/veya antrasiklin ya da pentostatin ile birlikte kullanımlarda, siklofosfamidin kardiyotoksisitesinde artış olduğuna dair bulgular vardır. Bu açıdan, daha önceden bilinen kalp rahatsızlığı olan hastalara özel bir dikkatle yaklaşılması ve düzenli elektrolit kontrolü yapılması gerekliliği akılda tutulmalıdır.
 
Sekonder tümörler:
Diğer sitotoksik tedavilerde olduğu gibi, siklofosfamid ile tedavi, geç sekeller olarak, sekonder tümör ve prekürsörleri için de risk taşıyabilir. Üriner sistemde kanser gelişmesi riskinin yanısıra, kısmen akut lösemilere kadar ilerleyebilen miyelodisplastik değişikliklerde artış olur. Hayvan çalışmaları, yeterli mesna kullanımı ile mesane kanseri riskinin önemli ölçüde azalabileceğini kanıtlamıştır.
 
Diğer advers etkiler:
Sık bir yan etki olan alopesi genellikle geri dönüşümlüdür. Avuç içlerinde, tırnaklarda ve ayak tabanlarında pigment değişimleri de bildirilmiştir.

Ayrıca, aşağıdaki yan etkiler gözlenmiştir:

  • Hiponatremi ve su retansiyonu ile birlikte uygunsuz ADH sekresyonu sendromu (Schwartz-Bartter sendromu). Cilt ve mukozalarda enflamasyon.
  • Bazı olgularda şoka kadar gidebilen, ateşin eşlik ettiği aşırı duyarlılık reaksiyonları.
  • Geçici bulanık görme ve baş dönmesi atakları.
  • Nadiren akut pankreatit.
  • Çok nadir olgularda (< %0.01), Stevens Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroliz gibi ciddi reaksiyonlar bildirilmiştir.