Grubu Beşeri Yerli İlaç
Alt Grubu İEGM Serum Fiyat Listesi
Firma Koçak Farma İlaç ve Kimya Sanayi A.Ş.
Marka ISOLYTE-S
Etken Madde Kodu SGKEZ1-ELEKTROLIT SOL serum
Ambalaj Miktarı 1
Ambalaj TORBA/AMBALAJ
ATC Kodu B05XA30
ATC Açıklaması Elektrolit kombinasyonları
NFC Kodu QE
NFC Açıklaması Parenteral İnfüzyon Torbaları
Kamu Kodu A03939
Patent 20 YIl
Satış Fiyatı 10,65 TL (2 Mart 2020) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 9,5 TL (18 Şubat 2019)
Kurumun Ödediği 4,8 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu E326C
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu
İlaç Eşdeğerleri (Muadilleri)

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Parenteral tedavi sırasında hastada sıvı ya da solütlere bağlı aşırı bir yüklenme görüldüğünde, hastanın durumu değerlendirilerek düzeltici tedavi önlemleri uygulanır. Potasyumlu solüsyonların aşırı dozajında, infüzyona son verilerek serumdaki potasyumu azaltacak önlemler alınır.

Hiperpotasemi durumunda tedavi:

1- Her 20 gram dekstroza 10 ünite kristalize insülin katılmış % 10 ya da % 25 oranındaki dekstrozun sudaki solüsyonundan saatte 300 - 500 mL uygulanır.

2- Hemodiyaliz veya periton diyalizi.

Potasyum içeren besin ve ilaçlar bırakılmalıdır.

Dijitalize hastalarda plazmadaki potasyum düzeyinin hızla düşürülmesi dijital toksisitesine yol açabilir.

Endikasyonlar

Isolyte S, organizmadaki normal elektrolit dengelerini bozmadan, ekstrasellüler su ve elektrolit eksikliklerini karşılar.

Başlıca kullanıldığı yerler şunlardır:

  • İntravasküler, interstisiyel ve transsellüler sıvı ve elektrolit bozuklukları nedeniyle parenteral sıvı tedavisi gerektiren durumlarda:
  • Yanıklar
  • Diyareler
  • Aşırı terleme durumları
  • Endokrin bozukluklar
  • Aşırı su alımı ya da sodyu kaybı (hiponatremi)
  • Diyabetik asidoz
  • Metabolik asidoz
  • Hiponatremiye yol açan postoperatif su retansiyonları
  • Ameliyatlardan önce ve sonra ekstrasellüler sıvı idamesi gerektiren durumlarda:

Isolyte S mültipl elektrolit solüsyonunda fizyolojik yoğunluklarda bulunan temel elektrolitler, fiziksel yüklenme altında bulunan hastalarda yeterli bir idame tedavisi sağlar. Solüsyondaki bikarbonat prekürsörleri (asetat ve glükonat) ameliyatlar sırasında oluşabilen metabolik asidozu ve yaşamsal organlardaki kan dolaşımının yetersiz kaldığı şok durumlarında gelişen metabolik asidozu ortadan kaldırabilecek niteliktedir. Ameliyat sırasında böbrek işlevinin azalmasına bağlı olabilecek hiperpotasemi olasılığına karşı, solüsyondaki potasyum miktarı düşük tutulmuştur.

Isolyte S, izotonik bileşimi, fizyolojik pH’ı ve antikoagülan sitrat dekstroz (ACD) solüsyonundaki sitratla kompleks yapabilecek kalsiyum iyonları ihtiva etmemesi nedeniyle, kan transfüzyonu yapılacak hastalarda uyumlu bir başlangıç solüsyonu niteliğindedir. İntravenöz solüsyonlardan çoğu düşük pH’ta yani asit yapıdadır. Damar içine verildiklerinde organizma tarafından tampone edilme gereği gösterirler; ayrıca enjekte edildikleri damarda yerel reaksiyonlara (filebit) yol açabililirler. Isolyte S solüsyonunun pH’ı 7.4’tür. Kanın normal pH’ı (7.35 - 7.45) ile uyumludur; damara verildiğinde organizmanın tampon sistemlerine gereksinim göstermez. Metabolik asidozda bulunabilen cerrahi hastalarında bu özelliğin önemi vardır.

Farmakodinamik Özellikler

ISOLTYE S, çeşitli hastalık durumlarında oluşabilen su ve elektrolit kayıplarını karşılamak amacıyla geliştirilmiş, gerekli elektrolitleri fizyolojik yoğunluklarda içeren ve pH’ı kanın normal pH’ına (7.35-7.45) uyacak şekilde ayarlanmış, steril ve apirojen bir mülti-elektrolit solüsyonu ve hidrasyon kaynağıdır.

Organizmada önceden oluşmuş ya da devam etmekte olan su ve elektrolit kayıplarında, iyon bileşimi plazma ve interstisiyel sıvıların aynı olan, izotonik oranlarda elektrolit içeren, dengeli bir mültipl elektrolit solüsyonun kullanılması en iyi tedavi olanağını sağlar.

Isolyte S, bu nitelikleri bünyesinde birleştiren bir solüsyondur.

Metabolik Özellikler

Isolyte S mültipl elektrolit solüsyonunun bileşimindeki sodyum ve klorür miktarları normal plazmadaki yoğunlukların aynı olduğundan, günümüz klinik uygulamalarında bu solüsyon, “serum fizyolojik” adı da verilen izotonik sodyum klorür solüsyonlarına tercih edilmektedir. Isolyte S ayrıca, organizmaya normal yoğunluklarda potasyum ve magnezyumu ve metabolik asidozu dengelemeye yönelik iki bikarbonat prekürsörünü (asetat ve glükonat) sağlar. Sodyum, ekstrasellüler sıvının başlıca katyonudur.

Organizmadaki sıvıların dağılım ve dengesinde görev alır. Sıvı hacminde meydana gelen değişimler, vücuttaki sodyum kayıtları ya da tutulmalarıyla ilişkilidir. Organizma, hipofizin anti-diüretik hormonu aracılığıyla sodyumun idrarla dışarı atılmasını düzenleyerek plazmadaki sıvı hacmini ve izotonisiteyi korumaya çalışır.

Sodyum ile potasyum arasında karşılıklı bir denge ilişkisi bulunur. Böbreklerde, sodyum potasyumun yerine geri emilir, hücre içi sıvısının potasyumun eksildiği durumlarda, sodyum hücre içine girer.

Sodyum, ayrıca, asit - baz dengesini korumada klorür ve bikarbonatla birlikte bulunur. Serumdaki bikarbonat düzeyi, hücre içi sıvısındaki sodyum miktarıyla ilişkili olarak değişir. Serumda normal sodyum düzeyi litrede 135-145 miliekivalandır. Sodyum klorür, suda dissosiye olarak sodyum ve klorür iyonları sağlar. Klorür, ekstrasellüler sıvının başlıca anyonudur.

Sodyumun vücuttaki değişimlerini yakından izler. Öncelikle, interstisiyel sıvıda ve lenf sıvısında bulunur. Sodyum metabolizmasındaki anormalliklerde, genellikle, klorür metabolizması da bozulur. Sodyum ve klorür metabolizmasının yakından ilişkili oluşu, ozmotik basıncı ve su dengesini korur. Vücuttaki sodyum kayıplarını klorür kaybı izler.

Klorür eksikliğinin dengelenmesi için bikarbonat düzeyi artar. Klorür yoğunluğundaki değişimler, asit - baz dengesinin durumunu yansıtır. Klorür, ayrıca, eritrositlerde plazma arasındaki “klorür - bikarbonat alışverişinde” de önem kazanır. Kanın oksijenasyonu sırasında, bikarbonat plazmadan eritrositlere geçerken, klorür de eritrositlerden plazmaya geçerek ozmotik dengeyi sağlar. Serumda normal klorür düzeyi litrede 100 - 106 miliekivalandır. Potasyum, intrasellüler sıvının başlıca katyonudur. Protein sentezinde ve karbonhidratların kullanımında görev alarak, sonuçta, bütün vücut dokularının yapısını ve işlevlerini etkiler.

Potasyum hücrelerinin elektriksel uyarılabilmelerini düzenlemede, sinir iletiminde, kas kasılmasında, asit-baz dengesinde ve genel hücre metabolizmasında gereklidir. Potasyum, miyokarttaki iletim ve kasılma olaylarında özellikle büyük önem taşır. Potasyum iyonları vücut sıvılarında dinamik halde bulunurlar ve devamlı olarak hücre içinden hücre dışına girip çıkarlar. Bununla birlikte, vücut sıvılarındaki toplam potasyum yoğunluğu sabittir. Hücre içi ve hücre dışı sıvılar arasındaki potasyum alışverişi, sürrenal steroidleri, testosteron, pH değişimleri, glikojen oluşumu ve hiponatreminin etkisi altındadır. Potasyumun serumdaki yoğunluğu, ekstrasellüler sıvıdaki potasyum miktarına aittir; hücre içi potasyum yoğunluğunu göstermez. Potasyumun hücre içlerine girmesi, glikoz ütilizasyonuna ve homeostatik metabolizmaya bağlıdır. Yüksek oranda karbonhidrat içeren çözeltilerle yapılan parenteral beslenmelerde, ilave potasyum desteği sağlanmadığı zaman, serumdaki potasyum miktarı hızla azalır. Plazmadaki bikarbonat düzeyi, hücre içi sıvıdaki potasyum miktarı ile ters orantılı olarak değişir. Potasyum, böbrekler aracılığıyla vücuttan atılır. Asit - baz dengesindeki değişimler ve böbrek üstü hormanları bu olayı etkiler. Diürez sırasında vücuttan atılan potasyumu böbreklerin tutabilme yeteneği yoktur. Serumda normal potasyum düzeyi, 3.5 - 5 miliekivalan arasındadır.

Fosfor, fosfat şeklinde (HPO4= ya da H2PO4-) intrasellüler sıvının başlıca anyonudur. Metabolizması birçok yönden kalsiyum metabolizmasına benzer. Vücuttaki fosforun önemli bir bölümü kemiklerde bulunur. Fosfor kemiklerdeki kemik yapımı ve yıkımı ile ilgili etkinliklerde yer alır. Karbonhidrat, lipid ve protein metabolizmasındaki biyokimyasal olayların düzenli seyrinde ve entrositlerin glikoz metabolizmasında, fosfatın uygun yoğunluklarda bulunması gerekir. “Yüksek enerjili” fosfat bileşikleri (ATP, ADP) vücutta önemli enerji depolarıdır. Fosfat düzeyleri organizmadaki asit - baz dengesini değiştirebilir. Çünkü, fosfat iyonları, plazmanın ve hücre içi sıvılarının önemli tampon sistemlerindendir ve ayrıca hidrojen iyonlarının böbrekler aracılığıyla dışarı atılmasında önemli görevleri vardır. Fosfatın böbreklerden atılma mekanizması kesin olarak bilinmemektedir.

Böbreklerden süzülen plazma fosfatının % 85 - 95’inin böbrek tübüllerinden geriye emildiği ve D vitaminin bu geriye emilme oranını artırdığı kabul edilmektedir. Serumda normal fosfor düzeyi 100 mL’de 3 - 4.5 mg arasındadır.

Magnezyum, intrasellüler sıvıların önemli katyonlarındandır. Metabolizması kalsiyum ve fosfor metabolizmasına benzerlik gösterir. Organizmadaki enzim olaylarında, karbonhidrat metabolizmasında ve protein sentezinde magnezyumun önemli işlevleri vardır. Ayrıca adale kasılmasında ve sinir iletiminde görev alır. Vücutta kalsiyumun emilimini denetleyen etkenler, magnezyumun da emilimini etkiler. Böbrekler magnezyumun vücutta tutulmasında etkin bir role sahiptir. Serumda normal magnezyum düzeyi, litrede 1.5 - 2.5 miliekivalandır. Sodyum asetat, asetik asit tuzlarından biridir, kaslarda ve diğer periferik dokularda hızla metabolize edilerek vücutta kullanıma hazır bir alkali kaynağı işlevini yüklenir.

Asetat, yağ asidi sentezinin nihai karbon kaynağı olan asetil - koenzim A’ya çevrildikten sonra, Krebs siklusunda tam oksidasyona uğrayarak metabolize edilir. Organizmaya sodyum tuzu şeklinde infüzyon yoluyla verilen asetat, bir hidrojen iyonu alarak, tüketilen her asetat iyonu yerine bir bikarbonat iyonu sağlar ve hızla karbondioksit ve suya metabolize olur. Asetat tuzlarının bikarbonat prekürsörü ve alkalileştirici madde görevi yapabilmeleri için organizmadaki dolaşım ve metabolizmanın yeterli düzeyde bulunması gerekir. Asetatın metabolize edilemediği durumlarda asit - baz dengesinde değişiklik olmaz. Asetat, kan pH’ını ve kandaki total karbondioksidi etkili bir şekilde yükselterek belirgin klinik durumlarda tercih edilen bir bikarbonat prekürsörüdür.

Metabolizma siklusuna laktattan farklı bir noktada katılan asetat, karbondioksit ve suya kadar olan metabolizması ve bikarbonat üretimi sırasında daha az oksijene gereksinim gösterir. Mikrosirkülasyondaki yetersizliğin doku hipoksisine yol açtığı durumlarda bu özellik önem kazanır. Asetat iyonu, primer olarak, kaslarda ve diğer periferik dokularda metabolize edildiğinden, karaciğer metabolizmasının iyi işlemediği durumlarda bile etkili bir alkalileştirici olarak tesir eder.

Sodyum glükonat, kuvvetli bir “şeker asidi” olan glükonik asidin tuzudur. Glükonik asit, organizmada, özellikle de karaciğerde metabolize olur. Metabolizması pentoz - fosfat siklusu yoluyla fosforilasyon biçimindedir. Glükonat en sonunda karbondioksit ve suya ayrılır ve metabolizması sırasında bikarbonat katkısında bulunur. Organizmaya kalsiyum gibi katyonların verilişinde glükonattan yararlanılır.

Farmakokinetik Özellikler

-

Farmasötik Şekli

İntravenöz infüzyon için steril ve apirojen çözelti

Formülü
Her 100 mL’de,
Magnezyum Klorür Heksahidrat     0.030 g
Potasyum Klorür                        0.037 g
Sodyum Asetat. 3H2O                  0.37 g
Sodyum Klorür                            0.53 g
Sodyum Glükonat                        0.50 g
Monobazik Potasyum Fosfat      0.00082 g
Dibazik Sodyum Fosfat. 7H2O       0.012 g
Enjeksiyonluk Su                              q.s.
 
Elektrolit yoğunlukları (mEq/L)
 
Sodyum :         141
Asetat :            27
Potasyum :         5
Fosfat (HPO4)=*: 1
Magnezyum :      3
Glükonat:         23
Klorür :            98
 
* 0.5 mmolP/Litre
 
Osmolarite : 295 mOs/Litre
 
pH = 7.4
 
İlaç Etkileşmeleri

-

Kontraendikasyonlar

Isolyte türü enjektabl mülti - elektrolit solüsyonları, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, klorür, fosfat, asetat, glükonat ve sitrat iyonu uygulanımının klinik yönden zararlı olabileceği durumlarda kullanılmamalıdır. Hiperpotasemi, kalp bloku, miyokart hasarı, kardiyovasküler, renal ya da hepatik yetmezliğe bağlı ödemler ve asit-baz dengesizliği böyle durumlara örnek olarak gösterilebilir.

Kullanım Şekli Ve Dozu

Isolyte S, ekstrasellüler sıvı kayıplarını karşılayacak bir idame solüsyonudur. Gerektiğinde 1 litre solüsyon 1 - 2 saat içinde verilebilir. Genelde uygulamanın daha yavaş yapılması öğütlenir. Büyükler için ortalama doz günde 1 - 2 litredir. Klinik ve laboratuvar değerlendirmeleri aksini göstermiyorsa, ekstrasellüler idame tedavisi, genellikle 48 saatte tamamlanır.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

-

Saklama Koşulları

25 °C’nin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.

Doktora danışmadan kullanılmamalıdır.

Çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

500 mL ve 1000 mL’lik Medifleks torbalarda.

Uyarılar/Önlemler

Metabolik alkalozda ya da solunum alkalozunda glükonat, asetat, laktat veya sitrat iyonu içeren solüsyonların uygulanımında dikkatli olunmalıdır.

Bu iyonların kandaki düzeyinin arttığı ya da vücuttaki ütilizasyonunun bozulduğu ağır karaciğer yetmezliği gibi durumlarda, bunları içeren solüsyonların verilişi sırasında gerekli önlemler alınmalıdır.

Sodyum iyonu içeren solüsyonlar konjestif kalp yetmezliğinde, ağır böbrek yetmezliğinde ve vücuttta sodyum tutulması ve ödemle birlikte seyreden klinik durumlarda büyük bir dikkatle uygulanmalı ya da hiç kullanılmamalıdır.

Potasyum iyonu içeren solüsyonlar, hiperpotasemi, ağır böbrek yetmezliği ve vücutta potasyum tutulmasıyla birlikte seyreden durumlarda büyük bir dikkatle uygulanmalı ya da hiç kullanılmamalıdır. Böbrek fonksiyonları azalmış hastalarda, sodyum ve potasyumlu solüsyonların verilişi vücutta sodyum ve potasyum tutulmasına yol açabilir. Sodyum veya potasyum içeren solüsyonlar böbrek ve kalp yetmezliği hastalarına verilirken, özellikle bu tür hastalar postoperatif dönemde bulunuyorsa ya da yaşlı ise, özel bir ihtimam gerekir. Kortikosteroid ya da kortikotropin tedavisi gören hastalarda veya vücutta tuz tutulmasıyla birlikte seyreden hastalıklarda, sodyum içeren solüsyonlar kullanırken dikkatli olmalıdır. Ameliyat sırasında ya da ameliyattan hemen sonra, sodyum içeren solüsyonların uygulanımı, homeostatik mekanizmalara bağlı olarak, vücutta aşırı sodyum tutulmasına yol açabilir. Bu hususta hastanın dolaşım sistemi yol gösterici olmalıdır. Potasyum, başlıca böbrekler yoluyla vücuttan dışarı atılır. Bu nedenle, oligüri, anüri ve azotemi ile birlikte bulunan ağır böbrek yetmezliklerinde, Addison hastalığında hiperpotasemili periyodik parelizide, sıcaklık kramplarında ve diğer başka nedenli hiperpotasemi durumlarında potasyum klorür tedavisi tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Tedaviden önce hipopotaseminin asıl nedenleri araştırılmalı, hastanın böbrek fonksiyonları ve kandaki potasyum düzeyi saptanmalıdır. İnfüzyon sırasında böbrek yetmezliği belirtileri görülürse uygulamaya son verilmelidir. Yakın hekim gözetimi, sık elektrokardiyografik denetimler ve serumda potasyum tayinleri parenteral potasyum tedavilerinde yol gösterici olmalıdır.

Potasyum ya da magnezyum içeren solüsyonlar kalp hastalarında ve özellikle böbrek hastalarında dikkatle kullanılmalıdır. Dijital tedavisi gösteren hastalarda parenteral magnezyum solüsyonları uygulanırken ileri derecede dikkatli olmalıdır. Magnezyum içeren solüsyonlarla tedavi edilen hastalara barbitüratlar, narkotikler, hipnotikler ya da sistemik anestetikler verilirken, bu ilaçların santral sinir sistemi üzerindeki depresif etkilerinin artabileceği göz önünde tutulmalıdır. Glükonat ya da asetat iyonu içeren solüsyonların fazla uygulanımı metabolik alkaloza yol açabilir.

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Solüsyona ya da uygulama tekniğine bağlı olarak uygulama sırasında ateş reaksiyonları, enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon, venöz tromboz, flebit, damar dışına sızma ve hipervolemi görülebilir.

Belirtiler, solüsyondaki iyonların birine ya da birkaçına ait eksiklik veya fazlalıktan ileri gelebilir. Kan elektrolitleri sık kontrol edilmelidir. Hipernatremi durumlarında su tutulması ve ekstrasellüler sıvı hacminin genişlemesine bağlı olarak ödem görülebilir, konjestif kalp yetmezliği ağırlaşabilir. Potasyumlu solüsyonların uygulanımı sırasında, bulantı, kusma, karın ağırısı ve diyare gibi yan etkiler bildirilmiştir.

Potasyum intoksikasyonuna bağlı belirti ve bulgular arasında, ekstremitelerde paresteziler, refleks kaybı, kas ya da solunum felci, mental konfüzyon, halsizlik, hipotansiyon, kalp aritmileri, kalp bloku, elektrokardiyografik anormallikler ve kalp durması görülebilir.

Potasyum eksikliği, nöro - müsküler işlevin bozulması, barsak dilatasyonu ve ileus ile kendini gösterir.

Magnezyumun plazmada anormal yükselmesi durumunda sıcak basması, terleme, hipotansiyon, dolaşım kollapsı ve kalp ile santral sinir sistemi işlevlerinin azalması görülür. Solunum depresyonu yaşamsal tehlike arzeder. Magnezyum azlığında taşikardi, hipertansiyon, aşırı sinirsel duyarlılık ve psikotik davranışlar görülebilir.

Klorür iyonları fazla miktarda verildiğinde, bikarbonat iyonlarının kaybı sonucu asitleştirici bir etki oluştururlar.

Fosfor eksikliği doku oksijenasyonun bozulmasına ve hemolitik anemiye, fosfor fazlalığı ise hipokalsemi, kramp, tetani ve kaslarda aşırı uyarılabilme durumuna yol açar. Uygulama sırasında yan etki görüldüğünde infüzyon durdurulmalı, hastanın durumu değerlendirilmeli ve uygun tedavi önlemleri alınmalıdır.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.