Grubu Beşeri Yerli İlaç
Alt Grubu İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
Firma Mustafa Nevzat İlaç Sanayii A.Ş
Marka PERIVEL
Etken Madde Kodu SGKFJJ-PERINDOPRIL+INDAPAMID Ağızdan katı
Ambalaj Miktarı 30
Ambalaj ADET/AMBALAJ
ATC Kodu C09BA04
ATC Açıklaması Perindopril ve diüretikler
NFC Kodu AA
NFC Açıklaması Ağızdan Katı Tabletler
Kamu Kodu A11321
Patent Jenerik
Satış Fiyatı 45,34 TL (2 Mart 2020) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 40,47 TL (18 Şubat 2019)
Kurumun Ödediği 9,78 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu E475E
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Doz aşımı durumunda en muhtemel olay hipotansiyondur. Klinik belirtiler olasılıkla bulantı, kusma, kramplar, baş dönmesi, somnolans, konfüzyon, poliüri veya anüriye kadar varan oligüridir. Sıvı ve elektrolit dengesizlikleri (hiponatremi, hipokalemi) oluşabilir.

Alınacak ilk önlem gastrik lavaj ve/veya aktif kömür uygulanması, ardından da sıvı elektrolit dengesinin düzeltilmesidir. Ciddi hipotansiyon durumunda, hasta yatar pozisyona getirilmeli ve başı hafifçe aşağıda tutulmalı, gerekirse izotonik sodyum klorür (İ.V.) veya diğer hacim genişletici önlemler uygulanabilir. Hemodiyaliz yararlı olabilir.

Endikasyonlar

Perivel plus esansiyel hipertansiyonun tedavisinde endikedir.

Farmakodinamik Özellikler

Perivel plus, bir ADE inhibitörü olan perindopril (terbütilamin tuzu şeklinde) ile bir klorosülfamid diüretik olan indapamidin sabit dozlu kombinasyonudur.

 

Perindopril/indapamid kombinasyonu her iki bileşenin antihipertansif etkisinin aditif sinerjisini ortaya çıkarmaktadır.

Perindopril, bir anjiotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörüdür ve anjiyotensin I’in, anjiyotensin II’ye dönüşümünü inhibe eder. Anjiyotensin II, adrenal korteksten aldosteron salgılanmasını stimüle eden ve renin salgılanması üzerinde negatif “feed-back” etkisi olan güçlü bir periferik vazokonstriktördür. ADE inhibisyonu sonucunda plazma anjiyotensin II seviyesi düşer, böylece plazma renin aktivitesi artar ve aldosteron salgılanması azalır. Sonuç olarak diürez ve idrarla sodyum atılımı ile bazen serum potasyum seviyesinde hafif bir artış ortaya çıkar.

Perindopril uygulamasından sonra, uygulanan doz ve ulaşılan kan konsantrasyonuyla uyumlu şekilde ADE inhibe olmaktadır. 8 mg’lık doz ile 10-12 saat süren % 80-90 oranındaki maksimum inhibisiyona ulaşılır. Bu dozların uygulamasından sonra 24. saatteki ADE inhibisyon oranı % 60 civarındadır. Uygulanan bir dozla ulaşılan ADE inhibisyonunun derecesi zamanla azalır.

Genelde perindoprilin etkisi hemen ortaya çıkar ve birkaç hafta süresince hafifçe artar. Tedavinin kesilmesi rebound etkiye neden olmaz.

Esansiyel hipertansiyonu olan hastalarda yapılan çalışmalarda kan basıncındaki azalmaya periferik direnç azalması eşlik etmiştir ve bu sırada kalp atım hızında veya glomerüler filtrasyon hızında anlamlı bir değişiklik oluşmamıştır. Aynı zamanda geniş arterlerin kompliyansında bir artış gözlenmiştir ki bu arter düz kası üzerine direkt etkiyi düşündürmektedir.

 

İndapamid farmakolojik açıdan tiyazid diüretiklerine benzer ve etkisini sodyum reabsorpsiyonunu inhibe ederek gösterir. Sodyum, klorür ve daha az olarak da potasyum ve magnezyumun idrarla atılımını artırır. Böylece diürez artar ve antihipertansif etki ortaya çıkar.

Farmakokinetik Özellikler

Perindopril ve indapamidin eşzamanlı uygulaması, bu ilaçların tek başına uygulandıklarında belirlenen farmakokinetik özelliklerini değiştirmemektedir.

Perindopril:  Perindopril oral yoldan uygulandığında hızla emilir ve yaklaşık bir saat içinde zirve plazma konsantrasyonlarına ulaşılır. Oral uygulamadaki mutlak biyoyararlanımı yaklaşık % 75’dir. Emilimin ardından, sistemik dolaşımdaki perindoprilin yaklaşık % 30-50’si aktif metaboliti olan perindoprilata dönüşür. Perindoprilatın ortalama biyoyararlanımı yaklaşık % 25’dir. Perindopril uygulamasından 3 ile 7 saat sonra perindoprilatın zirve plazma konsantrasyonlarına ulaşılır. Gastrointestinal kanalda besin bulunması perindoprilin emilim hız ve oranını değiştirmemekte ancak perindoprilatın biyoyararlanımını yaklaşık % 35 azaltmaktadır.

Perindopril hem tek doz hem de çoklu dozları ile kararlı durumda, doğrusal farmakokinetik özellik gösterir. Dolaşımdaki perindoprilin yaklaşık % 60’ı ve perindoprilatın ise % 10-20’si plazma proteinlerine bağlıdır.

Perindoprilin eliminasyonun çoğuna eşlik eden ortalama yarı ömrü yaklaşık 0.8-1.0 saattir. Ancak diğer ADE inhibitörlerinde de olduğu gibi perindoprilin çok düşük plazma konsantrasyonlarında, plazma/doku ADE bağlanma bölgelerinden yavaş ayrılması nedeniyle yarı ömrü uzamıştır. Buna karşın günde bir kez çoklu doz uygulaması ile perindopril birikime uğramaz. Perindopril vücutta yoğun şekilde metabolize edilir. İdrarda, uygulanan dozun sadece % 4-12’si değişmemiş haldedir.

İndapamid: İndapamid sindirim kanalından hızla ve tam olarak emilmektedir. Oral uygulamadan bir saat sonra zirve plazma konsantrasyonlarına erişilmektedir. İndapamidin plazma proteinlerine bağlanma oranı % 79’dur ve eliminasyon yarı ömrü 14-24 saat arasındadır (ortalama 18 saat). Çoklu dozlarda vücutta birikime yol açmadığı bildirilmiştir. Esas olarak inaktif metabolitler halinde idrar (dozun % 70’i) ve feçes (dozun % 22’si) yoluyla vücuttan atılmaktadır.

Farmasötik Şekli

Tablet

Formülü

Her bir tablet 4 mg perindopril (tert butilamin tuzu halinde) ve 1.25 mg indapamid ile yardımcı madde olarak laktoz içerir.

İlaç Etkileşmeleri

Perindopril ile eşzamanlı olarak; potasyum tutucu diüretikler (spironolakton, triamteren gibi) ve potasyum uygulanması, böbrek yetmezliği durumunda fatal olabilecek hiperkalemiye yol açabilir.

İndapamid ile torsades de pointes’e neden olan non-antiaritmik ilaçlar (astemizol, bepridil, eritromisin IV, halofantrin, pentamidin, sültoprid, terfenadin, vinkamin) eşzamanlı uygulanmamalıdır. Ayrıca Grup Ia antiaritmikler (kinidin, hidrokinidin, disopramid), amiodaron, bretilyum ve sotalol ile eşzamanlı uygulama, torsades de pointes riskini artırır. Hipokalemi de aynı bradikardi veya uzun QT aralığı bulunması gibi torsades de pointes oluşumunu kolaylaştırır.

Amfoterisin B (IV yolla verilen), yüksek doz salisilatlar, glukokortikoidler, mineralokortikoidler (sistemik yolla verilen), kortikosteroidler, tetrakozaktid, stimülan laksatifler, kalp glikozitleri, amilorid, metformin, iyotlanmış kontrast maddeler, kalsiyum tuzları, trisiklik antidepresanlar ve siklosporin ile eşzamanlı uygulamada dikkatli olunmalıdır.

Perindopril/indapamid kombinasyonu antidiyabetikler (insülin, hipoglisemik sülfonilüreler) ile birlikte kullanıldığında, bu ilaçların hipoglisemik etkilerini artırabilir; baklofen ile birlikte kullanıldığında antihipertansif etki belirginleşir; NSAİİ ile birlikte kullanımında antihipertansif etkide azalma gerçekleşir. Lityum ile birlikte kullanıldığında, lityumun serum düzeyi artar.

Kontraendikasyonlar

Daha önce bir ADE inhibitörü ile tedaviye bağlı olarak anjioödem gelişen hastalarda da kullanılmamalıdır. İndapamid; sülfonamidlere aşırı duyarlılık, ciddi böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi <30 ml/dakika), hepatik ensefalopati, ciddi karaciğer yetmezliği ve hipokalemi durumunda kontrendikedir. Perindopril/indapamid kombinasyonu; potasyum tutucu diüretikler, potasyum ve lityum tuzları ile eşzamanlı olarak; renal arter stenozu veya işlev gören tek böbrek bulunması ve hiperkalemi durumunda kullanılmamalıdır. Gebelik ve emzirme döneminde Perivel Plus kullanılmamalıdır.

Kullanım Şekli Ve Dozu

Günde bir kez ve tercihen sabahları aç karnına alınmalıdır. Hekim tarafından başka şekilde önerilmediği takdirde yaşlı hastalarda tedaviye günde 1 tablet ile başlanmalıdır.

Böbrek Yetmezliği: Ciddi böbrek yetmezliği durumunda (kreatinin klerensi < 30 mL/dakika) perindopril/indapamid kontrendikedir. Kreatinin klerensi 30 mL/dakika ile 60 mL/dakika arasında olan hastalarda tedaviye günde bir tablet ile başlanmalıdır. Kreatinin klerensi 60 mL/dakika’nın üzerinde olan bireylerde doz ayarlamasına gerek yoktur.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

PERİVEL PLUS 2 mg / 0.625 mg TABLET

Saklama Koşulları

25°C’nin altındaki oda sıcaklığında ve kuru bir yerde saklayınız.

ÇOCUKLARIN GÖREMEYECEĞİ, ERİŞEMEYECEĞİ YERLERDE VE AMBALAJINDA SAKLAYINIZ.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

PERİVEL PLUS 4 mg / 1.25 mg TABLET, 30 tabletlik blister ambalajlardadır.

Uyarılar/Önlemler

Uzun QT sendromu / Torsades de Pointes’e neden olabilir. Bu nedenle tanısı konmuş veya şüpheli konjenital uzamış QT sendromu veya Torsades de Pointes hastalarında kullanılmamalıdır.

Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp laktoz yetmezliği ya da glikoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

Alerjik reaksiyonlar: ADE inhibitörleri muhtemelen endojen bradikinin de dahil olmak üzere eikonazoidlerin ve polipeptidlerin metabolizmasını etkiledikleri için perindopril de dahil ADE inhibitörü kullanan hastalar, bazıları ciddi olabilen istenmeyen etkilere maruz kalabilirler.

Anjioödem: Perindopril de dahil olmak üzere ADE inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda yüz, ekstremiteler, dudaklar, dil, glottis ve/veya larenksi içeren anjioödem bildirilmiştir. Bu durumda, perindopril derhal durdurulmalı ve şişme ortadan kayboluncaya kadar hasta dikkatle izlenmelidir. Dil, glottis veya larenksi içeren anjioödem durumunda subkutan epinefrin 1:1000 (0.3-0.5 mL) uygulanması gibi uygun bir tedavi derhal yapılmalıdır.

Önceden ADE inhibitörü tedavisi ile ilişkisi olmayan anjiyonörotik  (Quincke) ödemi bulunan hastalarda ADE inhibitörü tedavisi ile Quincke ödemi oluşma riski yüksektir.

Membrana maruz kalma sırasındaki anafilaktoid reaksiyonlar: ADE inhibitörü tedavisi ile eşzamanlı olarak yüksek-akışlı membranlar ile diyaliz uygulanan hastalarda anafilaktoid reaksiyonlar bildirilmiştir.

Hipotansiyon: Diğer ADE inhibitörleri gibi perindopril de semptomatik hipotansiyona neden olabilir. Hastaların % 0.8’inde ise ortostatik hipotansiyonla ilişkili semptomlar bildirilmiştir.

Volüm ve/veya tuz kaybı olan hastalarda ADE inhibitörü kullanımına semptomatik hipotansiyonun eşlik etmesi daha olasıdır. Böbrek yetersizliğinin eşlik ettiği veya etmediği konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda da ADE inhibitörü uygulanması, aşırı hipotansiyona neden olabilir.

İskemik kalp hastalığı veya serebrovasküler hastalığı olan hastalarda kan basıncının böyle aşırı derecede düşmesi, miyokard infarktüsü veya serebrovasküler olay ile sonuçlanabilir. Aşırı hipotansiyon riski altındaki hastalarda, tedavi çok yakın tıbbi gözetim altında başlatılmalıdır.

Nötropeni/Agranülositoz: Böbrek bozukluğu olan hastalarda daha çok olmak üzere özellikle de sistemik lupus eritematosus veya skleroderma gibi kollajen vasküler hastalıklara bağlı olarak gelişen böbrek yetersizliği  olan, immünosupresifler veya lökopeniye neden olan ajanlarla tedavi edilen hastalarda ve ender olarak da komplikasyonsuz hastalarda bir ADE inhibitörü olan kaptopril uygulamasının agranülositoz ve kemik iliği depresyonuna sebep olduğu bildirilmiştir.

Fötal/Neonatal morbidite ve mortalite: Hamile kadınlara ADE inhibitörü uygulanması fötal ve neonatal morbidite ve mortaliteye sebep olabilir. Hamilelik saptandığında, ADE inhibitörleri derhal durdurulmalıdır.Oligohidramniyoz gözlenirse, perindopril tedavisi durdurulmalı ve ancak anne için hayat kurtarıcı ise kullanılmalıdır. Hasta ve doktor bilmelidir ki oligohidramniyoz, fötus geri dönüşümsüz bir zarara uğradıktan sonra da ortaya çıkmış olabilir.

Karaciğer yetmezliği: ADE inhibitörleri nadiren kolestatik sarılık ile başlayıp fulminan hepatik nekroz ve bazen mortalite ile sonuçlanan bir sendrom ile ilişkilidir. ADE inhibitörü kullanan hastalarda sarılık gelişmesi veya hepatik enzimlerde önemli artışlar görülmesi halinde ADE inhibitörü durdurulmalı ve bu hastalar uygun tıbbi izlemeye alınmalıdır. Karaciğer hastalığı durumunda, tiyazid grubu ve benzeri diüretikler hepatik ensefalopatiye neden olabilir. Bu durumda uygulanan diüretik derhal durdurulmalıdır.

Böbrek yetmezliği: Renin-anjiotensin-aldosteron siteminin inhibisyonun bir sonucu olarak duyarlı bireylerde böbrek fonksiyonlarında değişiklik beklenebilir.

Tiyazid grubu ve tiyazid benzeri diüretikler böbrek fonksiyonları normal veya hafif azalmış olanlar dışındaki hastalarda tam etkinlik gösteremez. Tedavi başlangıcında diüretik tarafından indüklenen su ve tuz kaybına sekonder gelişen hipovolemi, glomerüler filtrasyonda bir azalmaya neden olur. Bunun sonucunda kan üre ve plazma kreatinin değerlerinde artış meydana gelebilir. Bu geçici fonksiyonel böbrek yetmezliği normal bireylerde bir soruna neden olmaz, ancak var olan böbrek yetmezliğini ağırlaştırabilir. Sporcular, tiyazid grubu diüretiklerin doping testlerinde pozitif sonuç vereceği konusunda bilgilendirilmelidir. Anamnezinde renal fonksiyon bozukluğu öyküsü olmayan ve tetkiklerde fonksiyonel böbrek yetersizliği görülen hipertansif hastalarda tedaviye ara verilir ve sonradan daha düşük dozla veya bileşenlerden sadece biriyle yeniden başlanır.

Konjestif kalp yetmezliği: Ciddi derecede konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda böbrek fonksiyonları renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin aktivitesine bağlı olabilir. Bu durumda perindorpril de dahil ADE inhibitörü ile oligüri ve/veya ilerleyici azotemi ve nadiren akut böbrek yetmezliği ve/veya mortalite ortaya çıkabilir.

Renal arter stenozu: Unilateral veya bilateral renal arter stenozu olan hipertansif hastalarda kan üre azotu ve serum kreatinin değerlerinde artış görülebilir. ADE inhibitörleri ile olan deneyim, ilacın durdurulmasının ardından bu artışların geri dönüşümlü olduğunu düşündürmektedir. Böyle hastalarda, tedavinin ilk bir kaç haftası süresince böbrek fonksiyonları izlenmelidir.

Görünürde bir renal vasküler hastalığı olmayan bazı hipertansiflerde de kan üre azotu ve serum kreatinin değerlerinde genelde hafif ve geçici artışlar meydana gelmiştir. Bir diüretik ile eşzamanlı tedavi uygulanan ve böbrek yetmezliği hikayesi olan hastalarda bu artışların meydana gelmesi daha olasıdır. Perindoprilin veya diüretiğin veya her ikisinin de dozunun azaltılması gerekebilir. Bazı vakalarda, ilaçlardan birinin veya her ikisinin de durdurulması gerekebilir.

Serum potasyum düzeyleri: Perindopril de dahil olmak üzere ADE inhibitörleri ile tedavi edilen bazı hastalarda serum potasyum seviyelerinin yükseldiği görülmüştür. Bir çok vaka izole tek değerler olup klinik olarak ilişkili görünmemiş ve ender olarak tedaviyi bırakma nedeni olmuştur.

Hiperkalemi gelişmesi için risk faktörleri; böbrek yetmezliği, diabetes mellitus ve  eşzamanlı olarak kullanılan potasyum tutucu diüretikler, potasyum desteği ve/veya tuz yerine kullanılan potasyum içeren ürünlerin kullanılmasıdır.

Öte yandan tiyazid grubu ve tiyazid benzeri diüretikler için potasyum kaybı ile ortaya çıkan hipokalemi majör bir risk oluşturmaktadır. Yaşlılar ve/veya kötü beslenenler ve/veya eşzamanlı çok sayıda ilaç kullananlar, asit ve ödemli siroz hastaları ile koroner kalp yetmezliği olan hastalar gibi yüksek risk altındaki gruplarda hipokalemiye (<3.4 mol/L) karşı dikkatli olunmalıdır. Böyle durumlarda hipokalemi, dijitallerin kardiyak toksisitesini ve ritm bozukluğu riskini artırmaktadır. İster ilaca bağlı, isterse konjenital olsun QT aralığı uzun olan bireyler de aynı şekilde risk altındadır. Hipokalemi, aynı bradikardi gibi, ciddi ritm bozukluklarının özellikle de fatal olabilen torsades de pointes’nin ortaya çıkmasını kolaylaştıran bir faktördür.

Perindopril uygulanması, renin-anjiotensin-aldesteron sistemini inhibe ederek indapamidin neden olduğu potasyum kaybını azaltma eğilimindedir. Yine de tedavi sırasında serum potasyum seviyeleri sıklıkla kontrol edilmelidir. İlk kontrol tedavinin başlangıcını izleyen ilk hafta içinde yapılmalı ve hipokalemi saptanması durumda bunun düzeltilmesine çalışılmalıdır.

Hiperkalsemi: Tiyazid grubu ve tiyazid benzeri diüretikler kalsiyumun idrarla atılımını azaltarak, plazma kalsiyum düzeylerinde hafif ve geçici yükselmelere neden olabilirler. Tam bir hiperkalsemi, önceden bilinmeyen bir hiperparatiroidiye bağlı olabilir. Bu durumda paratiroid fonksiyonlarını test etmeden önce tedavi durdurulmalıdır.

Sıvı ve elektolit dengesi: Tedavinin başlangıcında ve daha sonra düzenli aralıklarla plazma sodyum düzeyi kontrol edilmelidir. Bütün düretik tedaviler, bazen sonuçları ciddi olabilen, hiponatremiye yol açabilir ve hiponatremi başlangıçta asemptomatik olabilir. Yaşlı ve sirozlu hastalar gibi risk altındaki gruplarda düzenli ve daha sık kontrol yapılması gerekir.

Öksürük: Muhtemelen endojen bradikininin parçalanmasının inhibisyonuna bağlı olarak tüm ADE inhibitörleri ile, tedavinin durdurulmasının ardından kaybolan, inatçı ve kuru öksürük bildirilmiştir.

Cerrahi/Anestezi: Cerrahi girişim yapılacak hastalarda veya hipotansiyona neden olan ilaçlar ile anestezi sırasında, kompanse edici renin salgılanmasına ikincil olarak beklenen anjiyotensin II’nin oluşumunu perindopril bloke eder. Bu mekanizma ile ilişkili olduğu düşünülen hipotansiyon, volüm artırımı ile düzeltilebilir.

Ürik asit: Hiperürisemik hastalarda indapamid ile gut eğilimi artabilir.

Pediatrik kullanım: Perindopril/indapamidin çocuklarda etkinliği ve güvenilirliği değerlendirilmemiştir.

Geriatrik kullanım: Yaşlı hastalarda perindoprilin kan basıncını düşürücü etkisi genç hastalara göre biraz daha az olup perindopril ve perindoprilatın plazma konsantrasyonları da daha yüksektir. Baş dönmesi ve olasılıkla döküntü hariç, yaşlı hastalarda belirgin bir yan etki artışı olmamıştır. Ani hipotansiyondan kaçınmak için, özellikle de su ve tuz kaybı varsa, başlangıç dozu daha düşük tutulmalıdır.

Gebelik ve Emzirme Döneminde Kullanım

Gebelikte kullanım: Birinci trimester için gebelik kategorisi C, ikinci ve üçüncü trimester için gebelik kategorisi D’dir. ADE inhibitörleri ikinci ve üçüncü trimesterlerde kullanıldığında, gelişen fötusa zarar verebilir hatta mortaliteye neden olabilir. Hamilelik saptandığında perindopril uygulaması en kısa zamanda durdurulmalıdır. Ayrıca gebe kadınlarda diüretik kullanımından kaçınılmalı ve gebelik sırasında fizyolojik ödemlerin tedavisinde kullanılmamalıdır.

Emziren annelerde kullanım: Perindoprilin anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. İndapamid ise az miktarda da olsa anne sütüne geçer. Emziren annelerde perindopril/indapamid kullanımı önerilmemektedir.

Araç ve Makine Kullanımına Etkisi

Bazı hastalarda hipotansiyona bağlı bireysel reaksiyonlar olabilir. Araç ve makine kullananlar uyarılmalıdır.

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Klinik çalışmalarda, perindopril/indapamid uygulanan hastaların % 4’ünde, 12 haftalık tedaviden sonra plazma potasyum seviyesinin 3.4 mmol/L’nin altına düştüğü gözlenmiştir. On iki haftalık tedaviden sonra plazma potasyum seviyelerindeki düşüş ortalama 0.20 mmol/L’dir.

Perindopril ile; baş ağrısı, asteni, sersemlik, davranış ve uyku bozukluğu, kramplar, ortostatik olan veya olmayan hipotansiyon, deri döküntüsü, mide ağrısı, anoreksi, bulantı, karın ağrısı, tad bozukluğu bildirilmiştir. Diğer ADE inhibitörleri ile olduğu gibi kuru öksürük görülebilir. Nadiren anjiyonörotik  ödem (Quincke ödemi) bildirilmiştir.

Ayrıca plazma üre ve kreatinin seviyelerinde görülen hafif artış, tedavinin durdurulmasının ardından geriye dönüşümlüdür. Bu durum daha çok böbrek yetersizliği, diüretiklerle tedavi edilen hipertansiyon ve renal arter stenozu durumunda ortaya çıkar. Glomerüler nefropati durumunda ADE inhibitörü uygulaması proteinüriye neden olabilir. Geçici hiperkalemi ve özel durumlarda (böbrek nakli, hemodiyaliz) ADE inhibitörü kullanımıyla birlikte anemi de bildirilmiştir.

İndapamid ile gözlenen yan etkiler çoğunlukla doza bağımlıdır. Başta dermatolojik reaksiyonlar olmak üzere aşırı duyarlılık görülebilir. Önceden var olan sistemik lupus eritematosus  ağırlaşabilir. Karaciğer yetmezliği olanlarda karaciğer ensefalopatisi riski, bulantı, kusma, kabızlık, ağız kuruluğu, baş dönmesi, asteni, parestezi ve baş ağrısı seyrek görülen yan etkilerdir ve dozun azaltılmasının ardından kaybolur. Çok nadiren pankreatit bildirilmiştir. İndapamid; hipokalemi, hiponatremi, hipovolemi ve hiperkalsemiye neden olabilir. Tedavi sırasında glisemide ve plazma ürik asit seviyelerinde artış olabilir. Çok seyrek olarak; trombositopeni, lökopeni, agranülositoz, medüller aplazi ve hemolitik anemi gibi hematolojik bozukluklar bildirilmiştir.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.