Grubu Beşeri Yerli İlaç
Alt Grubu İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
Firma Nobel İlaç Pazarlama ve Sanayii Ltd. Şti.
Marka REVIL
Etken Madde Kodu SGKFMG-RAMIPRIL+HIDROKLOROTIAZID Ağızdan katı
Ambalaj Miktarı 28
Ambalaj ADET/AMBALAJ
ATC Kodu C09BA05
ATC Açıklaması Ramipril ve diüretikler
NFC Kodu AA
NFC Açıklaması Ağızdan Katı Tabletler
Kamu Kodu A11040
Patent Jenerik
Satış Fiyatı 18,78 TL (2 Mart 2020) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 16,77 TL (18 Şubat 2019)
Kurumun Ödediği 6,85 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Aşağıda belirtilen semptomlar ortaya çıkabilir:

Şiddetli hipotansiyon, şok, elektrolit bozuklukları ve böbrek yetersizliği.

Hidroklorotiyazid ile doz aşımının temel bulguları akut sıvı ve elektrolit kaybıdır. Baş dönmesi, düşük tansiyon, susuzluk hissi, taşikardi, ventriküler aritmi, sedasyon/bilinç bozukluğu ve kas krampları gibi semptomlar da görülebilir.

 

Tedavi, ilacın ne zaman ve nasıl alındığına ve semptomların tipi ve şiddetine bağlı olarak düzenlenmektedir. Henüz emilmemiş olan ramipril'in elimine edilmesi için gereken yapılmalıdır (örn. gastrik lavaj, absorbe edici maddelerin uygulanması, sodyum sülfat; mümkünse bu uygulamaların ilk 30 dakika içinde yapılması gerekmektedir). Yoğun bakım koşulları altında vital fonksiyonlar ve organ fonksiyonları izlenmeli ve gerekli olduğu durumlarda korunmalıdır. Hipotansiyon durumlarında, volüm ve tuz açığının kapatılmasının yanı sıra katekolamin ve anjiyotensin II uygulamaları da dikkate alınmalıdır. Zorlanmış diürez, idrar pH'ını değiştirme ve hemofiltrasyon etkinliğine ya da diyalizin ramipril ya da ramiprilat'ın eliminasyonunu artırdığına ilişkin herhangi bir deneyim elde edilmemiştir.

 

ADE inhibitörü tedavisindeki hastalarda, diyaliz yapılması gerektiğinde bazı yüksek akım membranlarıyla (örn. poliakrilonitril zarlar) kullanılırsa diyalizde şoka kadar gidebilen, hayatı tehdit eden, hızlı başlayan alerji benzeri (anafilaktoid) reaksiyonlar bildirilmiştir (membran üreticisinin talimatlarına da bakınız). Revil Plus ve bu tip zarların bir arada kullanılmasından (örn. acil durumlarda veya hemofiltrasyon için) başka zarlar kullanarak veya ADE inhibitörsüz bir tedaviye geçerek kaçınılmalıdır.

 

Benzer reaksiyonlar dekstran sülfat ile düşük dansiteli lipoprotein apheresisi sırasında gözlenmiştir. Bu yüzden, bu metod ADE inhibitörüyle tedavi edilen hastalarda kullanılmamalıdır.

 

Hidroklorotiyazid’in hemodiyaliz ile vücuttan atılım oranı bilinmemektedir.

Endikasyonlar

Esansiyel hipertansiyon ve konjestif kalp yetmezliğinde kullanılır.

Farmakodinamik Özellikler

Ramipril’in aktif metaboliti ramiprilat, bir dipeptidil karboksipeptidaz I (anjiotensin dönüştürücü enzim = ADE, kininaz II) enzim inhibitörüdür. İlaç alındıktan sonra 1-2 saat içinde tek dozun kan basıncını düşürücü etkisi başlar, maksimum etki yaklaşık 3-6 saat sonra görülür ve önerilen dozlar uygulandığında antihipertansif etki genellikle 24 saat devam eder.

 

Hidroklorotiyazid bir tiyazid diüretiğidir. Distal tübülde sodyum ve beraberindeki klorür anyonu reabsorpsiyonunu inhibe eder. Tek doz hidroklorotiyazid uygulamasıyla plazma hacmi, glomerüler filtrasyon hızı, renal plazma akışı ve ortalama arteryel kan basıncı düşer. İlaç alımından yaklaşık iki saat sonra etki başlar. 1.4-4 saat sonra maksimum plazma konsantrasyonlarına ulaşılır.

Farmakokinetik Özellikler

Ramipril

 

Emilim:

Ramipril oral yolla alındıktan sonra plazma doruk konsantrasyonlarına 1 saat içinde ulaşılır. Absorbsiyon oranı en az %50-60'tır ve besinler emilimi anlamlı olarak etkilemez (%6'lık bir azalma). Ester gruplarının ayrılması ramiprilin, aktif diasit metaboliti olan ramiprilata dönüşmesine neden olur. İlacın alınmasından 2-4 saat sonra ramiprilatın plazma doruk konsantrasyonlarına ulaşılır.

 

Dağılım:

Ramiprilin serum proteinlerine bağlanma oranı yaklaşık olarak %73, ramiprilatın ise yaklaşık olarak %56'dır.

 

Metabolizma:

Ramiprilin hemen hemen tamamı ramiprilata metabolize olur. Ramiprilatın ADE inhibitörü aktivitesi ramiprilin yaklaşık 6 katıdır. Ramipril ve ramiprilatın diketopiperazin ester, diketopiperazin asit, glukuronid türevleri ise inaktiftir.

Ramiprilatın 24 saatlik eğri altı alan değeri (EAA) 2.5-20 mg'lık doz aralığında doz orantılıdır. 5 mg oral ramipril aynı dozda intravenöz olarak verilen ramipril ile kıyaslandığında; ramipril ve ramiprilatın mutlak biyoyararlanımı sırasıyla %28 ve %44 olmuştur. Ramiprilatın plazma konsantrasyonları trifazik karakterde azalır. 5-10 mg ramiprilin günlük çoklu dozlarından sonra ramiprilat konsantrasyonlarının yarı ömrü 13-17 saat olmuştur. Günde tek doz kullanımdan sonra dördüncü dozda ramiprilatın kararlı durum plazma konsantrasyonlarına ulaşılmıştır.

 

Atılım:

Ramiprilin oral yolla alımından sonra ana ilacın ve metabolitlerinin %60'ı idrarla atılır ve yaklaşık olarak %40'ı feçeste bulunur. Alınan ramipril dozunun %2'sinden azı idrarla değişmemiş ilaç olarak atılır. 

 

Hidroklorotiyazid

 

Emilim:

Hidroklorotiyazidin %60-80'i emilir, plazma doruk konsantrasyonuna 1.5-4 saat içinde ulaşılır. Plazma yarılanma ömrü 5,6- 14,8 saat arasında değişkenlik gösterir. Plazmada en az 24 saat izlenebilmektedir.

 

Dağılım:

Plazma proteinlerine yaklaşık olarak %60 oranında bağlanır. Plasentayı geçer, ama kan beyin bariyerini geçmez, anne sütüne salgılanır.

 

Metabolizma:

Hidroklorotiyazid metabolize olmaz ama hızla böbreklerden atılır. Alınan oral dozun en az %61'i böbreklerden atılır.

 

Atılım:

Tiyazidlerin terminal yarılanma ömrü 5-15 saattir ve böbrekler yoluyla atılır.

 

Ramipril ve Hidroklorotiyazid

 

Tek doz çalışmalarında bu iki molekülün birlikte kullanımlarının göreceli olarak farmakokinetiklerine tesiri tespit edilememiştir. Çoklu doz uygulamalarında birikime neden olması beklenmemektedir. Ramipril ve hidroklorotiyazidin birlikte kullanımı biyoyararlanıma tesir etmez.

Farmasötik Şekli

REVİL PLUS 5 mg/25 mg TABLET

Formülü

Her Revil Plus 5 mg/25 mg Tablet, etken madde olarak 5 mg ramipril ve 25 mg hidroklorotiyazid içerir. 

İlaç Etkileşmeleri

Revil Plus diğer maddeler veya materyallerle birlikte kullanıldığında aşağıdaki etkileşmeler düşünülmelidir :

 

Antihipertansif ajanlar ve antihipertansif etkili diğer ilaçlar (örn. nitratlar, trisiklik antidepresanlar, anestezikler) : Antihipertansif etkinin potansiyalize olma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Tuz : Diyetle yüksek miktarda tuz alımıyla antihipertansif etkide olası azalma.

 

Ağrı ve enflamasyonun kontrolünde kullanılan ilaçlar (nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, asetilsalisilik asit ve indometazin gibi) : Akut böbrek yetmezliği gelişebileceği gibi Revil Plus etkisinde olası azalma.

 

Presör aminler (örn. epinefrin) : Presör aminlerin etkisinde olası azalma.

 

Kortikosteroidler, karbenoksolon, büyük miktarlarda meyan kökü, laksatifler (uzun süreli kullanımda) ve diğer kaliüretik ajanlar : Hipokalemi gelişimi riskinin yükselmesi.

 

Potasyum tuzları, potasyum tutucu diüretikler, heparin : Serumdaki potasyum konsantrasyonunda yükselme olabilir.

 

Digoksin: Elektrolit konsantrasyonu değişimlerinin (örn. hipokalemi, hipomagnezemi) bir sonucu olarak digoksin toksisitesinde olası artış.

 

Lityum tuzları : Lityum tuzlarının atılmasında azalma. Bu, serumda artan lityum düzeylerine sebep olabilir ve lityum’un kardiyotoksik ve nörotoksik etki riskini arttırabilir.

 

Allopurinol, immünsüpressif ilaçlar, kortikosteroidler, prokainamid, sitostatikler ve kan tablosunu değiştirilebilen diğer maddeler : Kan tablosu değişikliği olasılığını artırırlar.

 

Metildopa : Hemoliz görülebilir.

 

Antidiyabetik ajanlar (insülin ve sülfonilüre deriveleri gibi kan şekerini düşürücü ilaçlarla tedavi) : Antidiyabetiklerin etkisinde olası azalma.

 

Kolestiramin gibi enteral uygulanan iyon değiştiriciler : Hidroklorotiyazid absorpsiyonunda azalma.

 

Kürar tipi kas gevşeticiler : Kas gevşetici etkinin kuvvetlenmesi ve daha uzun süreli olması.

 

Alkol : Ramipril alkolün etkisini artırabilir.

 

Paratiroid fonksiyon testleri : Hidroklorotiyazid böbrek kalsiyum reabsorpsiyonunu stimule eder ve hiperkalsemiye neden olabilir. Bu durum, paratiroid fonksiyon testlerini yaparken göz önünde bulundurulmalıdır.

Kontraendikasyonlar

Ramipril ve hidroklorotiyazid veya formülündeki yardımcı maddelerden herhangi birine ya da ADE inhibitörlerine karşı aşırı duyarlılığı olanlarda, geçmişte anjiyoödem hikayesi olanlarda, bilateral renal arter stenozunda, primer hiperaldosteronizmde, anüride ve gebelik ve laktasyonda kullanılmamalıdır.

Kullanım Şekli Ve Dozu

Dozaj istenilen antihipertansif etkiye ve hastanın ilaca karşı olan toleransına bağlıdır. Revil Plus tedavisi uzun süreli tedavidir; tedavi süresi doktor tarafından ayarlanır.

 

Aşağıda belirtilen özel durumlar dışında şu dozaj uygulanır :

 

Mutad başlangıç dozu: 1 Revil Plus 5 mg/25 mg Tablet. Gerekirse, doz 2 - 3 haftalık aralıklarla yükseltilebilir. İzin verilen maksimum günlük doz : 4 Revil Plus 5 mg/25 mg Tablet.

Genellikle günlük doz olarak sabahleyin uygulanan tek bir doz önerilir.

Çoğu durumda, günde 1 ya da 2 Revil Plus 5 mg/25 mg Tablet sonrasında kan basıncı yeterli derecede düşecektir.

 

Özel durumlar

 

*Diüretik kullanan hastalarda doz

 

Diüretik kullanan hastalarda, Revil Plus 5 mg/25 mg Tablet tedavisine başlanmadan en az 2 - 3 gün önce veya (diüretik etkisinin sürmesine bağlı olarak) daha uzun bir süre diüretik ilaç kesilmeli veya en azından diüretik dozu azaltılmalıdır.

Doktor, her bir vaka için, bu tip ilaç kesilmesinin veya doz azaltılmasının mümkün olup olmadığına ve bunun ne kadar sürebileceğine karar verecektir.

İlaç kesilmesi mümkün değilse tedavinin serbest bir kombinasyonda mümkün olan en az ramipril dozuyla ( günde 1.25 mg ) başlatılması önerilir.

 

*Renal fonksiyon bozukluğu olan hastalarda doz

1.73 m2 vücut yüzey alanı başına kreatinin klirensi 60 - 30 ml/dk.

 

Tedaviye sadece günde 1.25 mg ramipril ile başlanır. Derece derece ramipril dozu artırıldıktan sonra, kombinasyon tedavisine günde 1 Revil Plus 5 mg/25 mg Tablet ile başlanır. İzin verilen maksimum günlük doz : 2 Revil Plus 5 mg/25 mg Tablet.

Kreatinin klirensi ölçülemediğinde, aşağıdaki formül (Cockcroft denklemi) kullanılarak serumdaki kreatinin miktarından hesaplanabilir.

 

Erkekler için: kreatinin klerensi (ml/dk.): Vücut ağırlığı (kg) x (140 - yaş)

                                                     72 x serumdaki kreatinin (mg/dl)

Kadınlar için: yukarıdaki formül ile elde edilen sonucu 0.85 ile çarpmak gerekir.

 

Revil Plus 5mg/25 mg Tablet yeterli miktarda sıvı ile ( yaklaşık ½ bardak su )  yemekten önce ya da sonra veya yemek sırasında yutulmalıdır.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

Revil Plus 2.5 mg/12.5 mg Tablet; 28 tabletlik blister ambalajlarda.

Ruhsat Sahibi

NOBEL İLAÇ SAN.ve TİC. A.Ş.

İnkılap Mah. Akçakoca Sok. No:10

34768  Ümraniye / İSTANBUL

Ruhsat Tarihi Ve Numarası

20.04.2009  218/85

Saklama Koşulları

25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

Çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

Revil Plus 5 mg/25 mg Tablet; 28 tabletlik blister ambalajlarda.

Uyarılar/Önlemler

Anaflaktoid ve olası ilgili reaksiyonlar:

Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri, endojen bradikinin de dahil olmak üzere ekozanoid ve polipeptit mekanizmasını etkileyebileceğinden, ADE inhibitörleri kullanan hastalarda, bazıları ciddi olabilecek, çeşitli istenmeyen etkilere neden olabilir.

 

Baş ve boyun anjiyoödem:

ADE inhibitör tedavisi ile ilişkili olmayan anjiyoödem hikayesi olan hastalarda, ADE inhibitör kullanımı anjiyoödem riskini arttırabilir.

ADE inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda el ve ayaklarda, dudak, dil, glottis, boğaz ve yüz bölgesinde anjiyoödem bildirilmiştir. Larinks ödemi ile ilişkili anjiyoödem hayatı tehdit edici olabilir. Gırtlak bölgesinde hırıltı ya da yüz, dil veya glottiste anjiyoödem oluşursa, ramipril ile tedavi bırakılmalı ve uygun tedavi yapılmalıdır.

Dil, boğaz veya larinks gibi havayollarında tıkanmaya neden olabilecek bölgelerde ödem görülürse, uygun tedavi (örneğin subkutanöz epinefrin solüsyon 1:1000 (0.3 ila 0.5 ml)) acilen uygulanmalıdır.

 

İntestinal anjiyoödem:

ADE inhibitör tedavisi alan hastalarda intestinal anjiyoödem bildirilmiştir. Bu hastalarda bulantı, kusma ile birlikte olan ya da olmayan karın ağrısı gelişmiştir. Anjiyoödem, abdominal alanın bilgisayarlı tomografisinde ve ultrason tetkiki ya da cerrahi operasyon sırasında teşhis edilmiştir.

 

Diyaliz membranlara maruz kalma sonucu gelişen anafilaktoid reaksiyonlar:

ADE inhibitörü tedavisindeki hastalarda, diyaliz yapılması gerektiğinde bazı yüksek-akım membranlarıyla (örn. poliakrilonitril zarlar) kullanılırsa diyalizde şoka kadar gidebilen, hayatı tehdit eden, ani gelişen allerji benzeri (anafilaktoid) reaksiyonlar bildirilmiştir. Benzer reaksiyonlar dekstran sülfatla uygulanan düşük dansiteli lipoprotein aferezi sırasında gözlenmiştir. Bu nedenle, bu metod ADE inhibitörleriyle tedavi edilen hastalarda kullanılmamalıdır (membran üreticisinin talimatlarına da bakınız). Revil Plus ve bu tip zarların bir arada kullanılmasından (örn. acil durumlarda veya hemofiltrasyon için) başka zarlar kullanarak veya ADE inhibitörsüz tedaviye geçilerek kaçınılmalıdır.

 

Hipotansiyon:

Ramipril, başlangıç dozundan ya da doz arttırıldıktan sonra sistemik hipotansiyon yaratabilir. Komplikasyonsuz hipertansif hastalarda, diğer ADE inhibitörleri gibi ramipril de, sadece ender olarak hipotansiyon ile ilişkilendirilmiştir. Uzun süreli diüretik tedavisi, diyette tuz kısıtlaması, diyaliz, diyare veya kusma sonucu sıvı veya tuz eksikliği olan hastalarda sıklıkla semptomatik hipotansiyon görülür. Ramipril ile tedaviye başlanmadan önce, sıvı veya tuz eksikliği düzeltilmelidir.

 

Böbrek yetmezliği ile ilişkili ya da ilişkisiz konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda, ADE inhibitör tedavisi; oligüri ya da azotemi ve nadir olarak akut renal yetmezlik ve ölümle ilişkili olabilen aşırı hipotansiyona neden olabilir. Bu hastalarda, ramipril tedavisi yakın medikal takip altında başlamalıdır ve tedavinin ilk iki haftası boyunca ya da her doz arttırıldığında, yakından takip edilmelidir.

Eğer tansiyon düşerse, hasta sırtüstü yatar pozisyona alınmalı ve gerekirse IV infüzyonla serum fizyolojik verilmelidir.

 

Karaciğer yetmezliği:

Nadir olarak, ramipril de dahil olmak üzere ADE inhibitörleri, kolestatik sarılık ile başlayan ve şiddetli hepatik nekroz ve bazen ölüme ilerleyen bir sendromla ilişkilendirilmiştir. Bu sendromun mekanizması anlaşılmamıştır. ADE inhibitörü alan hastalarda sarılık gelişmesi ya da karaciğer enzim seviyelerinin yükselmesi halinde, ADE inhibitörü tedavisi kesilmeli ve hastalar uygun medikal takibe alınmalıdır. Sıvı elektrolit dengesindeki minor değişiklikler karaciğer komasını kolaylaştırabilir. Bu tiyazid diüretikleri karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır, ramipril hidroklorotiyazid kombinasyonu da aynı şekilde dikkatli bir uygulamayı gerektirir.

 

Nötropeni/agranülositoz:

Diğer ADE inhibitörleri ile olduğu gibi, nadir olarak, eritrosit ve hemoglobin seviyelerinde orta (izole vakalarda hafif) dereceli azalma, lökosit ve trombosit seviyelerinde artma görülebilir. İzole vakalarda, agranülositoz, pansitopeni ve kemik iliği depresyonu oluşabilir. ADE inhibitörlerine karşı gelişen hematolojik reaksiyonlar, kolajen vasküler hastalığı (sistemik lupus eritematozus, skleroderma) ve böbrek yetmezliği olanlarda daha sıklıkla görülmektedir. Kolajen-vasküler hastalığı olanlarda ve özellikle böbrek yetmezliği olanlarda, lökosit seviyelerinin takibi gereklidir.

 

Böbrek fonksiyon bozukluğu:

Renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin inhibisyonu sonucu, duyarlı bireylerde böbrek fonksiyonlarında değişimler beklenebilir. Böbrek aktivitesi renin-anjiyotensin-aldosteron sistem aktivitesine bağlı ve şiddetli konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda, ramipril de dahil olmak üzere anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri ile tedavi, oliguri ve/veya ilerleyici azotemi ve nadir olarak akut böbrek yetmezliği ve/veya ölüm ile ilişkilendirilebilir.

Tek ya da çift taraflı renal arter stenozu olan hipertansif hastalarda, kan üre nitrojen ve serum kreatinin seviyelerinde artış meydana gelebilir. Diğer anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri ile deneyimler, bu artışların ramipril ve/veya diüretik ile tedavinin sonlandırılması ile geri dönüşümlü olduğu bildirilmiştir. Bu hastalarda, tedavinin ilk birkaç haftası boyunca, böbrek fonksiyonları kontrol edilmelidir. Önceden renal arter hastalığı bulunmayan bazı hipertansif hastalara özellikle diüretik ile birlikte ramipril verildiğinde, kan üre nitrojen ve serum kreatinin seviyelerinde, genellikle minör ve geçici artışlar gözlenmiştir. Bu duruma önceden renal bozukluğu var olan hastalarda daha sık rastlanmıştır. Ramipril doz azaltılması ve/veya diüretik tedavisinin bırakılması önerilebilir.

 

Fetal/Neonatal morbidite ve mortalite:

Gebelikte ADE inhibitörleri kullanımı, fetal - neonatal morbidite ve ölüme neden olabilir. Dünya çapında birçok olgu bildirilmiştir. Gebelik tespit edildiğinde, ADE inhibitör kullanımı en kısa zamanda bırakılmalıdır.

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterleri süresince ADE inhibitör kullanımı, hipotansiyon, neonatal kafatası hipoplazisi, anüri, geri dönüşümlü ve geri dönüşümsüz böbrek yetmezliği ve ölüm gibi fetal ve neonatal hasarlar ile ilişkilendirilmiştir.

 

Fetal renal fonksiyonun azalmasına bağlı oligohidramniyoz bildirilmiştir. Oligohidramniyoz, fetal kol-bacak kontraktürü, kraniyofasiyal deformasyon ve hipoplastik akciğer gelişimi ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, ADE inhibitörlerine maruz kalmaya bağlı olduğu kesin olmamakla birlikte, prematurite, intrauterin büyüme geriliği ve patent duktus arteriyozus bildirilmiştir.

Bu istenmeyen etkiler, intrauterin ADE inhibitörlerine maruz kalma, birinci trimester süresince sınırlı kaldığında bu istenmeyen etkiler görülmez. Anneler, sadece birinci trimester süresinde ADE inhibitörlerine maruz kalan embriyo ve fetuslar konusunda bu şekilde bilgilendirilmelidir. Hamile kalan hastaların ilacı en kısa zamanda bırakması sağlanmalıdır.

 

Nadir olarak (muhtemelen her bin gebelikte birden az) ADE inhibitörlerine hiçbir alternatif bulunamadığı durumlarda, anneler, fetusa gelebilecek potansiyel tehlikeler konusunda uyarılmalıdır ve intraamniyotik ortamın seri ultrason muayeneleri ile kontrol edilmesi gereklidir.

Eğer oligohidramniyoz tespit edilirse, anne için hayat kurtarıcı değilse ramipril kullanımı bırakılmalıdır. Gebeliğin haftasına bağlı olarak, kontraksiyon stres testi (CST), non-stres testi (NST) ya da biyofiziksel profilleme (BPP) uygun olabilir. Hasta ve hekimler, oligohidramniyozun, fetus geri dönüşümsüz şekilde hasar alana dek fark edilmeyebileceği konusunda uyarılmalıdırlar.

 

ADE inhibitörlerine in utero maruz kalmış çocuklar, hipotansiyon, oliguri ve hiperkalemi açısından yakın takip altına alınmalıdırlar. Oliguri oluşursa, kan basıncı ve renal perfüzyon desteklenmelidir.

Hipotansiyon ve renal bozukluğun tedavisi için, kan transfüzyonu ya da diyaliz önerilebilir. Plasentayı geçen ramipril, neonatal dolaşımdan bu şekilde atılabilir. Sınırlı deneyimler bu atılımın çocuğun tedavisinde fazla önemi olmadığını göstermektedir.

Hamile rat, tavşan ve sinomolgus maymunlarında, ramiprilin herhangi bir teratojenik etkisi gözlenmemiştir. Vücut yüzey alanına göre, rat ve maymunlarda kullanılan dozlar, insanlarda kullanılanın 400 katı iken tavşanlarda kullanılan dozlar 2 katıdır.

 

Hiperkalemi:

Klinik araştırmalarda, ramipril kullanan hastaların yaklaşık olarak %1’inde hiperkalemi bulunmuştur. Birçok olayda tedavi devam etmesine rağmen düzelmiştir. Bu hastalardan hiçbiri hiperkalemi nedeniyle tedaviyi bırakmamışlardır. Hiperkalemi gelişimi için risk faktörleri arasında renal yetmezlik, diabetes mellitus, potasyum bazlı diüretikler, potasyum takviyeleri ve/veya potasyum içeren tuzlar ile birlikte kullanımı yer alır. Bu gibi durumlarda ramipril kullanımına dikkat edilmelidir.

 

Öksürük:

ADE inhibitörü kullanımı sonucu endojen bradikinin degradasyon inhibisyonuna bağlı olarak, kalıcı nonprodüktif öksürük bildirilmiştir. Tedavinin bırakılmasından sonra öksürük sonlanmıştır. Öksürük ayırıcı tanısında ADE inhibitörleri ile ilişkili öksürük öngörülmelidir.

 

Karaciğer fonksiyon bozukluğu:

Ramipril primer olarak hepatik esterazlarla aktif metaboliti ramiprilata metabolize olduğundan, karaciğer fonksiyon bozuklukları olan hastalarda ramipril plazma konsantrasyonları belirgin şekilde artabilir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hipertansiyonlu hastalarda, farmakokinetik çalışma yapılmamıştır. İleri karaciğer sirozu ve/veya asitesi olan hastalarda, renin-anjiyotensin sistem aktive olabilir, bu hastalar tedavi edilirken dikkatli olunmalıdır.

 

Cerrahi/anestezi:

Cerrahi operasyona giren hastalarda ya da hipotansiyon yapan ajanlarla anestezi esnasında, ramipril kompansatör renin salınımına sekonder olarak meydana gelebilecek anjiyotensin 2 oluşumunu bloke edebilir. Bu mekanizma sonucu oluşan hipotansiyon, sıvı takviyesi ile düzeltilebilir.

 

Çocuklarda kullanım:

Revil Plus'ın çocuklardaki kullanımına dair henüz yeterli bilgi mevcut değildir.

 

Gebelik ve laktasyonda kullanım:

Gebelik kategorisi D'dir.

Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterinde ramipril alınması fötal böbrek hasarına, yüz ve kafa kemiklerinde anomalilere yol açabilir. Fetüste in utero potansiyel hipotansiyon riski oluşur. Yenidoğanlarda düşük doğum tartısı, böbrek kanlanmasında azalma ve anüri gözlenmiştir. Annede bildirilen oligohidramniyoz muhtemelen azalmış böbrek fonksiyonuyla ilişkilidir.

Gebenin elektrolit dengesinin bozulmasından dolayı hidroklorotiyazidin fetüsü etkilemesi mümkündür.

Gebelik tespit edildiğinde ramipril hidroklorotiyazid kombinasyonu tedavisi en kısa sürede kesilmelidir.

Ramipril ve hidroklorotiyazid anne sütüne geçtiğinden emziren annelerde kullanılmamalıdır. Emzirme döneminde tedavi şartsa emzirilmemelidir. Tiyazidler laktasyonu engelleyebilirler.

 

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler:

Diğer antihipertansif ilaçlar gibi Revil Plus kullanılması sırasında da araç ya da makine kullanırken dikkatli olunması önerilir.

Üretim Yeri

NOBELFARMA İLAÇ SANAYİİ ve TİCARET A. Ş.

Sancaklar

81100   DÜZCE

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Revil Plus, diğer ADE inhibitörleri, veya karşılaştırılabilir diüretikler ile tedavi sırasında aşağıdaki istenmeyen etkiler gözlenmiştir ve dolayısıyla ortaya çıkabilir.

 

Kan basıncı

Özellikle tedavinin başlangıcında, bazen konsantrasyon bozukluklarıyla birlikte seyreden sersemlik ve reaksiyonlarda zayıflama, halsizlik, zayıflık ve baş dönmesi gibi semptomlar vazodilatasyon, veya yüksek kan basıncının arzu edilen değere inmesinin bir sonucu olarak oluşabilir.

 

Kan basıncındaki aşırı düşmeyi taşikardi, palpitasyon, bozulmuş ortostatik düzen, denge bozuklukları, bulantı, terleme, kulak çınlaması, işitme bozukluğu, görme güçlüğü, baş ağrısı, anksiyete, sersemlik ve aşırı uyku hali gibi diğer semptomlar izleyebilir. Daha sonra geçici olarak senkop da oluşabilir.

Nadir durumlarda, kardiyak aritmiler oluşabilir (örn. kan basıncındaki aşırı düşme veya elektrolit denge bozuklukları buna neden olabilir).

 

Revil Plus ilk dozu alındıktan ve daha sonraki bir dönemde doz yükseltildikten sonra kan basıncında arzu edilmeyen bir düşme olabilir. Bazen ilerleyerek hayati tehlikesi olan şoka sebep olabilen kan basıncında belirgin düşme daha çok;

 

  • Ağır ve özellikle malign hipertansiyonlu hastalarda,
  • Özellikle hipertansiyonla beraber ağır kalp yetmezliği olanlarda,
  • Önceden diüretik tedavisi görmüş olanlarda,
  • Sıvı ve tuz kaybı olanlarda,
  • Hemodinamiğe etkili renal arter stenozu olanlarda görülebilir. 

Vasküler stenoz'a bağlı perfüzyon bozuklukları, Revil Plus tedavisi sırasında şiddetlenebilir. Kan basıncındaki ileri derecede bir düşmenin sonucu olarak, esasen koroner kalp hastalığı olan veya beyni besleyen damarların akım yavaşlatıcı daralması söz konusu olan hastalarda kalp kasında veya beyinde hayatı tehdit eder derecede iskemi oluşabilir.

Yeterli kan basıncı ve sıvı dengesine ulaşıldığında Revil Plus tedavisine genellikle devam edilebilir.

 

Böbrek ve elektrolit dengesi

Revil Plus tedavisi sırasında, böbrek fonksiyonunda bozulma olabilir, bazı durumlarda bu hayati tehlikesi olan akut böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir, özellikle renovasküler hastalığı olan hastalarda, böbrek transplantasyonu yapılan hastalarda, özellikle kalp yetmezliğinin eşlik ettiği hastalarda, kan basıncında daha belirgin bir düşmeyle birlikte, izole vakalarda, hidroklorotiyazidle tedavi sırasında interstisyel nefrit gelişebilir, böbrek fonksiyon bozukluğu belirtileri olarak, serumdaki kreatinin ve serumdaki üre artabilir, önceden var olan proteinüri ağırlaşabilir. Bununla beraber, özellikle diyabetik nefropatili hastalarda renal protein salınımı da azalabilir.

 

Revil Plus, özellikle kısıtlı tuz alımıyla birlikte, serumdaki sodyum konsantrasyonunda bir düşmeye neden olabilir. Hidroklorotiyazid hiperkalsemi kadar hipokloremi, hipomagnezemi gelişimine sebep olur. Ayrıca, Revil Plus metabolik alkaloz gelişimine veya şiddetlenmesine yardım eder.

 

Ramipril serumdaki potasyum konsantrasyonunda bir artışa, buna karşılık hidroklorotiyazid potasyum konsantrasyonunda bir düşmeye neden olur. Bu nedenle, Revil Plus tedavisi sırasında serum potasyum konsantrasyonunda hem bir azalma hem bir artma görülebilir. Serum potasyum konsantrasyonundaki artışa özellikle böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda veya potasyum tutucu diüretikler ve potasyum tuzları birlikte verildiğinde rastlanır.

 

Elektrolit dengesindeki bozukluğun genel belirtileri yorgunluk, baş ağrısı, uyuşukluk, uykulu hal, konfüzyon, apati, kas krampları, tetani, kas zayıflığı, gastrointestinal bozukluk ve aşırı susamadır. Özellikle tedavi başlangıcında sıvı atılımında geçici artış görülebilir. Bu hidroklorotiyazid’in diüretik etkisinin ve kardiyak rekompansasyonun işareti olabilir. Sıvı atılımının artması halinde -bilhassa yaşlı hastalarda- hemokonsantrasyon veya özellikle şiddetli vakalarda tromboz görülebilir.

 

Deri, kan damarları, anafilaktik ve anafilaktoid reaksiyonlar

Çok nadir bazı hallerde Revil Plus ile tedavi sırasında anjiyonörotik ödeme rastlanmıştır. ADE inhibisyonuna bağlıdır ve bu da Revil Plus tedavisinin derhal kesilmesini gerektirir; diğer ADE inhibitörleri veya benzer kombinasyon preparatları da bu tip vakalarda kesilir. Anjiyonörotik ödem el ve ayaklarda, yüz, dil, boğaz veya larenks bölgesinde şişkinlikle kendini belli eder. Boğaz, dil

veya larenksin anjiyonörotik ödemi hayati tehlikeye haiz olabilir ve acil önlemlerin alınmasını gerektirir. Daha hafif non-anjiyonörotik ödem de mümkündür (örn. ayak bileğinde).

 

Ayrıca aşağıdaki deri ve mukoza reaksiyonları oluşabilir: derinin ısı hissiyle beraber kızarması, konjunktivit, kaşınma ve ürtiker; nadir olarak, makulopapüler ve likenoid ekzantem ve enantem reaksiyonları, eritema multiforme, alopesi, ışığa karşı cilt duyarlılığı, ve azalan veya kuvvetlenen Raynoud fenomeni.

 

Diğer ADE inhibitörleriyle, sedef hastalığı veya pemfigus ekzantemi ve enantemi ile onikoliz görülmüştür. Hidroklorotiyazid'e karşı hayati tehlike yaratabilen anafilaktik reaksiyonlar mümkündür.

Kaşıntılı ürtiker durumunda, derhal bir doktora başvurulmalıdır. Anafilaktik ve anafilaktoid reaksiyonların görülme ihtimali ve ciddiyeti ( bazen hayatı tehdit edici, hızlı başlangıcı olan alerji benzeri reaksiyonlar) ADE inhibitörlerinin etkisiyle artabilir. Desensitizasyon uygulanırken bunun göz önünde bulundurulması gerekir.

 

Solunum sistemi

Muhtemelen ADE inhibisyonuna bağlı olarak, sık sık gıcık yapan kuru bir öksürük olur. Bu genellikle geceleri ve hasta yatar durumdayken daha kötüdür ve kadınlarda ve sigara içmeyenlerde daha sık görülür. Bazı vakalarda başka ADE inhibitörüne geçiş faydalı olabilir. Ancak, öksürük hastanın ADE inhibitörü kullanmasını tamamen engelleyebilir.

Muhtemelen ADE inhibisyonuna bağlı olarak, rinit, sinüzit, bronşit ve özellikle kuru öksürüklü hastalarda bronkospazm ortaya çıkabilir.

Hidroklorotiyazid uygulanması tahminen alerjik reaksiyona bağlı olarak pnömoniye ve akciğer ödemine neden olabilir. Dispne ortaya çıkar veya ağırlaşırsa, hasta derhal bir doktora başvurmalıdır.

 

Sindirim sistemi

Sindirim sisteminde reaksiyonlar gelişebilir, örn., ağızda kuruluk, oral mukoza irritasyonu veya enflamasyonu, sindirim bozuklukları, konstipasyon, ishal, bulantı ve kusma, gastritteki gibi karın ağrısı, üst abdominal rahatsızlık (bazen yüksek pankreatik enzim düzeyleriyle birlikte), pankreatit, karaciğer enzimlerinde ve/veya serum bilirubin düzeyinde yükselme, kolestatik sarılık (safra pigment salgısının azalmasına bağlı sarılık), karaciğer fonksiyon bozukluğunun diğer formları ve kimi zaman hayatı tehdit edici olabilen hepatit.

 

Kan tablosu

Kan tablosunda aşağıdaki değişiklikler olabilir: eritrosit sayısı ve hemoglobin içeriğinde (aynı zamanda izole vakalarda hemolitik anemi), trombosit ve lökosit sayısında (hatta nötropeni gibi görünen) hafiften ağıra değişen bir azalma, agranülositoz, kemik iliği depresyonu ve pansitopeni.

Hayatı tehdit edici olabilen kan tablosundaki bu tip değişmeler, daha çok böbrek fonksiyon bozukluğu ve eşlik eden kollajen hastalığı olan veya kan tablosunda değişikliğe neden olabilen diğer ilaçlarla tedavi edilen hastalarda görülür.

 

Diğer istenmeyen etkiler

Denge bozuklukları, görme bozuklukları, baş ağrısı, sinirlilik, huzursuzluk, titreme, uyku bozuklukları, konfüzyon, iştah azalması, bastırılmış duygulanım, anksiyete, paraestezi, tat alma bozukluğu, tat almada azalma ve hatta kaybolma, kas krampları ve aşırı düşük kan basıncında genellikle olabildiği gibi ve diğer istenmeyen etkilerin olası sonucu olarak erektil impotans ve libido azalması ortaya çıkabilir.

 

Vaskülit, miyalji, artralji, ateş ve eozinofili de oluşabilir. Ayrıca diğer ADE inhibitörleriyle yüksek değerlerde antinükleer antikorlar görülmüştür. Hidroklorotiyazid uygulanmasıyla zaman içinde, lupus eritematozus gelişimi tarif edilmiştir.

 

Hidroklorotiyazid ile tedavi sırasında ürik asitin artan serum konsantrasyonları meydana gelebilir. Özellikle ürik asit düzeyleri yükselmiş olan hastalarda gut ataklarına neden olabilir.

Hidroklorotiyazid, glukoza toleransı azaltabilir. Diabetes mellitus'lu hastalarda metabolik kontrolün bozulmasına neden olabilir. İlerlememiş bir diabetes mellitus ilk defa kendini gösterebilir.

Hidroklorotiyazid serumdaki kolesterol ve trigliserid düzeyinde artışa sebep olabilir.

 

Kan basıncının düşmesi hastanın konsantrasyonunu, hareketini ve dolayısıyla şehir trafiğine aktif olarak katılmayı veya makinaların kullanılmasını güçleştirebilir. Bu durum daha çok tedavinin başında veya alkolle alındığı zaman söz konusudur.

 

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.