Grubu Beşeri Yerli İlaç
Alt Grubu İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
Firma Koçak Farma İlaç ve Kimya Sanayi A.Ş.
Marka TAKSEN
Etken Madde Kodu SGKFHY-PAKLITAKSEL Parenteral
Ambalaj Miktarı 1
Ambalaj AMPUL-FLAKON/AMBALAJ
ATC Kodu L01CD01
ATC Açıklaması Paklitaksel
NFC Kodu QC
NFC Açıklaması Parenteral İnfüzyon Flakonları/Şişeleri
Kamu Kodu A11351
Patent Jenerik
Satış Fiyatı 387,5 TL (18 Şubat 2019) - Fiyat Geçmişi
Önceki Fiyatı 312,65 TL (18 Ocak 2019)
Kurumun Ödediği 141,65 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eş Değer Kodu E275B
Durumu Şuan eczanelerde satılıyor.
Barkodu

İlaç Etken Maddeleri

İlaç Eşdeğerleri (Muadilleri)

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Taksen doz aşımının bilinen bir antidotu yoktur. Doz aşımının başlıca komplikasyonları, kemik iliği supresyonu, periferal nörotoksisite ve mukozittir. Pediatrik hastalardaki doz aşımı etanol toksisitesi ile bağlantılıdır.

Endikasyonlar

Over kanseri :

  • Taksen, ilerlemiş veya metastatik over kanserinin birinci basamak tedavisinde platin içeren bir preparat ile kombine olarak endikedir.
  • Taksen,  ilerlemiş veya metastatik over kanserinin ikinci seçenek tedavisinde endikedir.

Meme kanseri:

  • Taksen’in nod-pozitif meme kanserinin adjuvan tedavisinde Antrasiklin ve Siklofosfomid tedavisini takiben kullanımı endikedir.
  • Taksen, ilerlemiş yada metastatik meme kanserinin ilk seçenek tedavisinde, Antrasiklin tedavisinin uygun olduğu hastalarda, bir antrasiklinle kombine olarak veya Antrasiklin tedavisisnin uygun olmadığı hastalarda tek ajan  olarak veya HER-2’si kuvvetli pozitif  (immuohistokimyasal yöntemle 3 pozitif veya FISH tekniği ile pozitif) olduğu tayin edilen hastalarda trastuzumab ile kombine endikedir.
  • Taksen, kombinasyon kemoterapisinin başarısız olduğu metastatik meme kanserinin ikinci seçenek tedavisinde endikedir. Uygulanan ilk seçenek tedavisinde klinik açıdan kontrendikasyon bulunmadıkça bir antrasiklin yer almalıdır.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri:

Taksen, potansiyel olarak küratif ameliyatın ve/veya radyasyon tedavisinin uygun olmadığı küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin ilk seçenek tedavisinde platin içeren bir preparat ile kombine olarak endikedir.

 

Kaposi sarkomu:

Taksen, AIDS’e bağlı  kaposi sarkomunun  ikinci basamak tedavisinde endikedir.

Farmakodinamik Özellikler

Paklitaksel, tübülin dimerlerinden mikrotübül toplanmasını artıran ve depolimerizasyonu önleyerek mikrotübülleri stabilize eden antimikrotübül bir ajandır. Bu stabilizasyon sonucu, hayati interfaz ve mitotik hücre fonksiyonları için önemi olan mikrotübül ağının normal dinamik reorganizasyonunu inhibe eder. Paklitaksel ayrıca hücre siklusu boyunca anormal mikrotübül demetlerinin oluşumunu ve mitoz esnasında mikrotübül multipl asterlerini indükler. 

Farmakokinetik Özellikler

Emilim:

İntravenöz uygulanışından sonra paklitakselin plazma konsantrasyonları bifazik düşüş gösterir. Başlangıçtaki hızlı düşüş, periferal bölümlere dağılımı ve ilacın eliminasyonunu gösterir. 24 saatlik infüzyonla 135 – 175 mg/m2’lik dozların uygulandığı hastalarda görülen total vucüt klerensi, sırasıyla 21.7 – 23.8 L/saat/m2, doruk plazma konsantrasyonu 195 ya da 365 ng/ml, eğri altı alanı (EAA) ise 6300 ve 7993 ng/saat/ml’ken. 3 saatlik infüzyonla görülen total vücut klirensi, sırasıyla 17.7 – 12.2 L/saat/m2, doruk plazma konsantrasyonu  2.17 ya da 3.65 μg/ml ve eğri altı alanı (EAA) ise 7952 ve 15,007 ng/saat/ml’dir.

 

Dağılım:

IV uygulamayı takiben paklitaksel tüm vücut sıvılarına ve dokularına dağılır. 24 saatlik infüzyonla 135 ya da 175 mg/m2’lik dozlarda paklitaksel verilen hastalarda kararlı durum dağılım hacmi, 227 – 688 L/m2’dir ve bu da paklitakselin ekstravasküler dağılımının yaygın olduğunu ve/veya dokulara bağlandığını gösterir. Paklitaksel, merkezi sinir sistemine penetre olmaz, fakat IV infüzyonu takiben askitik sıvılarda tespit edilmiştir. İlacın ortalama  % 89 – 98’ u plazma proteinlerine bağlanır. Dağılım yarı ömrü ortalama 0.34 saat ve eliminasyon yarı ömrü ortalama 5.8 saattir. 3 saatlik IV infüzyon ile 175 mg/m2’lik paklitaksel alan hastalarda dağılım yarı ömrü ortalama 0.27 saat ve eliminasyon yarı ömrü ortalama 2.33 saattir. 15 – 285 mg/m2 dozlarında 1 ve 6 saatlik infüzyonları takiben ortalama terminal yarı ömrü 5.3 – 17.4 saattir. 

 

Biyotransformasyon:

Paklitaksel karaciğerde metabolize edilir. En önemli metaboliti, 6α-hidroksipaklitakseldir ve sitokrom P450 izoenzimi CYP2C8 ile metabolize edilir, ayrıca CYP3A4 ile iki minör metabolit olan 3’-p-hidroksipaklitaksel ve 6α,3’-p-hidroksipaklitaksele dönüşür.

 

Eliminasyon:

Paklitaksel ve metabolitleri, safra eliminasyonu ile feçesle atılır. Üriner atılımı minimumdur. Uygulanan dozun % 10’undan azı değişmemiş olarak idrarla atılır. 1-6 ya da 24 saatlik IV infüzyonu takiben dozun % 1.3-12.6’sı değişmemiş ilaç olarak idrarla atılır.

Paklitaksel eliminasyonu üzerine renal ve/veya hepatik yetmezliğin etkisi tam olarak açıklanamamıştır. Paklitaksel, temel olarak karaciğerde metabolize edilir ve sınırlı veriler, paklitaksel klerensinin hepatik yetmezliği olan hastalarda azaldığını göstermektedir.

 

Doğrusal/doğrusal olmayan durum:

Artan dozlarda uygulanan 3 saatlik infüzyonlar lineer olmayan bir farmakokinetik göstermiştir. 

Farmasötik Şekli

Flakon (enjeksiyonluk çözelti)

Formülü

Beher 1 ml’ de  6 mg Paklitaksel, 527,000 mg saf polioksil 35 hint yağı, 397,600 mg etanol anhidr. içerir.

İntravenöz uygulamadan önce parenteral solüsyonlarla seyreltilmelaidir.

İlaç Etkileşmeleri

Paklitaksel klerensi, simetidinin önce uygulanmasından etkilenmez.

 

Over kanserinin birinci basamak tedavisi için önerilen Taksen rejimi, sisplatinden önce verilmelidir. Taksen, sisplatinden önce verildiğinde, Taksenin güvenlik profili, tek ajan olarak kullanıldığında bildirilenle uyumludur. Taksen, sisplatinden sonra verildiğinde  hastalarda daha belirgin miyelosupresyon ve paklitaksel klerensinde yaklaşık % 20 azalma görmüştür. Taksen ve sisplatinle tedavi edilen hastalarda, jinekolojik kanserler için tek başına sisplatin kullanımı ile karşılaştırıldığında böbrek yetmezliği riskinde artış olabilir.

 

Paklitaksel ve doksorubisin birbirine yakın zamanlarda verildiğinde doksorubisin ve metabolitlerinin eliminasyonunun azalmasından dolayı Taksen, metastatik meme kanserinin başlangıç tedavisi için doksorubisinden 24 saat sonra uygulanmalıdır. 

 

Paklitaksel metabolizması, sitokrom P450 CYP2C8 ve 3A4 izoenzimleri tarafından katalize edilir. Klinik çalışmalar, paklitaksel’in 6α-hidroksipaklitaksel’e çevrilmesi için CYP2C8 ile yönetilen metabolizmasının insanlardaki en büyük metabolizma yolu olduğunu göstermiştir. CYP3A4’ün baskın inhibitörü olarak bilinen ketokonazol’ün eş zamanlı uygulanması, paklitaksel’in eliminasyonunu elimine etmez, bu nedenle iki ilaç da doz ayarına gerek olmadan birlikte uygulanabilir. Paklitaksel ve diğer CYP3A4 subtratları/inhibitörleri arasındaki ilaç etkileşimleri üzerine ilave veriler sınırlıdır. Bu nedenle CYP2C8 veya 3A4 inhibitörü (örn. Eritromisin, fluoksetin, gemfibrozil) ya da indükeri (örn. Rifampisin, karbamazepin, fenitoin, fenobarbital, efavirenz, nevirapin) olarak bilinen ilaçlar ile paklitaksel eş zamanlı uygulandığı zaman dikkatli olunmalıdır.

 

CYP2C8 inhibitörleri (örn. Atazanavir, gemfibrozil, ritonavir), CYP2C9 inhibitörleri (örn. Delavirdin, flukonazol, gemfibrozil, ketokonazol, nikardipin, NASID’ler, sülfonamidler, tolbutamid) ve CYP3A4 inhibitörleri (örn. Azol antifungaller, klaritromisin, diklofenak, doksisiklin, eritromisin, imatinib, izoniyazid, nefazodon, nikardipin, propofol, proteaz inhibitörleri, kinidin, telitromisin, verapamil) paklitaksel düzeylerini/etkilerini artırabilir.

 

CYP2C8 ve 2C9 indükleyicileri (örn. Karbamazepin, fenobarbital, fenitoin, rifampin, rifapentin, sekobarbital),  CYP3A4 indükerleri (örn. Aminoglutemid, karbamazepin, nafsilin, nevirapin, fenobarbital, fenitoin, rifampisinler) paklitaksel düzeylerini/etkilerini azaltabilir.

Kontraendikasyonlar

Taksen, paklitaksel ya da formülasyondaki herhangi bir maddeye, özellikle polioksietil hint yağına karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Taksen, gebelik ve laktasyon döneminde kontrendikedir ve nötrofil sayısı <1,500/mm3 olan  hastalarda kullanılmamalıdır. 

Kullanım Şekli Ve Dozu

Taksen infüzyonundan önce tüm hastalara kortikosteroidler, antihistaminkler ve H2 reseptör antagonistleri verilmelidir.


Ön tedavi

Dozaj

Taksen öncesi uygulama

Deksametazon

20 mg oral* ya da IV

Oral: Yaklaşık 12 ve 6 saat önce

IV: 30-60 dakika önce

Difenhidramin**

50 mg IV

30-60 dakika önce

Simetidin ya da Ranitidin

300 mg IV

50 mg IV

30-60 dakika önce

*Kaposi sarkomlu hastalar için 8-20 mg

**ya da bir histamin eşdeğeri, örn: klorfeniramin

 

Over kanseri

Birinci seçenek tedavisinde: Sisplatin ile kombinasyonu önerilmektedir. Her 3 haftada bir,    3 saaat süreyle intravenöz infüzyon yoluyla Taksen’in 175 mg/m2 uygulamasın takiben 75 mg/m2 sisplatin ya da 24 saat süreyle infüzyon yoluyla Taksen’in 135 mg/m2 uygulamasını takiben 75 mg/m2 sisplatin uygulanması önerilmektedir.

 

İkinci seçenek tedavisinde: Taksen’in önerilen dozu, tedavi kürleri arasında 3 haftalık ara bulunan 3 saat süreyle uygulanan 175 mg/m2’dir.

 

Meme kanseri

Meme kanseri tedavisinde 80 – 100 mg/m2 dozunda haftada bir kullanımı uygundur.

 

Adjuvan tedavisinde: Taksen’in önerilen dozu, antrasiklin ve siklofosfamid tedavisini takiben, her 3 haftada bir 4 kür halinde 3 saat süreyle uygulanan 175 mg/m2’dir.

 

Birinci seçenek tedavisinde: Doksorubisin (50 mg/m2) ile kombine kullanıldığında, Taksen doksorubisinden 24  saat sonra uygulanmalıdır. Taksen’in önerilen dozu tedavi kürleri arasında 3 haftalık arayla, 3 saat süreyle intravenöz uygulanan 220 mg/m2’dir. Trastuzumab ile kombine kullanıldığında Taksen’in önerilen dozu, tedavi kürleri arasında 3 haftalık arayla 3 saat süreyle intravenöz uygulanan 175 mg/m2’dir. Taksen infüzyonu, trastuzumabın ilk dozunu izleyen gün ya da önceki trastuzumab dozu iyi tolere edilmiş ise, trastuzumabın takip eden dozlarından hemen sonra yapılabilir.

 

İkinci seçenek tedavisinde: Taksen’in önerilen dozu, kürler arasında 3 haftalık arayla, 3 saat süreyle uygulanan 175 mg/m2’dir.   

 

Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri

Taksen’in önerilen dozu, her 3 haftada bir, 80 mg/m2 sisplatin uygulanımını takiben, 3 saat süreyle uygulanan 175 mg/m2’dir.

 

AIDS’e bağlı Kaposi Sarkomu

Taksen’in önerilen dozu her 2 haftada bir, 3 saat süreyle intravenöz infüzyon yoluyla uygulanan 100 mg/m2’dir.

 

Taksen’in takip eden dozları, her bir hastanın ilacı tolere edebilme özelliğine göre ayarlanmalıdır. Taksen nötrofil sayısı ≥1.500 mm3 (kaposi sarkomlu hastalar için ≥1.000 mm3) ve trombosit sayısı ≥100.000 mm3 (kaposi sarkomlu hastalar için ≥75.000 mm3) olmadan, yeniden uygulanmamalıdır. Şiddetli nötropeni (≥7 gün için nötrofil sayısı <500 hücre/mm3) ya da ciddi periferal nöropati durumundaki hastalarda doz, takip eden uygulamalarda %20 (kaposi sarkomlu hastalar için %25 azaltılmalıdır.

 

Not: Seyreltilmemiş  konsantrenin infüzyon solüsyonların hazırlanmasında kullanılan plastik PVC aletlerle temas etmemesi gerekir. Hastanın PVC infüzyon torbalarından, setlerinden ya da diğer tıbbi cihazlardan sızabilecek olan DEHP [di-(2-etilhekzil)ftalat] ile temasını en aza indirgemek için seyreltilen Taksen enjektabl solüsyonları cam veya polipropilen şişelerde ya da plastik torbalarda (polipropilan, poliolefin) saklanmalı ve polietilen kaplı uygulama setleri ile hastaya verilmelidir. Mikropor membranı 0.22 mikrondan büyük olmayan in-line filtre ile uygulanmalıdır. PVC kaplı tübün girişi ve çıkış ağzının kısa tutulduğu filtre sistemlerinde önemli DEHP sızıntısı olmamaktadır.

 

Hazırlama ve uygulama önlemleri:

Taksen, antineoplastik bir ilaçtır ve dikkatle kullanılmalıdır. Solüsyon seyreltmeleri özel alanlarda sorumlu personel tarafından aseptik koşullarda yapılmalıdır. Eldiven kullanılmalıdır. Deri ve mukoz membranlarla temas etmemesi için gereken önlemler alınmalıdır. Eğer deriyle temas ederse derhal su ve sabunla yıkanmalıdır. Deriyle teması yanma ve kızarıklığa yol açar. Mukoz membranlarla temas ederse bol suyla yıkanmalıdır. İnhalasyonu takiben dispne, göğüs ağrısı, boğazda yanma ve bulantı rapor edilmiştir.

 

İntravenöz uygulama için hazırlık:

Taksen infüzyondan önce % 0.9 enjektabl sodyum klorür, % 5 enjektabl Dekstroz, % 5 Dekstroz ve % 0.9 NaCl enjektabl ya da % 5 Dekstrozlu Ringer solüsyonu ile son konsantrasyon 0.3-1.2 mg/ml olacak şekilde aseptik tekniklerle seyreltilmelidir. Solüsyon oda sıcaklığında ve oda ışığında 27 saat stabil kalır. Seyreltilen solüsyonlar buzdolabında saklanmamalıdır. Genellikle 24 saatlik infüzyonun sonuna doğru solüsyonda çökme bildirilmiştir. Bu çökmenin sebebi henüz bilinmemekle beraber muhtemelen seyreltilen solüsyonun süpersatürasyonuna bağlıdır. Çökelti riskini azaltmak için Taksen, seyreltmeden hemen sonra kullanılmalı ve çok fazla çalkalanmamalıdır. İnfüzyon setleri kullanılmadan önce iyice durulanmalıdır. İnfüzyon sırasında solüsyonun görünümü düzenli aralarla kontrol edilmeli ve eğer çökelti varsa tedavi kesilmelidir. Solüsyon hazırlandıktan sonra formülün taşıyıcı maddesine bağlı olarak dumanlı bir görünüm olabilir ve bu durum filtrasyonla düzeltilemez. Taksen, mikropor membranı 0.22 mikrondan küçük olan in-line bir filtre eklenmiş IV infüzyon tüpü ile hastaya uygulanmalıdır. Bir in-line filtre ile I.V tüpünden geçen solüsyonda önemli bir potens kaybı kaydedilmemiştir.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

Taksen 30 mg/5 ml IV Enjektabl Çözelti İçeren Flakon, 5 ml x 1 multidozluk flakon ambalajlarda

Taksen 150 mg/25 ml IV Enjektabl Çözelti İçeren Flakon, 25 ml x 1 multidozluk flakon ambalajlarda

Ruhsat Sahibi

Koçak Farma İlaç ve Kimya Sanayi A.Ş.

Bağlarbaşı, Gazi Cad. No: 64-66

Üsküdar / İstanbul

Ruhsat Tarihi Ve Numarası

18.09.2009-220/99

Saklama Koşulları

15-30 o C arasındaki oda sıcaklığında, ışıktan koruyarak ambalajında saklanır.

 

Açılmamış Taksen enjektabl solüsyon flakonları original ambalajlarında 15-30oC’de saklanırsa üzerindeki son kullanma tarihine kadar stabil kalır. Buzdolabında saklanan açılmamış flakonlar oda sıcaklığına ulaşınca biraz çalkalamayla çözünen bir tortu oluşur. İlacın kalitesi etkilenmez. Eğer solüsyon bulanıksa ya da tortu çözülmüyorsa o flakon atılır. Dondurulan üründe olumsuz bir etki oluşmaz. Seyreltilen solüsyonlar buzdolabında saklanmamalıdır. İnfüzyon için seyreltilen solüsyon 25oC’ lik oda sıcaklığında 27 saatte kadar stabildir

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

Taksen 100 mg/17 ml IV Enjektabl Çözelti İçeren Flakon, 17 ml x 1 multidozluk flakon ambalajlarda

Uyarılar/Önlemler

Taksen Enjektabl solüsyon kanser kemoterapisi konusunda deneyimli bir doktorun gözetimi altında uygulanmalıdır. Önemli aşırı duyarlılık reaksiyonları gelişebileceğinden uygun destekleyici ekipmanların bulundurulması gerekir.

Seyreltilerek infüzyon şeklinde uygulanmalıdır.

Taksen bir platin bileşiği ile kombinasyon halinde verileceği zaman platin bileşiğinden önce verilmelidir.

 

Taksen ile tedaviden önce antihistaminik, kortikosteroitler ve H2 antagonistleriyle ön tedavi uygulanmalıdır.

 

Anafilaksi ve Aşırı duyarlılık reaksiyonları:

Tedavi gerektiren hipotansiyon ve dispne ile karakterize aşırı duyarlılık reaksiyonları, anjiyoödem ve generalize ürtiker ve anafilaksi, paklitaksel ile tedavi edilen hastaların % 2-4’ ünde görülmüştür. Ön tedaviye rağmen hastalarda nadiren fatal reaksiyonlar görülmüştür. Tüm hastalara kortikosteroid, difenhidramin ve H2 antagonistleri ile ön tedavi yapılmalıdır. Ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonu görüldüğünde tedavi hemen kesilmeli ve semptomatik tedavi başlatılmalı ve bir daha hastaya paklitaksel uygulanmamalıdır.

 

Kemik iliği supresyonu:

Kemik iliği supresyonu (özellikle nötropeni) doza ve uygulanan programa bağlıdır ve doz sınırlayan toksisitedir. Tedavi sırasında sık sık kan sayımı yapılmalıdır. Başlangıç nötrofil sayısı 1500/mm3’ den ve trombosit sayısı 100000/mm3’den az olan hastalara Taksen uygulanmamalıdır. Taksen ile yapılan bir kür tedavi sırasında ciddi nötropeni (500/mm3’ den az) gelişmesi halinde sonraki kürlerin dozunun  % 20 azaltılması önerilir.

 

Ağır kalp iletim anormallikleri:

Paklitaksel tedavisi sırasında nadiren ağır iletim anormallikleri kaydedilmiştir. Taksen uygulanması sırasında ciddi iletim anormallikleri gelişirse uygun tedavi başlatılmalı ve daha sonra Taksen uygulandığında devamlı olarak elektrokardiyografik gözlem yapılmalıdır.

 

Kardiyovasküler:

Paklitaksel uygulanması sırasında hipotansiyon, hipertansiyon ve bradikardi gözlenmiştir; bu etkiler genellikle asemptomatiktir ve çoğunlukla tedavi gerektirmez. Ciddi vakalarda, doktorun kararı doğrultusunda paklitaksel infüzyonlarının kesilmesi ya da ara verilmesi gerekebilir.Özellikle paklitaksel infüzyonunun ilk saatlerinde vital bulguların sık sık gözlenmesi önerilir. Ciddi iletim anormallikleri olan hastalar dışında devamlı elektrokardiyografik gözlem gerekli değildir.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserli hastalarda, over ya da meme kanserli hastalara göre ağır kardiyovasküler etkiler daha sıklıkla gözlenmiştir. Klinik bir çalışmada AIDS’e bağlı kaposi sarkomlu bir hastada, kalp yetmezliği bildirilmiştir.

Taksen metastatik meme kanserinin başlangıç tedavisinde doksorubisin ya da trastuzumab ile kombine uygulandığında kalp fonksiyonları özellikle izlenmelidir. Taksen’in bu kombinasyonlarda tedavisinin düşünüldüğü hastalarda, hastaların anamnez, fiziksel muayene, elektrokardiyogram (EKG) incelemelerini kapsayan kardiyak incelemeleri yapılmalıdır.  Hastanın kalp fonksiyonları tedavi süresince de izlenmelidir (örn. her üç ayda). Bu izleme kalp yetmezliği gelişen hastaların fark edilmesine yardımcı olabilir.  Tedavi sırasında, tedaviyi gerçekleştiren doktor ventriküler fonksiyon değerlendirme sıklığına karar verirken, uygulanan antrasiklin kümülatif dozunu mg/m2) dikkatle değerlendirmelidir. Testlerde, kalp fonksiyonlarında kötüleşme görülürse, asemptomatik bile olsa, irreversibl kardiyak hasar da dahil olmak üzere kardiyak hasar oluşması potansiyeline karşı, tedavinin sürdürülmesi ile sağlanacak klinik yararlar, ilgili doktor tarafından dikkatle değerlendirilmelidir. Tedavinin devam edilmesine karar verilirse, kalp fonksiyonları daha sık izlenmelidir (örn: her 1-2 siklusda). 

 

Sinir sistemi:

Her ne kadar periferal nöropati insidansı yüksekse de ciddi semptomlar nadiren ortaya çıkar. Ciddi vakalarda daha sonraki tüm paklitaksel kürlerinde dozun % 20 (kaposi sarkomlu hastalar için %25) azaltılması önerilir. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserli hastalar ve over kanserli hastalarda birinci basamak tedavisinde 3 saat süreyle infüzyon yoluyla uygulananTaksen’in sisplatin ile kombinasyonunun nörotoksisite insidansı, Taksen’in tek başına uygulanımı ya da siklofosfamidi takiben sisplatin uygulanımna oranla daha yüksektir.

 

Taksen anhidr etanol içerir ve bu nedenle bütün hastalarda etanolün MSS üzerine olası etkileri ve diğer etkileri dikkate alınmalıdır. Çocuklar etanolün etkilerine yetişkinlerden daha duyarlı olabilir.

 

Hepatik yetmezliği:

Paklitaksel toksisitesinin karaciğer enzimleri yüksek olan hastalarda arttığına dair bulgular vardır. Taksen orta dereceli ve ciddi karaciğer yetersizliği olan hastalara uygulandığında dikkatli olunmalı ve doz ayarlamasına dikkat edilmelidir. Ciddi karaciğer yetmezliği olan hastalara uygulanmamalıdır.


Enjeksiyon yeri reaksiyonu:

Taksen’in intraarteryal uygulamasından özellikle kaçınılmalıdır. Lokal toleransın araştırıldığı hayvan çalışmalarında intraarteryal uygulamayı takiben ciddi doku reaksiyonları bildirilmiştir.

 

Ekstravazasyona sekonder reaksiyonlar dahil, enjeksiyon yeri reaksiyonları genellikle hafif olmuş ve eritem, yumuşaklık, deride renk değişmesi ya da enjeksiyon yerinde terleme şeklinde kendini göstermiştir. Bu reaksiyonlar 24 saatlik infüzyonla 3 saatlik infüzyonda olduğundan daha sık gözlenmiştir. Farklı bir yerde farklı bir bölgeye taksen uygulanmasını takiben daha önce ekstravazasyon olan bir yerde deri reaksiyonlarının tekrarı nadiren bildirilmiştir. Paklitaksel alan hastalarda flebit, selülit, indurasyon, deride eksfolyasyon, nekroz ve firoz gibi daha ciddi olaylar nadiren bildirilmiştir. Bazı vakalarda enjeksiyon yeri reaksiyonları ya uzun süreli bir infüzyon sırasında ortaya çıkmış ya da bir hafta ile on gün geç görülmüştür. Halen ekstravazasyon reaksiyonları için bilinen bir tedavi yoktur. Ekstravazasyon olasılığı bulunduğuna gore ilaç uygulanması sırasında infüzyon yerinin yakından gözlenerek infiltrasyon olasılıklarının kontrol edilmesi önerilir.

 

Gastrointestinal sistem:

Psödomembranöz kolit, eş zamanlı antibiyotik tedavisi görmeyen hastaların da dahil olduğu vakalarda nadir olarak bildirilmiştir. Bu reaksiyon, Taksen ile tedavi süresince yada tedaviden kısa süre sonra görülen ciddi yada devamlı diyare vakalarında  ayırıcı tanı olarak dikkate alınmalıdır.

Kaposi sarkomlu hastalarda, ciddi mukozit nadirdir. Ciddi reaksiyonlar gelişirse, paklitaksel dozu %25 azaltılmalıdır.

 

Solunum sistemi:

Akciğerde radyasyon tedavisi ile kombine uygulanan Taksen ürünlerin uygulama sırasından bağımsı olarak intestisyel pnömoni gelişimine neden olabilir.

 

Yardımcı maddeler ile ilgili bilgiler:

  • Taksen her mililitrede 527 mg saf polioksil hint yağı (kastor yağı) içerir ve bu maddeye bağlı ciddi alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.
  • Taksen, hacminin yaklaşık %50’si kadar, doz başına 20 g’a kadar etanol (alkol) içermektedir. Yani her dozda yaklaşık yarım litre biraya  ve büyük bir bardak (216 ml) şaraba eşdeğer etanol vardır.  Alkol bağımlılığı olanlar için zararlı olabilir. Hamile veya emziren kadınlar, çocuklar ve karaciğer hastalığı yada epilepsi gibi yüksek risk grubundaki hastalar için dikkate alınmalıdır.

Pediatrik kullanımı:

Pediatrik hastalarda etkinliği ve güvenirliliği saptanmamıştır.

 

Yaşlılarda kullanımı:

65 yaş ya da üzerindeki hastalarda yapılan çalışmaların çoğunda ciddi miyelosüpresyon yaşlı hastalarda daha sık görülmüştür. Bazı çalışmalarda da ciddi nöropati yaşlı hastalarda daha yaygın görülmüştür. Etkinlikle ilgili tahminler, yaşlı ve genç hastalarda aynı gibi görünmüştür, ancak çalışmaya katılan yaşlı hasta sayısının düşük olması nedeniyle karşılaştırmalı etkinlik kesin olarak belirlenememiştir.

 

Gebelik ve Laktasyonda Kullanım(kategori D)

 

Taksen hamile bir kadına verildiğinde fetusa zarar verebilir. Taksen’in enbriyo ve fetus üzerinde toksik olduğu tavşanlarda ve fertiliteyi azalttığı da sıçanlarda gösterilmiştir. Hamileler üzerinde çalışma yapılmamıştır. Diğer sitotoksik ilaçlarda olduğu gibi fetusa zarar verebileceğinden hamilelik sırasında kullanımı kontrendikedir. Taksen ile tedavi sırasında kadınlara hamile kalmamaları tavsiye edilir, eğer hasta hamile kalırsa hemen doktoruna bildirmelidir.

 

Laktasyonda kullanımı: İlacın anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Taksen emzirme sırasında kontrendikedir. Taksen tedavisi sırasında emzirmeye son verilmelidir.

 

Araç ve Makine Kullanımı Üzerine Etkileri:

Taksen alkol içerdiği için MSS üzerine olası etkileri ve diğer etkileri göz önünde tutulmalıdır.

Üretim Yeri

Koçak Farma İlaç ve Kimya Sanayi A.Ş.

Organize Sanayi Bölgesi

Çerkezköy / Tekirdağ

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Yan etkilerin sıklığı ve şiddeti genellikle paklitaksel alan tüm hastalarda benzerdir.

 

Hematolojik: Paklitakselin doz kısıtlayıcı en önemli toksisitesi kemik iliği supresyonudur. En önemli hematolojik toksisite olan nötropeni doza ve plana bağlı olmuş ve genellikle hızla reversibl olmuştur. Nötropenide kümülatif ilaç alımı ile artış olmamıştır ve daha önce radyasyon tedavisi almış hastalarda daha sık veya daha şiddetli olarak ortaya çıkmamıştır. Trombositopeni, genel ve hemen hemen ciddi (< 50,000 /mm3) değildir. Hastaların % 20’ sinin trombosit sayıları tedavideyken en az bir kere 100,000 /mm3’ ün altına düşmüştür, % 7’ sinin trombosit sayısı en kötü < 50,000 /mm3 düzeyinde olmuştur. Kanama episodları bütün kürlerin % 4’ünde ve bütün hastaların % 14’ ünde bildirilmiştir fakat hemorajik episodların çoğunluğu lokalize olmuş ve bu olayların sıklığı paklitaksel dozuna ve planı ile bağlantılı değildir.

 

Anemi, bütün hastaların % 78’ inde görülmüştür ve tüm vakaların % 16’ sında ciddi boyuttadır. Aneminin görülme sıklığı paklitaksel dozu ya da planı ile bağlantılı bulunmamıştır.

 

Ateş sık görülmüştür (bütün tedavi kürlerinde % 12). Enfeksiyon episodları bütün hastaların % 30’unda ve bütün kürlerin % 9’unda meydana gelmiştir, bu episodlar bütün hastaların % 1’ inde fatal olmuş ve sepsis, pnömoni ve peritonit dahildir. Idrar yolu enfeksiyonları ve üst solunum yolu enfeksiyonları en sık bildirilen enfeksiyöz komplikasyonlar olmuştur.

 

Aşırı duyarlılık reaksiyonları: Paklitaksel injeksiyonundan önce ön tedavi alan bütün hastalarda aşırı duyarlılık reaksiyonları gözlenmiştir. Aşırı duyarlılık reaksiyonlarının şiddeti ve sıklığı paklitaksel dozu ve planından etkilenmemiştir. Aşırı duyarlılık bütün kürlerin % 20’ sinde ve bütün hastaların % 41’ inde görülmüştür. Bu reaksiyonlar hastaların % 2’ sinden daha azında ve kürlerin % 1’ inde şiddetli seyretmiştir.  3. kürden sonra ciddi reaksiyonlar görülmemiş ve şiddetli semptomlar genellikle paklitaksel infüzyonunun birinci saatinde görülmüştür. Bu ciddi reaksiyonlar sırasında en sık gözlenen semptomlar dispne, hipotansiyon, terleme, göğüs ağrısı, taşikardi ve anjiyoödem ve generalize ürtiker olmuştur. Minör aşırı duyarlılık reaksiyonları çoğunlukla terleme (%28), döküntü (%12), hipotansiyon (%14), dispne (%2), taşikardi (%2) ve hipertansiyon (%1) olmuştur. Aşırı duyarlılık reaksiyonlarının sıklığı tüm tedavi periyodu boyunca relatif olarak sabit kalmıştır.

 

Nadiren, paklitaksel alan hastalarda aşırı duyarlılık reaksiyonları ile bağlantılı titreme ve sırt ağrısı bildirilmiştir.

 

Kardiyovasküler: Hipotansiyon ve bradikardi, paklitakselin en sık görülen kardiyovasküler yan etkileridir. Bütün hastaların % 12’ sinde ve uygulanan bütün kürlerin % 3’ ünde infüzyonun ik 3 saati içinde hipotansiyon görülmüştür. Bütün hastaların % 3’ ünde ve bütün kürlerin % 1’ ünde infüzyonun ilk 3 saati içinde bradikardi görülmüştür. Faz 3 ikinci seçenek over çalışmalarında ne dozun ne de planın hipotansiyon ve bradikardi sıklığı üzerinde bir etkisi olmamıştır. Paklitaksele bağlı bradikardi ve hipotansiyon episodları hiç bir semptoma sebep olmamış ve ne spesifik tedavi ne de tedavinin kesilmesini gerektirmemiştir. Hipotansiyon ve bradikardi sıklığı daha önceki antrasiklin tedavisinden etkilenmemiştir.

 

Paklitaksel uygulaması sırasında hastalarda aşırı duyarlık reaksiyonu ile bağlantılı hipertansiyon sıklıkla görülmüştür. Bazen, paklitaksel infüzyonuna ara verilmesi ya da kesilmesi gerekli olmuştur. Özellikle paklitaksel infüzyonunun ilk birinci saatinde paklitaksel alan bütün hastalarda kan basıncı dahil vital bulguların sık sık izlenmesi önerilmektedir.

 

Elektrokardiyogram (EKG) anormallikleri başlangıçta hastalar arasında sık görülmüştür. Çalışmalardaki EKG anormallikleri genellikle semptomlarla sonuçlanmamıştır, doz-sınırlayıcı olmamıştır, ve bir girişim gerekmemiştir.  En sık rapor edilen EKG modifikasyonları non-spesifik repolarizasyon anormallikleri, sinus bradikardi, sinus taşikardi ve premature vuruşlardır. Başlangıç EKG’ leri normal olan hastalarda, daha önceki antrasiklin tedavisi EKG anormalliklerinin sıklığını etkilememiştir. Muhtemelen tek ajan paklitaksele bağlı olan önemli kardiyovasküler olaylar bütün hastaların yaklaşık % 1’inde ortaya çıkmıştır. Bu olaylar senkop, ritim anormallikleri, hipertansiyon ve venöz trombozdur. 

 

Nadiren miyokard infarktüsü kaydedilmiştir. Önemli miktarda antrasiklinler ile olmak üzere diğer kemoterapi ajanlar ile tedavi gören hastalarda konjestif kalp yetmezliği kaydedilmiştir. Paklitaksel alan hastalarda nadiren atriyal fibrilasyon ve supraventriküler taşikardi bildirilmiştir.

 

Solunum: Paklitaksel alan hastalarda nadiren interstisyel pnömoni, akciğer fibrozu ve pulmoner embolism raporlanmıştır. Aynı anda radyoterapi alan hastalarda da nadiren radyasyon pnömonisi ve interstisyel pnömoni bildirilmiştir.

 

Nörolojik: Nörolojik belirtilerin sıklığı ve şiddeti doza bağlı olmuş, fakat süresinden etkilenmemiştir. Periferal nöropati bütün hastaların % 60’ında (% 3’ünde ciddi) ve daha önce nöropati geliştirmeyen hastaların % 52’ sinde (% 2’si ciddi)görülmüştür. Periferal nöropati sıklığı kümülatif dozla artmıştır. Nörolojik semptomlar hastaların % 27’sinde tedavinin ilk küründen sonra ve % 34-51’ inde 2. ve 10. kür arasında görülmüştür. Periferal nöropati bütün hastaların % 1’inde paklitakselin kesilme nedeni olmuştur. Paklitaksel tedavisinin kesilmesi ile birlikte birkaç ay içinde duygusal semptomlar iyileşmiş ya da kaybolmuştur. Daha önceki tedaviler sonucu oluşmuş nöropatiler paklitaksel tedavisi için kontrendikasyon değildir.  Paklitaksel uygulamasını takiben periferal nöropatiden başka nadir olarak ciddi nörolojik yan etkiler (< % 1) görülmüştür ve bunlara grand mal nöbetler, sinkop, ataksi ve nöroensefalopati dahildir. Paklitaksel alan hastalarda otonom nöropati sonucu paralitik ileus ve motor nöropati ve buna bağlı minor distal zayıflık nadir olarak kaydedilmiştir.

 

Optik: Özellikle yüksek doz paklitaksel alan hastalarda paklitaksel uygulamasını takiben görme keskinliğinde kayıp bildirilmiştir. Önerilenden daha yüksek dozda ilaç alan hastalarda optik sinir ve/veya görsek bozukluklar (scintillating scotomata) görülmüştür. Bu etkiler genellikle reversibl olmuştur.

 

Artralji/Miyalji: Tek ajan çalışmalarında tedavi edilen hastaların % 60’ ında artralji ve miyalji oluşmuştur; % 8’ inde semptomlar ciddi olmuştur. Artralji ve miyalji sıklığı ve şiddeti arasında hiç bir tutarlı bağlantı kurulamamıştır.  Semptomlar genellikle paklitaksel uygulamasından sonra iki üç gün içinde gelişir ve birkaç gün içinde ise kaybolur.  Kas iskelet semptomlarının sıklığı ve şiddeti tedavi süresince değişmeden kalmıştır.

 

Hepatik: Karaciğer fonksiyon anormallikleri ve paklitaksel dozu veya planı arasında bir ilişki tespit edilmemiştir. Başlangıç karaciğer fonksiyonları normal olan hastaların % 7, % 22 ve % 19’unda sıraısyla bilirubin, alkalin fosfataz ve AST (SGOT) artışları görülmüştür. Karaciğer fonksiyonlarında hafif bir anormallik olan hastalara 3-saatlik infüzyonla verilen paklitakselin anormal karaciğer fonksiyonlarının alevlenmesine neden olduğunu gösteren bir kanıt yoktur. Uzun süreli paklitaksel alımı kümülatif hepatik toksisite ile ilişkili değildir. Paklitaksel alan hastalarda hepatik nekroz ve hepatik ensefalopatinin neden olduğu ölüm nadiren kaydedilmiştir.

 

Gastrointestinal: Sırasıyla hastaların % 52, % 38 ve % 31’inde bulantı, kusma, diyare ve mukozit görülmüştür. Bu belirtiler genellikle hafif ve orta şiddette olmuştur. Mukozit plana bağlı olmuş ve 24 saatlik infüzyonla 3-saatlik infüzyonla olduğundan daha sık görülmüştür. Paklitaksel alan hastalarda barsak tıkanıklığı/perforasyon, pankreatit, iskemik kolit ve dehidratasyon nadiren görülmüştür. Paklitaksel ile tek başına ve diğer kemoterapötik ajanlarla kombine olarak tedavi edilen hastalarda G-CSF’nin birlikte uygulanmasına rağmen nadiren nötropenik enterokolit (tiflit) gözlenmiştir.

 

İnjeksiyon yeri reaksiyonu: Ekstravazasyona sekonder reaksiyonlar dahil enjeksiyon yeri reaksiyonları genellikle hafiftir ve eritem, yumuşaklık, deride renk değişimi ya da enjeksiyon yerinde terleme ile karakterizedir. Bu reaksiyonlar 24 saatlik infüzyonla 3 saatlik infüzyonla olduğundan daha sık görülmüştür. Farklı bir bölgeye paklitaksel uygulanmasını takiben daha önce ekstravazasyon olan bir yerde deri reaksiyonlarının tekrarı nadiren rapor edilmiştir. Ekstravazasyon olasılığı göz önünde bulundurulduğu zaman ilaç uygulaması sırasında infiltrasyon olasılığı bakımından infüzyon yerinin yakından gözlenmesi önerilir. Flebit, selülit, indurasyon, nekroz ve fibroz gibi daha ciddi lokal etkileri nadiren bildirilmiştir. Bazı hastalarda enjeksiyon yeri reaksiyonunun ortaya çıkması ya uzun süreli bir infüzyon sırasında ortaya çıkmış ya da bir hafta ve on günlük bir gecikme görülmüştür.

 

Diğer klinik olaylar: Hemen hemen bütün hastalarda (% 87) alopesi görülmüştür. Paklitaksele bağlı aşırı duyarlılık reaksiyonlarından dolayı deride geçici değişiklikler gözlenmiştir, ancak paklitaksel uygulaması ile diğer deri reaksiyonları önemli derecede olmamıştır. Tırnak değişiklikleri (tırnak yatağında pigmentasyon ya da renk değişimi) nadiren görülmüştür (% 2). Ödem, bütün hastaların % 21’inde bildirilmiştir (bunların % 17’sinde başlangıç ödemi yoktu); sadece % 1’inde ciddi ödem olmuş ve bu hastaların hiç birinde tedavi kesilmemiştir. Ödem sıklıkla fokal ve hastalığa bağlı olmuştur. Başlangıç değerleri normal olan hastalarda bütün kürlerin % 5’inde ödem görülmüş ve çalışmada zamanla artmamıştır.

 

Ayrıca paklitaksel alan hastalarda makülopapüler döküntü ve prurit bildirilmiştir.

 

Paklitaksel alan hastalarda asteni ve halsizlik görülmüştür.

 

Paklitaksel alan hastalarda nadiren konjunktivit ve lakrimasyonda artış bildirilmiştir.

 

“BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ”